Köşe YazılarıManşet

Korona günlerinde Sarıyer Belediyesi’ne 3 tavsiyem!

Sarıyer Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Bekir Batu, korona günlerinde ilçede yaşanan sorunları ve bu zor günlerde Sarıyer Belediyesi'nin nasıl bir sınav verdiğini yazdı. Batu, belediyeye çok ses getirecek 3 önemli tavsiyede de bulundu.

“Dost; acı söyleyen değil, acıyı tatlı söyleyebilendir” der Hazreti Mevlana…

Öyleyse dilimiz döndüğünce acıyı bal eyleyip meramımızı anlatmaya çalışalım…

Malum dünyacak korona illetiyle boğuşuyoruz. Her gün yeni ölümler, yeni vakalar… Umudumuz elbette bitmiş değil, ancak morallerimiz bozuk, keyfimiz yok. Sokağa çıkmaktan korkar olduk. ‘Bugünlerin de geçeceği umuduyla’ evlerimizde öylece bekliyoruz.

Belli ki hiçbirimizin unutamayacağı tarihi günlerden geçiyoruz. Haliyle böylesi zorlu günlerde devlete ve kamu kurumlarına çok büyük görevler düşüyor. Bunların başında tabi ki belediyeler geliyor.

* * *

Peki insanlar bu durumdayken Sarıyer Belediyesi neler yapıyor, koronayla mücadelede nasıl bir sınav veriyor? Vatandaş hizmetlerden ne kadar memnun?

Görünen ilk manzara şu; Yaklaşık 3 bin maaşlı çalışanı bulunan Sarıyer Belediyesi, koronayla savaşta tüm yükü, Nadir Günday ile birkaç müdürlükte görevli bir avuç işçinin omuzlarına yıkmış durumda…

Belediye Başkan Yardımcısı Nadir Günday’ın kurduğu 14 ayrı ekipten oluşan dezenfekte timi adeta destan yazıyor. Girmedikleri; eczane, hastane, muhtarlık, cafe, lokanta, taksi durağı, dolmuş, iş yeri yok gibi… Sarıyer’in ne denli büyük bir ilçe olduğu anlaşılırsa, geceli gündüzlü çalışan bu ekibin özverisini siz düşünün. Sokakta belediye namına insanların gördüğü tek yönetici de Nadir Günday… Temizlik İşleri ve Zabıta ekiplerinin de hakkını yemek doğru olmaz. Tüm bunlara bakıldığında Veteriner, Sağlık, Temizlik ve Zabıta Müdürlüğü içinden seçilmiş bir avuç personel günlerdir bu illete karşı canla başla çalışıyor.

Belediye bu süreçte, itibarını ve imajını koruyabiliyorsa, Sarıyer halkının da teşekkür borçlu olduğu bu emekçiler sayesinde…

Evinde yan gelip yatıp gün boyu sosyal medyada takılan, işe gitmeden maaş alan, arada bir dönüşümlü olarak sanki arkadaşına 5 çayına gidermiş gibi şöyle bir belediyeye uğrayan personelle, bu cefakar kadroyu elbette ayrı tutmak gerekiyor. Belediye Başkanı Şükrü Genç’in, korona mücadelesinde canla başla çalışan bu ekibe hiç değilse bu süreçte çift maaş ikramiye verdirmesi çok isabetli bir karar olur.

* * *

Ne acı ki; belediyenin Basın Birimi, striptiz fonu eşliğinde “sabah egzersizleri” yayınlamakla meşgulken, kendi bünyesindeki bu emekçilerin övünülesi mücadelesini bir türlü göremiyor, kendi göremediği için kimselere de gösteremiyor. Gerçi, kendi belediyesine hayrı olmayıp, Sarıyer’de hastane dezenfeksiyonu yapan Sultangazi Belediyesi’nin tüm İstanbul’a reklamını yapabilmek sadece bizimkilere has bir yetenek olsa gerek. Sarıyer Belediyesi’nde Basın Danışmanı arkadaşın bu icratları (!) gazetecilik derslerinde örnek vakalar olarak öğrencilere okutulmalıdır. Dersin adı da ‘Başarısızlıklardan kahramanlık çıkarmak’ olabilir.

Her işte olduğu gibi ne zaman “akrabalık ve hemşericilik” liyakatın önüne geçerse böyle trajikomik hadiseler yaşanmaya devam eder. İşin en keyifli tarafı da Belediye Başkanı’ndan bile fazla maaş alıp, 3. sınıf televizyon kanallarıyla başkanı oyalamak, gazını almak olsa gerek… Bunca yıllık gazeteciyim, Şükrü Genç’in çıkarıldığı televizyon kanalları sayesinde ülkemizde nice yeni kanallar olduğunu ilk kez öğrendim. 25 yıllık bir gazeteci olarak cehaletimden adeta utandım (!) Gerçi bu programlarda Belediye Başkanı Şükrü Genç mi kendi reklamını yapıyor yoksa Genç mi onlarınkini, henüz anlayabilmiş değilim. Sarıyer Belediyesi; daha önceden kimsenin adını sanını duymadığı bu televizyonların tanıtımını yapmak için onlardan üste para mı alıyor, yoksa Şükrü Genç’i konuk ettikleri için onlara mı para veriliyor doğrusu kafam basmadı. Belediye bence bu konuda; ünü Türkiye’yi de aşan medyatik Dedeman Camii imamının tecrübesinden faydalanmalı.

