GündemManşet

Korona sonrası iyileşen Sarıyerliler anlatıyor: Virüs hala aramızda

Yeni tip koronavirüsle ilgili bilinmeyen pek çok soru işareti var. Özellikle de iyileşen hastalar hakkında. Dünya Sağlık Örgütü, Covid-19 hastalarının en az yüzde 80'inin hafif vakalar olduğunu tahmin ediyor. Peki, bu hastalar neler yaşıyor? Hastalığı nasıl atlatıyor?  Salgına yakalanan Derbent Muhtarı Aydemir Görmez, Büyükdere Muhtarı Ali Yazıcı ve Güvenlik Görevlisi Handan Koyuncu yaşadığı tedavi sürecini anlatarak, uyarıların dikkate alınması gerektiğini ısrarla söylüyor.

SARİYERGAZETESİ.COM – HABER MERKEZİ

Covid-19 sadece birkaç ay önce ortaya çıkmış bir hastalık. Ancak şimdiden hastalığa yakalananların eski sağlıklarına kavuşmalarının uzun zaman aldığı söylenebiliyor. Koronavirüse yakalanan bir kişinin iyileşme süresi, hastalığı ne kadar ağır geçirdikleriyle doğru orantılı. İstanbul’daki ilçeler arasında vaka sayısı olarak sonlarda bulunan Sarıyer’de hastalığı yenen Derbent Muhtarı Aydemir Görmez, “Acıdan ölmek istedim” derken, 41 yaşındaki Güvenlik Görevlisi Handan Koyuncu ise “İyileştim ama astım hastası gibi oldum” diyor.

VÜCUDUMDA SİNSİCE BEKLİYORDU

Grip olduğunu düşünerek hastalığa yakalanma sürecini anlatan Derbent Muhtarı Aydemir Görmez, virüsün kendisini bu kadar erken bulacağını tahmin etmemiş. Türkiye’de vakaların ilk görüldüğü ay olan Mart’ta salgına yakalandığını anlatan Görmez, “Evde grip oldum diye 4 gün boyunca yattım. Bu virüsün yayılmasıyla birlikte daha tedirgin olmaya başladım ama hiç de kendime konduramamıştım. Dışarı çıkıp geldim ve komşum beni görüp, ‘Bu rengin ne ölecek misin durumun hiç iyi değil’ dedikten sonra etkilendim ve aynada kendime baktım. Yüzüm simsiyah olmuştu. O zaman şüphelenmeye başladım. Kendi imkanlarımda tedavi gördüm ama 5.gün işin seyri değişti. Akşamüstü ağırlaşmaya başladım ve hastaneye gittim. Ateşim 39 dereceye çıktı. Öksürük başladı birden. Nefes almakta zorlanmaya başladım. Virüs hareket geçti resmen o ana kadar vücudumda sinsice duruyordu.

NEFESİ ÇEKİYORUM SANKİ GERİ GİDİYORDU

“Doktora gittiğimde tomografi çektiler ve orda korona olduğumu anladılar. Tabi Sağlık Bakanlığı’ndan gelecek resmi test sonuçları beklendi. Tekrar eve döndüm ve test sonucunu bekledim. İlaç verdiler ve 2 gün kullandım. İlaç kullanırken iyiydim ama etkisi geçince kötüleşiyordum. Yüzükoyun asla yatamazdım ama televizyondan görünce denemek istedim ve gerçekten de rahat ettim. Ciğerlerim yerinden çıkacak gibiydi. Nefesi çekiyorum sanki geri gidiyordu yetiştiremiyordum. Kalbim çok hızlı atıyordu ve kulaklarımdan alev çıkıyordu. Sırtım ağrıyordu. Vücudum çok farklı etkileşim gösteriyordu.”

ACI ÇEKERKEN ÖLMEK İSTEDİM

“Hastanede tedavi sürecim başladıktan sonra 2 gece çok ağır geçti. İnanılmaz ağrılar çektim. Canım o kadar çok acıyordu ki Allah’a dua ettim ölmek istediğimi söylüyordum. Dayanamaz haldeydim. Ayaklarımın altı bile ağrıyordu. Oyalanmak için belgesel izliyordum, maç izliyorum. Haberlere zaten bakmıyordum çünkü zaten odada yalnızsınız. Psikolojimi yüksek tutmak istedim. Odanın içinde yürüyüş yapıyordum. Çok yorulunca oksijen desteği alıyordum.16 gün boyunca asla uyuyamadım. İnsan 2 gün uyumasa gözleri kapanır dayanamaz o öyle bir şey yoktu.

İKİ KOMŞUMU KAYBETTİM

“Bu hastalık bana gelmez demeyin. Bundan sonra da bitti zannetmeyelim. Yapabileceğimiz tek şey kişisel hijyen ve kendimizi korumak. Benim mahallemde iki komşum vefat etti. Biri 38 yaşında biri de 61 yaşındaydı. Bunun yaşla hiçbir alakası yok.”

İNSANLARIN BAKIŞLARINDAKİ ÇEKİNCEYİ ANLIYORUM

Hastaneden çıktıktan sonra karantina süresini 21 günü dakikasına kadar uyguladım. Hiç kimseyle temas etmedim. Amacım insanların tedirgin olmamasıydı. İlk etapta herkes sizden tedirgin oluyor. Bunu normal olarak karşıladım keşke herkes böyle davransa. Şu anda dünyada bir bela var. O yüzden kimse kimseye alınmamalı.”

