ManşetRöportaj

Ali Genç: “Vatandaş artık keskin siyaset istemiyor”

Sarıyer Sivaslılar Derneği (SASİDER) Başkanı Ali Genç, Sarıyer Gazetesi’nin sorularını yanıtladı.  Sarıyer siyasetinin kanaat önderi olarak gündeme oturan açıklamalarıyla dikkat çeken Genç; "Bize ne kadar hizmet verseler o kadar isteriz. Sarıyer'in önemli ihtiyaçlarına borçlanmak gerekir. Sarıyerli gönüllere girecek adayı sarmalıyor. Vatandaş artık keskin siyaset istemiyor” diye konuştu.

SARİYERGAZETESİ.COM – ÖZEL RÖPORTAJ

Yerel seçimin üzerinden yaklaşık 8 ay geçti. Sizce Şükrü Genç Sarıyer’e verdiği sözlerin ne kadarını tutabildi?

Verdiği sözlerin yerine gelmesi için biraz daha zaman vermek gerekir diye düşünüyorum. Şükrü Genç’in oturmuş bir kadrosu var ve yeni dönemde bu kadroda başkan yardımcılıkları düzeyinde ufak tefek değişiklikler de oldu. Seçim sürecinde herkesin bir görev beklentisi vardı. Göreve gelen arkadaşlar görevlerinde bilinçli olan arkadaşlardır. En donanımlı Başkan Yardımcısı Sevgi Atalay’dır ve ben bunu her seçim döneminde söylüyorum. Geçmişte belediye başkanlarını yıpratan  en önemli sorun yapılan özel imar uygulamalarıdır. İmardaki başarısıyla Sevgi Atalay, Şükrü Genç’in büyük bir şansıdır. Sarıyer’de vatandaşın rutin hizmetler dışında popüler hizmetler bekleme hakkı da var. Zaten hizmet bakımından güzel şeyler de yapıldı. Bundan sonra da Şükrü Genç’in ustalık dönemi olduğunu düşünürsek belediye hizmet binası ve kültür merkezi gibi Sarıyer’e hizmetleri sürecektir. Mevcut Sarıyer stadı Sarıyerlilere layık değildir. Modern bir stadı Sarıyer’e kazandırırsa Şükrü Genç’in adı Sarıyer’de ölümsüzleşir ve açılışı da inşallah hep birlikte yaparız.

“BİZE NE KADAR HİZMET VERSELER O KADAR İSTERİZ”

Peki, 11 yıllık hizmet sürecindeki artılar ve eksiler neler?

Eleştiri olarak bunu söylemek istemiyorum ama bize ne kadar daha hizmet verseler biz o kadar isteriz! Geçmişten günümüze belediye başkanlarına baktığımızda Şükrü Genç’in başarılı olduğu aşikar… Ama Sarıyer Merkez’de ciddi anlamda trafik sorunu var. Artık bu sorunu çözmeleri gerekiyor. Sarıyer’de trafiği yoğunlaştıran ve gelişigüzel kullanarak aksatan otobüs ve minibüslere ceza kesilmelidir. Şehit Mithat Yılmaz Caddesi üzerinde oluşturulacak ceplerde otobüs ve minibüsler yolcu indirip bindirebilir. Sarıyerlilerin otopark sorunu da çözüm bekleyen başlıca konulardandır. Yer altına otopark yapılabilir hem belediye para kazanır, hem de vatandaşa çok büyük bir rahatlık olur diye düşünüyorum. Sarıyer Merkez’i layık olduğu şekilde koruyamıyoruz. Ciddi sıkıntılar var. İstanbul’da denize kıyısı olan ilçelerde sahiller dolguyla genişletilerek vatandaşlara imkan sağlandı. Daha yeşil alanlar meydana getirildi. Bizim denizimiz var ama Sarıyer’de artık adeta denizi gören de yok çünkü deniz kenarları gelişigüzel kiraya verilerek buralarda rant elde ediliyor. Sarıyerli vatandaşın nefes alacağı alanlar azalıyor.

