Köşe Yazıları

Atatürk’ün Samsun’a çıkışının 100. yılı

SARİYERGAZETESİ.COM – İZZET DOĞAN – KÖŞE YAZISI

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919 yılında Samsun’a çıkışının 100. yılını gururunu ve onurunu yaşıyoruz. Çünkü kurtuluş savaşımızın ilk ateşi orada yakıldı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin temelleri o gün atıldı. Kurtuluş savaşı tam bağımsızlık için ve daha o günden tüm vatanın kurtarılması amacını taşıdı. Bu düşünce daha sonra “hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır” özdeyişi ile dile getirildi.

Atatürk’ün Samsun’a çıkışından 11 ay sonra, Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldı. 3 yıl 6 ay sonra gazi Mustafa Kemal “arkadaşlar; yarın cumhuriyeti ilan edeceğiz” dedi. Cumhuriyet ilanından sonra kuvvetler ayrılığına dayalı 1924 anayasası yürürlüğe kondu. Meclis duvarına “egemenlik kayıtsız şartsız ulusundur” diye yazıldı.

29 Ekim 1923’den bu yana Türkiye Cumhuriyet’i yaşamakta ve yaşamaya devam edecektir. Yani “Türkiye Cumhuriyeti’ni ilelebet payidar” olacaktır.

Üniversite yıllarımızın rahmetli hocalarından Ord. Prof. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu bir gün derste Atatürk ile aynı dönemde yaşayan liderlerin bir bakıma kıyaslamasını yapmıştı.

O gün hocamızın şöyle dediğini anımsıyorum:

Atatürk’ün yaşadığı dönemde yaşayan liderlerin hiçbiri O’nun gibi halkının sevgisini kazanmadığı gibi bilinen en ünlü liderlerin hemen hemen hepsi de diktatörlüğü seçmiştir.

Bakınız Almanya’da Hitler diktatörlüğü seçmiş ve sonunda eşi Eva Hitler ile yeraltı sığınağında birlikte intihar etmişlerdir.

İtalya’da Benito Mussolini faşist bir düzen kurmuş ve sonunda metresi Petecci ile birlikte yakalanmış, tabancayla öldürülmüş ve ayaklarından asılarak teşhir edilmişlerdir.

İspanya’da Franco diktatörlüğü seçerken, Portekiz de Salazar aynı şeyi tercih etmiştir.

Rusya da Stalin adını tarihe kanla yazdıran bir lider olmuştur.

Hocamız Velidedeoğlu anımsadığım kadar bu ve diğer Avrupa ülkelerinin diktatör rejimleri benimsemeleri ve uygulamaları karşısında Cumhuriyeti seçen ve arkadaşları ile birlikte Cumhuriyeti kuran Atatürk’ün sonunun diğer liderlere benzemediğini bu nedenle ülkesinde halkı tarafından çok sevildiğini anlatmıştı.

Hocamızın diğer Avrupa ülkeleri liderlerinden de söz edip etmediğini anımsamıyorum. Ama bugün okuduğum bir yazıda Prof. Sina Gürel’in hocamız gibi aynı kıyaslamayı yaptığını ve yukarıda belirttiğimiz liderler dışında:

. Polonya’da 1926’da askeri bir darbeyle iktidara gelen Mareşal Pilsudski diktatör olmuştur.

. Macaristan bu dönemde İtalya’ya ve Nazi Almanya’sına yakın olmuş, ülkeyi gittikçe diktatörleşen Horthy yönetmiştir.

. Romanya’da Kral II. Karol, Yugoslavya’da Kral Aleksandr gittikçe diktatörleşti.

. Arnavutluk’ta Cumhurbaşkanı olan Ahmet Zogo 1928’de krallığını ilan etti…

. Bulgaristan’da 1923, 1934, 1935’te askeri darbeler oldu. 1936’dan başlayarak Çar Boris diktatör durumuna geldi. . .

. Yunanistan’da 1936’da yaptığı darbe sonucunda General Metaksas diktatör oldu.”

Dediğini gördüm.

İşte Atatürk bu diktatörler çağında “Egemenlik kayıtsız şartsız ulusundur” dediği için, 1920’de Millet Meclisi’ni kurduğu ve 1923’te Cumhuriyet’i kurduğu için o dönemde yaşayan liderlerin hepsinden büyüktür, halkı tarafından sevilmekte ve sayılmaktadır.

Bizler de Türkiye Cumhuriyeti’ni çağdaş uygarlık seviyesine çıkarmak ve bizden sonraki kuşaklara teslim etmenin en büyük görevimiz olduğunu unutmamalıyız. Onur ve gururla yaşadığımız 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramınızın 100. yılı kutlu olsun.

 

 

 

 

 

 

 

Daha fazla göster

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlgili İçerikler