Eşiyle birlikte koronavirüs olduğunu ve çok zor günler yaşadığını anlatan  41 yaşındaki Güvenlik Görevlisi Handan Koyuncu, bir süre iyileştiğine inanmadığını ve hastalığın etkilerinin hala devam ettiğini söyledi.

CİĞERİMİN HER TARAFINI KAPLAMIŞ

Nisan ayında hastalığın başladığını anlatan Handan Koyuncu yapabileceğimiz tek şey dua etmekti diyerek şöyle konuştu; “Bu hastalıkla ilgili birçok şey duymuştum zaten. Endişelerimiz vardı ama gelip beni bulacağını da hiç düşünmedim. Hastalığım ilk başladığında gece boğazımla beraber göğsümde yanma hissettim. Eşime acaba Covid mi oldum dedim. O da üşüttüğümü düşündü. Ateşim 38’e çıktı 2 gün boyunca. 1 hafta evdeydim. Çocuklarıma çok fazla yaklaşmadım. Sonra eşimde belirtiler başladı. Hastaneye gideceğim dedi. Küçük çocuğumuz da olduğu için endişelendik. Kızım beni de gitmem için zorladı. Doktor eşim için Covid olma olasılığı var dedi. İkimizin de akciğer tomografisini çekti. Eşimin sağ tarafında benim iki tarafımı da kaplamış. Nisan ayında hastalandık. Tedaviye başlıyoruz dedi doktor ama inanmak istemedim. O an her şeyi düşündüm. Acaba ölecek miyim? Nasıl olacak? Eşime birkaç kez sordum. Hastanede bir günde 90 kişi vefat etmiş. Yapabileceğimiz tek şey dua etmek oldu. Biz ilaçlara başladık. O arada takviye vitaminleri aldım. Hastalanmadan önce diyetteyken 12 kilo verdim ve bağışıklığı düşürdüm sanırım. Kişisel hijyenime ve maske kullanımına çok dikkat ediyordum oysa ki.”

“HALA NEFES DARLIĞI YAŞIYORUM”

“Bir süre iyileştiğime inanmadım. Hala da etkileri var. Bu hastalık geçiyor ama nasıl bir yol izlediğini kimse bilmiyor doktor bile. Mesela hastalığım geçti ama terlemelerim devam ediyor. Toparlanmanın bir süresi yok. 3 test sonucumda negatif çıktı. Şu an iyileştim işe başladım ama astım hastalığı gibi nefes darlığı yaşıyorum. Herhangi bir ilaç da kullanamıyorum. Günlerce ağladığımı biliyorum. Doktor iyileşen hastaların bu tür şikayetlerle geldiğini söyledi. Çok kötü geceler geçirdim acaba bu gece mi diye. Ölüm korkusu çok başka ama nefes alamamak çok daha kötü. Nefes almak kadar kıymetli bir şey yok. Hiçbir kronik rahatsızlığım da yoktu. Dışarda maske takmaktan sıkılanlar bu zorlukları yaşasalardı asla dışarı bile çıkmazlardı.”

TELEFONUMU KULAĞIMA GÖTÜRECEK GÜCÜM YOKTU

Karantina döneminde vatandaşlarla temasta bulunmak zorunda kalan 51 yaşındaki Büyükdere Muhtarı Ali Yazıcı ise hastalık sürecini şu şekilde anlatıyor;“Pandemi sürecinde elimizi taşın altına koyalım dedik. Fırında askıda ekmek uygulaması var. Hayırsever vatandaşlarımız bu süreçte çok destek oldu. Biz kapı kapı su ve ekmek dağıttık. O süreçte geçtiğini düşünüyorum. 2 gün boyunca hastalık normal seyretti. 40 derece ateşle hastaneye gittim. Halsizlik, iştahsızlık, nefes darlığı oldu. Hiç öksürüğüm olmadı. Telefonumu kulağıma götürecek gücüm kalmamıştı. Eşim, oğlum ailece hastalığa yakalandık.  Bugün aldığım nefesin yüzde 20’sini alabiliyordum. Bağ ağrısı başladı. Ateşin düşmesi 1 gün sürdü.”

40 buçuk ateşle beyin kanaması riski de yaşayan Büyükdere Muhtarı Ali Yazıcı, vatandaşalrı sosyal mesafeye uymaları konusunda uyararak şunları söyledi; “Bu hastalık hafife alınacak bir şey değil. Ne kadar güçlü olursanız olun birden yatağa düşebiliyorsunuz. Hastanede 8 gün kaldım ve 8 kilo verdim. Eskiden tempolu yürüyüş yapardım şimdi o şekilde yürüyemiyorum. Erken yoruluyorum. Sosyal mesafeye, maske takmaya lütfen dikkat edelim. Çabuk normalleşmememiz gerekiyor.Hastaneye gittiğimde acaba evime sağlıklı dönebilecek miyim diye düşündüm. Bugün bu şekilde sağlıklı olmama sebep olan herkese çok teşekkür ediyorum.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir