Köşe YazılarıManşet

Süleyman İnce yazdı: Açık Mesaj

Sarıyer siyasetinin sevilen ve genç isimlerinden Süleyman İnce siyasete dair önemli mesajlar içeren bir yazı kaleme aldı. İşte İnce'nin verdiği mesajlar;

SARİYERGAZETESİ.COM – SÜLEYMAN İNCE- KÖŞE YAZISI

Tüm bu olanlar İmtihandır, aldırma sen yiğidim…

Şimdi:
Birileri kırılır diye, alınır diye, incinir diye, şanı, şöhreti, zenginliği, gösterişi var diye, ödünüz kopuyor!!!!
Yazık ki ne yazık…

Ağzı laf yapıyor,gücü parası var diye, üstüne varılırsa, bize bir şeyler olur, zarar görürüz, arkamız yok, dayımız yok, ağamız yok diye sus-pus, her şeyi sineye çekip oturmuş,size elini uzatacak birini bekliyorsunuz.Siz bu kafadayken, el uzatanın elini tutacağınızın da bir garantisi yok ya!…

Siz var ya siz,işte siz:
Zülfiyare dokunana Deli Dumrul dediniz!!!
Sizin için yakası yırtılana Deli Bekir dediniz!!!
O deli dediğiniz, Leyla’nın aşkına kendini çöllere vuran Mecnun değildi,sizin deli diye yiğide, yiğidin hasına denildiğini unutalı çok olmuş!..
Dert dökmeye Marko Paşa aradınız..
Haksızlık timsali Bolu Beyine karşı Köroğlu savaşsın, biz seyredelim dediniz…
Hiddet ve öfke timsali Timur’un yanına Nasreddin Hoca’yı, bir şey olursa bizden bilinmesin diye tek başına gönderdiniz!!!..

Zülfiyare dokunamadığınızın nedeni apaçık ortada değil mi???
Zülfiyare dokunmadan geç diye boşuna söylenmiş bir laf değil..
Çünkü, aba altından sopa gösterilmiş, zülfiyare dokunmaya başlayanlara…

Merhamet mi üstündür, yoksa adalet mi?
Bazen adalet,bazen merhamet yanlış kararlar verir…
Ne kadar yanlış yapılsa da yapılsın bize, biz birbirimizi iyi biliriz.
Biz kimin kime, ne yanlış yaptığını ise çok daha iyi biliriz…

Eğer adalet eşitlik olsaydın, kimse bir şey olamazdı, adalet layıkıyla hükmetmektir, yönetmektir, bu liyakatı kardeşlerin bir birine davranışı belirler, kardeşler bir birine nasıl davranıyorsa, liderde kardeşler arasındaki adaleti öyle belirler…

Kardeşlik değer verdiğin insanların sözüne saygı duyup dinlemek ve değerlendirmektir. Adalet ise bunun sonucunda yönetmektir, lider kendine itaat edilmesini ister, bu onun en doğal hakkıdır…

Kardeşlik cesarettir, kardeşlik inanmaktır, kardeşlik güvenmektir, kardeşlik paylaşmakır, kardeşlik savunmaktır, kardeşlik sadakattir…

Lider intikam duyguları ile yönetmez, lider geçmişi konuşmaz, geçmişin hesaplarını gütmez, geçmişe saplanıp kalmaz ama geçmişi de unutmaz…

Bunlar;
Başköşelerde olduğu ve oturduğu müddetçe, gemisini karada, havada, denizde yürüten Kaptanların, bana dokunmayan yılan dilediği kadar yaşasın diyenlerin kendilerine göre işleri rast gidiyor…
Tekerlerine çomak sokan olduğunda da, her biri ciyak ciyak başlıyor bağırmaya, Zülfiyare dokunmadan geç dememiş miydik, kavlimiz böyle değil miydi diye…

Rüyanızda göremeyeceğiniz makamlara, mevkilere geldiniz. Birçoğunuza da Allah, “yürü ya kulum” dedi; siz de maşallah, dörtnala koştunuz. Öyle hızlı koştunuz ki, ayaklarınız altında kalan, hatta çiğnediğiniz insanların farkına bile varamadınız…
Durduramıyorduk; mütemadiyen koşuyordunuz….

Koştukça da değişiyordunuz. Değiştikçe de çiğnemeyeceğiniz hiçbir değer kalmıyordu. Dahası cenazelerde bile “piyasa” yapmaya başlamıştınız…
O kadar ki, “bunlar bu hızla giderlerse, mevtayı musalla taşında unuturlar” diye korkmuştum…

Her insan kendi şeytanı ile doğar.Dönüp kendisine bakmasını bilen,en büyük iyiliği kendisine etmiş olur..
İnsanlara zulmetmez, haset etmez, hırsızlık, haksızlık düşmanlık etmez,kimsenin hakkına, hukukuna, namusuna tecavüz etmez ve dahi bunları yapanlara karşı sessiz kalmaz isen,soluduğun her nefesin hakkını verirsin…
Aldığınız nefesin hakkını verin…

Bu kadar hırslı olmak iyi değildir. İnsana hata yaptırır, kirli ittifaklara sokar, ihanete sebebiyet verir…

Bir mücadelenin içindeyiz ama kaybetmeyeceğimiz bir mücadelenin içindeyiz. Çünkü hayalperest değiliz ve hiçbir zaman olmadık…

Bu mücadele şahıslar üstü ve bu mücadelede;
Her mücadelenin içinde olan mecburiyet var, acziyet var, zaruret var. Gaflet var,dalalet var,ihanet var,vefa var,bedel var.Bir bir mücadelede ne varsa var.

Bu yoldur, gelip geçeni çoktur. Mücadeleden yan çizenlerin bahaneleri her zaman vardır. Bizler tohum atıyoruz, bitmezse toprak utansın…

Şerefle bitirilmesi gereken en ağır görev hayattır.
Bu nedenle:
-Bir lokma ekmek için şerefini ayak altına almaya
-Bir anlık zevk için namusunu lekelemeye,
-Bir zamanlık mevki için ayak öpmeye,
-Bir günlük menfaat için faziletini karartmaya
DEĞMEZ!!!..

Gün olur, asra bedel olur.

Yorgun da olsak, uykusuz da kalsak, parasız da kalsak, tek başımıza da kalsak, biz umuda teslim olmayız.
Kimse bizi işkenceye çekemez, biz işkenceye teslim olmayız. Umut son kötülüktür,en büyük kötülüktür ve biz gerçekçiyiz, bugünün ve yarının gerçekleri bizleriz..

Daha fazla göster

Bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlgili İçerikler