Belki o zaman, halktan toplanan vergiler, 3. sınıf televizyon kanallarını meşhur etmek için atılan on binlerce cep telefonu mesajına ödenmek zorunda kalmaz.

* * *

Sesi hiç çıkmayan, ölü mü sağ mı olduğunu bilmediğimiz müdürlüklerden biri de Belediye Başkan Yardımcısı Hüseyin Coşkun’a bağlı Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü? Sarıyer halkı gerçekten merak ediyor; bu müdürlük ne iş yapıyor, ne işe yarıyor, adındaki “yardım” kelimesi ne anlama geliyor? Bu müdürlük böylesi bir günde aktif olarak çalıştırılmayacaksa başka ne zaman işe yarayacak? Sözümüz elbette, bu müdürlükte çalışan emekçilere değil. Bu müdürlüğü çok daha aktif hale getiremeyen ve imkanlarını arttıramayan belediye yöneticilerine…

Sarıyer Belediyesi bir an önce Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü aracılığıyla evlerinde yardım bekleyen binlerce vatandaşa ulaşmalı ve onları erzaksız bırakmamalıdır. Bu dönemde sadece dar gelirli ailelerin değil, durumu iyi olduğu halde işleri bozulan pek çok kesimin de zorda olduğunu bilerek yardım dağıtımının kapsamını daha da geniş tutmalıdır. Zira korona yüzünden çıkan kriz, toplumun herkesimini vurmuş durumda. Bir muhtar dostumun dediği şu söz çok anlamlı; ‘Muhtarlığımıza utana sıkıla artık öyle insanlar gelip erzak soruyor ki, bu insanlara önceden silah zoruyla bile yardım kabul ettiremezdik”

Demek ki Sarıyer halkı gerçekten zorda ve bu insanlara çok acil sahip çıkılmalı. Sadece Halk-Kart üzerinden yapılan sembolik nakli yardımlar bu ihtiyacı karşılayamaz. Halk- Kart demişken, umarız bundan böyle Çayırbaşı Mahallesi de diğer mahaller gibi bu listeye dahil edilir. Geçtiğimiz yıl Çayırbaşı halkının Halk-Kart dağıtımı dışında tutulması yanlışı inşallah bu süreçte giderilir, belediye bu ayıbını telafi eder.

Türkiye’de pek çok belediye şu günlerde hem yaklaşan Ramazan ayı hem de yaşadığımız virüs illeti nedeniyle peş peşe “erzak alımı” ihalelerine çıkıyor. Sarıyer Belediyesi de düğmeye basmadıysa hemen süreci hızlıca başlatıp bu ihaleyi açmalı… Yardım kampanyaları muhtarlıklar üzerinden ciddi ve hızlı bir şekilde yapılmalıdır. Gerekirse bu konuda Sarıyer halkı olarak gönüllü yardım seferberliği başlatılmalı ve toplumsal dayanışmamızın en güzel örnekleri sergilenmelidir. Sarıyer’in 15 yıllık en köklü gazetesi olarak biz de bu süreçte halkımızın yanında olmaya hazırız.

* * *

Kiminiz diyecek ki; 650 milyona yakın borcu bulunan ve her ay KDV ile birlikte 3 milyon 250 bin lirayı kiralık araçlara ödemeye çalışan Sarıyer Belediyesi tüm bunlara nasıl kaynak bulacak?

Burada bir parantez açalım; 8 Ağustos 2019‘da Sarıyer Belediyesi, iş yapmaktan ve sürekli ihaleler vermekten keyif aldığı SÖZKUR isimli şirkete yine 98 milyon 427 bin TL‘lik araç kiralama ihalesi vermişti. Bu ihaleden önce çok defa yazdık, yetkilileri uyardık. Halkın parasına yazıktır, günahtır, daha makul bir kiralama yapın dedik… Ancak nasıl bir sevdaysa bu aşktan vazgeçmediler. Belediyedeki israf ihalesi sorunsuz (!) bir şekilde bittiğinde, o gün belediye binasında pastalar kesilmiş, sanki içlerinden birisi yeni baba olmuşcasına ihaleyi verenlerle alanlar sarılıp kucaklaşmışlardı. Belki de 3 gün sonra girilecek Kurban Bayramı şimdiden kutlanmıştı. Kimse endişelenmesin o gün yaşananların hiç biri sır olarak kalmadı.

Şimdi Sarıyer Belediyesi 3 yıl boyunca yani 2022 yılına kadar bu kiralık araç saltanatının maddi yükünü çekecek. Maalesef bu ihalede, işin suyu çıkarılmamış olsaydı bugün maddi olarak belediye biraz daha rahat nefes alabilecekti.