“SARIYER’İN ÖNEMLİ İHTİYAÇLARINA BORÇLANMAK GEREKİR”

140 milyon borçla alınan belediyede borç şu an 640 milyona dayandı. Sizce Sarıyer’de borçlarla ilgili nasıl bir yol izlenmelidir?

Belediye 140 milyon borçla alınırken doların kuruna bakarsanız aslında şimdi fazla bir şey oynamadığını görürsünüz. Borçsuz belediye yoktur, borçlanacak ki iş yapacak. Ama bu borçlanmanın karşılığının ne kadar faydalı ve önceliği olan işlerin yapılıp yapılmadığı konusunda kararı verecek olan ilgili irade de belediye başkanıdır. Ama Sarıyer, bir Beşiktaş, Şişli, Bakırköy veya Kadıköy değil… Yani alt yapısı çok zayıf, gecekondu gibi sorunları var. Nüfusu da yoğunlaştıkça sorunlar daha çok artıyor. Şartlar böyle olunca da 50 bin kişiye verilecek hizmetin parasıyla Sarıyer’de bu hizmet 3-5 bin kişiye ancak verilebiliyor. Bu hizmetler de görülmüyor. Bu kadar yoğun ve dağınık coğrafyası olan Sarıyer’de maalesef ufak tefek paralarla çok büyük işlerin yapılması mümkün değildir. Borç yiğidin kamçısıdır. Eğer yapılan işlerin karşılığı varsa borç olacaktır. Ama değmesi gerekir yani borçlanıyorsak gerçekten Sarıyer’in çok önemli ihtiyaçlarına borçlanmak gerekir.

İBB ve Sarıyer Belediyesi’nin aynı partiden olmasının seçimden bu yana etkileri sizce neler oldu?

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ve Sarıyer Belediyesi’nin aynı partiden olması ilçemiz için bir avantajdır. Ancak henüz göremedik diyebilirim. Sarıyer’deki bazı sorunlar sanırım çözülür ama onun dışında Sarıyer’de proje bazında şu an ciddi anlamda bir şey göremiyoruz. Ekrem İmamoğlu Sarıyer’de partili partisiz herkesten aynı Şükrü Genç gibi oy aldı. Bunun karşılığının da verilmesi gerekir diye düşünüyorum. Ama daha erken İBB’de 5-6 ay sonra kadroların tam olarak kurulmasıyla çalışmalar yoluna girecektir. Zekeriyaköy’de çalışmaları zaten belli bir noktaya gelmiş olan yola asfalt atıp İmamoğlu’na yarım olarak açtırılmasının da çok önemli bir olay olmadığını düşünüyorum. Yani bu tür küçük hesaplara artık kimsenin girmemesi gerekir. Vatandaş artık bu tür konularda daha bilinçlidir. Ben Ekrem İmamoğlu’nun Sarıyer’e çok daha büyük hizmetler vereceğini düşünüyorum.

“SARIYERLİ GÖNÜLLERE GİRECEK ADAYI SARMALIYOR”

Sarıyer sizce gerçekten düşünüldüğü gibi CHP’nin kalesi oldu mu?

Sarıyer’de öyle bir şey olmaz. Yarın adaylar değişir ve burada her şey tam tersine dönebilir. Sarıyer’de 30 bin fark atarken 30 bin fark şansı her zaman vardır. Sarıyer’in yapısına uygun adaylar olursa Sarıyerliler mutlaka destekler ve benimser. Ama doku uyuşmazlığı olan adaylar da olursa burada gerekli olan cevabı Sarıyerliler sandıklarda veriyorlar. Siyasi partilerin bundan ders çıkarmalarına bağlıdır. Sarıyer’de ideolojik olarak değil gönüllere girecek bir aday olduğu zaman Sarıyerliler onu sarmalıyor.

AK Parti seçimden bu yana Sarıyer’de sizce nasıl bir siyaset izliyor ve gözlemlerinize göre gelecek seçime nasıl hazırlanıyor?

Şu anda yine “eski tas eksi hamam” gitmeye çalışıyorlar. Görünen o ki bugün bu şartlarda Sarıyer’de seçim olsa fark daha da fazla olur. AK Parti’de artı olan bir şey yok ve geriye doğru patinaj çekiliyor. AK Parti’ye oy veren vatandaşların gelmesini engelleyenler oradan gitmediği sürece hiçbir şey değişmez. Birlik ve beraberlik içerisinde herkesi kucaklayan bir yapı oluşmalıdır. Sadece milli görüş gömleğiyle her şey aynen devam eder. Türkiye’de milli görüşün oy oranı yüzde 5-6’dır. Adalet Partisi ve Demokrat Parti ortalaması ise yüzde 65’tir. Eğer siz yüzde 65’i yüzde 5-6 ile idare etmeye kalkarsanız bir gün bu insanların bu partiden kaçtığını görürsünüz. Bu sorun aslında AK Parti’nin Türkiye genelindeki sorunudur. Eğer merkeze doğru gelmezlerse ve merkezdeki düzgün insanları kazanmazlarsa AK Parti’nin sonu hezimettir. O zaman da yeni kurulan ve merkeze yakın olan hangi parti olursa oyların o yöne kayma ihtimali yüksektir. Bunları görmeden yapılan kongreler AK Parti’nin de iktidardan gidişini gösterir. Onun için AK Parti’de herkesin aklıselim davranması ve “ben” değil “biz” olarak bakması parti için son derece faydalıdır.

“VATANDAŞ ARTIK KESKİN SİYASET İSTEMİYOR”

Yeni kurulan ve kurulma aşamasında olan partiler var. Bu partilerin yol haritası sizce ne olmalı?

Vatandaş artık keskin siyaset istemiyor. Merkezde, Cumhuriyetçi, demokrat Atatürkçü, laik ve saygılı partiler istiyor. En yakın gördüğü partiye de bu şekilde oy veriyor. Bunun için kemikleşmiş belli partiler vardır. Eğer merkeze oturursa, milliyetçi, muhafazakar, demokrat, sosyal adaletçi ve sözde değil özde olan kadrolarıyla bir partinin bence yarın sıfırdan bile iktidara gelme olasılığı Türkiye’de her zaman vardır.

Sarıyer’de siyasi bir tıkanıklık görüyor musunuz? Sarıyer’deki siyasetçilere neler tavsiye ediyorsunuz?

Eski bir siyasetçi olarak benim Sarıyer’deki arkadaşlarıma ricam ya da tavsiyem durup dururken gürültü patırtı çıkarmasınlar. Meclis toplantılarında güzel güzel anlaşsınlar. Aklın yolu birdir. Aklıselim davranarak Sarıyer için ortak ve güzel projeler üretsinler. Bu söylediklerim meclisteki her parti grubu için de geçerlidir. Orada kavga etmenin, yalandan yere bağırmanın ve eleştirmenin hiçbir anlamı yok. Eleştirirken bile nezaket kurallarında yapmamız gerekir. Bağırarak çağırarak hiç kimsenin bir yere varması mümkün değildir. Neticede hepimiz Sarıyer’de yaşıyoruz ve her şeyi yakından takip ediyoruz. Yapıcı olmak gerekir. Birlik beraberlik içerisinde 5 yıl hizmetlerini yapsınlar ve 5 yıl sonrasında “Ben şunu önermiştim ama yapılmadı, ben şunu önerdim yapıldı” diyebilsinler. Yani “doğru” olana illaki “yanlış “ demenin de bir anlamı yok. Sarıyer’in menfaatleri varsa doğru olan her şey parti gözetmeden desteklenmelidir.

“VATANDAŞA HAKKI OLAN YERİN TAPUSU VERİLMELİDİR”

Sarıyer’de her seçim döneminde gel git yapılan ve artık kangren olmuş bir tapu meselesi var. Peki, bu sizce bu daha ne kadar böyle sürecek?

Ben 1983’lü yıllardan beridir bu işin takipçisiyim. Yani bizzat içerisinde yaşayan biri olarak Anavatan Partisi’nden itibaren Sarıyer’de birçok yerde de tapuları vatandaşa verdirdiğimiz oldu. Rahmetli Turgut Özal’ın çıkardığı bir kanun vardı. Tapu tahsis belgesi tapuya dönecekti ama o zamanki siyasetçilerin basiretsizliğiyle anayasa mahkemesine götürüldü ve iptal ettirdiler. Şimdi aradan kaç yıl geçti biz hala bu tapu konusuyla ilgileniyoruz. Bence Sarıyer’de ve Türkiye’de tapu konusunda yapılması gereken şey vatandaşa hakkı olan yerin tapusunun verilmesidir. Ama elbette ki 60-70 senedir evlerinde oturan insanlara astronomik rakamlarla değil. Çünkü zaten vicdanen zilliyet hakları vardır. Kısacası bu işi çözmenin tek yolu üzerinde oturan vatandaş kim ise o vatandaşa oranın tapusunun verilmesidir. Gerisi teferruattır. Çok uzatılmasının da anlamı yoktur.

“İSTİKRARLI OLMAK ÇOK ÖNEMLİDİR”

Sarıyer Spor Kulübü’ndeki teknik direktör değişiklerini ve genel gidişatı nasıl görüyorsunuz?

Durmadan teknik direktör değiştirilmez. Ben bunu yönetici arkadaşlarıma da söyledim. Bence geçen seneki teknik direktörle yola devam edilmesi gerekirdi. Eğer illa ki devam edilmeyecekse de ondan daha iyisini bulmak gerekir. Dışarıda aramak yerine Sarıyer’e emek vermiş teknik direktörler var. Geçen sene şampiyonluğu kaçırdık biz. Dolayısıyla iyi bir takım ve kadromuz vardı. Ama tabi ki istikrarlı olmak çok önemlidir. Orada iyi giden bir şeyi koruyamadıysanız bir sorun olduğu aşikârdır. Sarıyer’de de sorun çıkarmaya meraklı çok insan var. İyi giden bir şeylere çok sahipleniyorlar ama birçok insan da iyi gidişten hoşlanmıyor. Beklentileri var. Bence iç çekişme son derece yanlış. Sarıyer Spor Kulübü’nün başkanı ve yönetimi kim olursa olsun Sarıyerlinin onun etrafında kenetlenmesi gerekir. Sen ben yok “biz” olmalıdır. Çünkü Sarıyer çok önemli bir marka. O markayı hepimizin koruması gerektiğine inanıyorum. Eğer şampiyonluk hedefi yoksa ilk 11 içerisinde mümkün olduğu kadar Sarıyer’in genç çocuklarından seçilmelidir ki seneye yatırım yapmış olalım. Her şey var ama şampiyonluk yok bu da bizi üzüyor tabi…

“SASİDER SARIYER’İN MENFAATLERİNE GÖRE HAREKET EDER”

Sarıyer Sivaslılar Derneği (SASİDER) olarak 2020’deki hedefleriniz neler?

Sarıyer’de derneklerde genel olarak sorun var. SASİDER her yerde olduğu zaman da göze batıyoruz. İnsanlar SASİDER’in gücünden çekiniyorlar. Gücümüzü kıskananlar ve bizi bozmaya çalışanlar oluyor. Güçleri yetmez açık söyleyelim ama SASİDER olarak biz isteriz ki Sarıyer’de bizim gibi on tane daha dernek olsun. SASİDER olarak doğru olan şeylere destek verir doğru olmayan şeylere de gerekli açıklamamızı yaparız. Sarıyer’in menfaatlerine ne gerekiyorsa ona göre hareket ederiz. Söz konusu Sarıyer ise gerisi teferruattır.

Yeni yıl için dilek ve temennileriniz, 2020’den beklentileriniz neler?

2020 ülkemize ve milletimize hayırlı uğurlu olsun ve herkesin dileklerinin gerçek olmasını temenni ediyorum. İnşallah 2020 yılında askerlerimiz şehit olmaz. Ülkemiz çok daha güçlü olur, birlik ve beraberliğimizi muhafaza ederiz. Türkiye Avrupa’nın parlayan bir yıldızı olsun. Sarıyer’in de layık olduğu yerde olmasını isteriz.

Daha fazla göster

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlgili İçerikler