ArşivGündemKöşe YazılarıManşet

Meclis istikbal değil, hizmet yeridir!

bekirbatu1

SARIYER GAZETESİ Genel Yayın Yönetmeni Bekir Batu yazdı

7 Haziran tarihinde Türkiye bir kez daha sandık başına gidecek. 2002 yılından beri ülkeyi tek başına yöneten AK Parti’ye “tamam” ya da “devam” diyeceğiz. Sokakta ya da kulislerde, seçimleri hangi partinin kazanacağından çok, meclise kimlerin gidip kimlerin gidemeyeceği konusu daha çok merak ediliyor. Heyecan partiler bazında değil, sadece isimler bazında yoğunlaşıyor. Herkes bir tanıdığının ya da kıyıdan köşeden de olsa “merhaba” diyebildiği bir adayın meclise girmesini istiyor.

Aslında pek çoğumuz, mecliste olup da 4 yıldır yüzlerini bile görmediğimiz, seslerini dahi duymadığımız birçok tanıdığımızı yıllar sonra seçimler vesilesiyle ve dünya gözüyle tekrar görebilme şansı bulmuş olacağız. Seçimler, vekillerin hiç değilse 4 yılda bir olsa da halkı hatırlaması ve akıllarına getirmesinin vesilesidir. Seçimden sonra bir daha o vekilleri görme şansımız olmasa bile, hiç değilse ara sıra attıkları facebook ve twitter paylaşımları sayesinde onlardan haberdar olmaya başlarız. Kimisini Başbakan’ın hemen arkasında birbirlerini omuz darbeleriyle itmeye çalışan yalaka grubunun arasında, kimisini ayaküstü bir ortamda parti liderinin elini sıkmaya çalışırken, kimilerini de hatırı sayılır simaları makamlarında ziyaret ederken… Daha hırçın olanlarını ise, meclisteki yumruklaşmalar esnasında can hıraş bir haldeyken çekilmiş ve gazete kupürlerine girmiş bir fotoğraf karesi ortasında görebiliriz…

Meclise gönderdiklerimizden sadece sosyal medyada paylaştığı fotoğraflar sayesinde haberdar olurken, 4 yılda bir yapılan seçimler olmasa yüzlerini ömür boyu görme imkanı bulamayacağımız milletvekillerimiz ortadayken, halkın parasını hortumlamayı başarı olarak gören bir anlayış gelenek haline getirilmişken, içinde yaşadığımız sorunlarımıza çözümler bulunacağına inanıp kendimizi boş yere kandırmayalım.

Seçimler, milletvekillerini halkın ayağına gitmeye mecbur bırakmasa, neredeyse vekillerimizin hayatta olup olmadıklarından bile haberdar olamayacağız. Milletvekilliği; vatana – millete hizmet etmekten çok “kendi gemisini kurtaran kaptan” anlayışı haline gelmişken, “Meclise kapağı atıp ömür boyu bol sıfırlı maaş alırım, hem kendimin hem çocuklarımın hayatını kurtarırım” beklentisine dönüşmüşken gelecekten umutlu olmak maalesef mümkün değil.

Kendi reklamını yapmak için birkaç bin lirayı gözden çıkarıp vekil adaylığına soyunanlar, “bu sayede ileride çok daha rahat iş takipçiliği yaparım” diyenler, “konu komşuya havamız olsun” deyip adaylık serüvenine atılanlar, “dostumu düşmanımı bir göreyim” diye düşünenler, “bu vesileyle beni belki başka bir göreve atarlar” diye beklenti içine girenler, “yıkılmadım ayaktayım” mesajı vermek isteyenler…

İşte şu sıralarda neredeyse her köşede görmeye alıştığımız bu aday profillerinden hiçbiri bizim gerçek adayımız ya da temsilcimiz olamaz. Zaten Türkiye bu hale geldiyse bu tarz anlayışların meclisi doldurmasından gelmedi mi? İşte bu yüzden 7 Haziran, yepyeni bir ruh ve yepyeni bir umut olsun istiyoruz…

bekirbatu@gmail.com

Daha fazla göster

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlgili İçerikler