* * *

2020 yılı bütçesi 479 milyon 906 bin TL olarak belirlenen Sarıyer Belediyesi, bu yıl büyük ve ciddi bir proje tasarlamıyor. Dolayısıyla bütçeyi yutacak önemli bir harcama kalemi de yok, korona nedeniyle bu yıl sonuna kadar yeni proje yapılması da mümkün görünmüyor. Ancak alışagelmiş savurganlık ihaleleri nedeniyle belediye yine de hep parasızlıkla boğuşuyor. Belediye hiçbir zaman ayağını yorganına göre uzatmasını bir türlü öğrenemedi. Sarıyer Belediyesi’nde Şükrü Genç’ten bile fazla maaş alan pek çok isim var. İşe gitmeden maaş alan bankamatikçileri konuşmuyorum bile… Belediye kendi içinde savurganlığına son sürat devam ederken, “balık ekmekle” tavlanılmaya çalışılan Ayazağa halkının aylardır beklediği “Bozuk yollarımız yapılsın” çığlıklarını kimsenin duyduğu ve umursadığı yok. Zaten mahallelerden gelen pek çok talep de ‘paramız yok’ denilerek geri çevriliyor, başka bahara bırakılıyor. Sarıyer Meydanına dikilen ve şimdilerde çürümeye terk edilen Martı’ya harcanan parayla Ayazağa’nın bozuk tüm yolları yapılabilirdi. Zaten neydiği belirsiz sözde heykel, Sarıyer halkının aklıyla dalga geçilmesinden başka bir şey değildi. Belki de ne de olsa sanattan anlamayan halk, bidon ile heykeli ayırmasını bilemez denilerek şeker (!) gibi bir iş çıkarılmıştı.

Neyse konuyu dağıtıp kafa karıştırmanın zamanı değil…

Şimdi ne 140 milyonluk belediye borcunun nasıl olup da 650 milyona çıkarıldığını sormanın; ne de 11 yıllık CHP’li Şükrü Genç döneminde harcanan yaklaşık 4 milyarın (eski parayla 4 katrilyonun) peşinde düşmenin zamanı…

* * *

Cumhurbaşkanı’nın açıkladığı korona paketinde, İller Bankası’nın borçları olan belediyelerin Nisan, Mayıs, Haziran aylarındaki ödemelerinde kesinti yapmayacağı müjdesi vermişti. Pek çoğunuz doğal olarak bunun ne anlama geldiğini bilmeyebilirsiniz.

Ancak bu müjde, borç batağında olduğu için İller Bankası’ndan gelen katkı payları sürekli kesilen Sarıyer Belediyesi gibi belediyelere ilaç gibi geldi. Zira belediyenin kasasına 3 ay boyunca hiç ummadığı halde milyonlarca lira daha girecek. Bu rakam en kötü hesapla 10 milyonun üzerinde olacak.

* * *

Şimdi Sarıyer halkı adına Sarıyer Belediyesi’ne 3 öneride bulunalım;

*İller Bankası’ndan 3 ay boyunca yatırılacak paraların kesintisiz olarak yatırılan artı kısmını;

*Her yıl milyonlarca lira harcadığınız 23 Nisan kutlamalarının bu yıl ki bütçesini

*Önümüzdeki 19 Mayıs kutlamaları için ayırmayı planladığınız yüz binlerce lirayı; 

İşte tüm bu paraları zor durumdaki Sarıyer halkına ayni ve nakli destek olarak dağıtın… Bu paranın bir kısmını da bu dönemde yoğun şekilde çalışan belediye çalışanlarına çifter maaş olarak aktarın.

Belki de Sarıyer halkı için yapacağınız bu hizmetten sonra; hakkınızdaki “3. dönemde ne bir hedef, ne bir heyecan, ne de yapılan bir hizmet var” eleştirileri de tümden son bulmuş olur…

Yazımın başında, “acıyı bal eyleyelim” demiştim ama birileri için farkında olmadan balı acı eylemiş olabilirim… Neyse ki önemi yok…

Koronasız günlerde görüşmek üzere, nefretle değil hoşgörü ve sevgiyle kalın…

İlgili Makaleler

2 Yorum

  1. 20 senedir büyükderede yaşıyorum,bu durumlarda hiç haberdar olamadık ayrıca müsriflik babında yapılan yeni belediye bnasının neden bukadar geniş tutulduğuna anlam veremedim

  2. İşçisine emekçisine günlük 7 lira yemek parası veren belediye yönetiminden çalışanlar adına ekstra maaş istemek komik geliyor ne yazık ki!
    Kadrolu işçilerin maaşları yüksek oluyor diye mesai yaptırmayıp yerine taşeron işçileri çalıştıran,o taşeron işçilerinde asgari ücrete endeksli dönemde zorla imza attırıp alacak oranı düşüren zihinler yönetip bu belediyeyi sonrasında ödül olarak chp merkeze gönderilip başımıza vekil oldu!
    Böyledir bizim sosyal demokratlarımız!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu