ManşetRöportaj

Adalar Belediye Başkanı Erdem Gül: “Adalar hepimizin, birlikte koruyalım”

İstanbul’un gözbebeği Adalar’ın CHP’li Belediye Başkanı Erdem Gül, Sarıyer Gazetesi’ne konuştu.  31 Mart 2019 yerel seçimlerinde belediye başkanı seçilen ve gazetecilik mesleğinden gelen Gül, göreve başladığı günden beri önemli çalışmalara imza atıyor. Özellikle belediyenin girişimleriyle yeniden hayata geçirilerek yaz aylarını keyifli hale getiren Açık Havada Sinema’ya ilgi şimdiden çok fazla. İlerleyen zamanlarda ise kültür-sanat faaliyetlerini arttıracak çalışmalar planlanıyor.

SARİYERGAZETESİ.COM – ÖZEL RÖPORTAJ

Sarıyer Gazetesi olarak Büyükada’da yer alan Adalar Belediyesi’ni ziyaret ettik. Sarıyer Gazetesi İmtiyaz Sahibi & Genel Yayın Yönetmeni Bekir Batu ve Haber Müdürümüz Rukiye Ay’ı makamında misafir eden Başkan Erdem Gül, gazetemizin sorularını yanıtladı. Samimi açıklamalarda bulunan Gül “Burada belediye başkanı olmak şöyle bir şey; Ada’da yaşayan herkes her an size ulaşabilir ve derdini anlatabilir. Hemen herkesle konuşuyorum ve herkes de benimle konuşabiliyor. Adalar tatil havasının da olduğu bir yer. Geçmişteki açık hava sinemaları sıfırlanmış durumdaydı. Bu sene açık bir alanda Açık Havada Sinema etkinliklerimizi yapmaya başladık. Adalılardan yoğun ilgi var” dedi.

Gazetecilikten geldiniz, gazeteci yönünüz belediye başkanı olarak size neler katıyor?

Haber dediğimiz insanın günlük ve anlık yaşamsal macerasıdır. Yani derdi, tasası, sıkıntısı, etkinliği, politikası ve her şeyidir! Dolayısıyla yerel yönetici olmak da böyle bir şey… Gazetecilik insan faaliyeti izlemek ve haberleştirmek olduğuna göre, gazeteciliğin bu tarafı gibi insan iletişimi ve etkileşimi olan belediye başkanlığında da her zaman avantajdır.

“ADA’DA OKUMAK KEYİF VERİCİ… ”

Adalar’da çalışma zamanınızdan artan vakitlerde keyif aldığınız hobileriniz var mı?

Büyükada’da yaşıyorum. Böyle bir vakit çok yok… Belediye başkanlığı politikanın diğer alanlarına göre daha “24 saatlik” bir faaliyet. Çünkü yaşadığınız yerdeki halkın bütün sorunlarıyla uğraşmak zorundasınız. Hastalık, cenaze vs. gibi diğer konuları da sayarsak sabah saat 08:00, akşam 17:00 gibi bir mesai olmadığı gerçektir. Gece de telefonlarınız açık olmalı ve en küçük bir şey olduğunda gitmek zorundasınız. Dolayısıyla o kadar çok artan vakit yok diyebilirim. Ama en çok yapabildiğim şey okumak. Pandemi sürecinde yine mesaideydik ama o dönem buna biraz daha fazla vakit sağlıyordu. Okumak, okuyabilmek Ada’da güzel yapılıyor ve keyif verici.

Açık Havada Sinema etkinlikleri yapıyorsunuz. Adalıların bir sinema yeri yoktu. Dolayısıyla bu etkinlik herkesi sevindirdi. Bundan sonra da Adalar’da sanatsal faaliyetleriniz sürecek mi, projeleriniz var mı?

Adalar’ın bir yandan sayfiye yeri olmakla birlikte yıl boyunca ikamet edenler de var. Buranın atmosferinden ve denizinden çevresinden yararlanan insanlar var. Dolayısıyla Adalar tatil havasının da olduğu bir yer. Geçmişte olan o açık hava sinemaları sıfırlanmış durumdaydı. Bu sene açık bir alanda akşam hava kararmak üzereyken Açık Havada Sinema etkinliklerimizi yapmaya başladık. Adalılardan yoğun ilgi var ve tabi ki bu etkinlikleri devam ettirmemiz gerekiyor. Zaten öteden beri de söylüyoruz; Adalar’a yol, köprü, otoyol ya da AVM yapmayacağımıza göre kültür-sanat yapacağız. Gelecek yazlara ilişkin sanatsal kültürel faaliyetler de planlayacağız. Kış için kültür sanat faaliyetlerini biraz daha farklı planlamak lazım. Çünkü Adalar’da mekanlar sınırlı. Dolayısıyla sanatsal faaliyet yapabilecek kapalı salonlar oluşturmak gerekiyor. Belki onu kışa girdiğimizde biraz daha küçük küçük mekanlarımızı harekete geçirerek yapabiliriz. İstanbul’da merak uyandırıcı butik diyebileceğimiz kış kültürel faaliyetleri düşünebiliriz. Ama esas gelecekteki yazlar, Mart’tan Kasım’a kadar olan süreçte daha büyük çapta ve geleneksel hale gelen bazı etkinlikler planlayacağız. Ada halkı tabi ki her zaman bu faaliyetlerden faydalansın ama Adalar İstanbul’dan kopuk bir coğrafya olmadığına göre Ada dışındaki insanların da ilgisini ve merakını çekecek etkinlikler planlayacağız.

“ADALAR’IN EN GÜZEL TARAFI O FOTOĞRAFA BENZEMEMEK”

1 yıldır Ada’dasınız. Ada’yı tanımlayan en güzel cümleniz ne olur?

Şu an için söylemiyorum ama 31 Mart’ta göreve geldiğimizde İstanbul’da 25 yıllık bir yerel yönetim iktidarı vardı. Buradan bakınca da Anadolu Yakası tarafında yükselen o yüksek taş binalar var. Dolayısıyla Adalar’ın en güzel tarafı o binaların oluşturduğu fotoğrafa benzememektir.

İBB ve Adalar Belediyesi ortaklığında sürdürülen çalışmalar göreve geldiğinizden bu yana Adalar’a neler kattı?

Biz göreve geldikten itibaren fayton meselesini önümüzde bulduk. 31 Mart’ta seçim, 23 Haziran’da tekrarlanan seçim oldu. Ağustos sonunda Adalar’da bir Ulaşım Çalıştayı yaptık. Ardından da zaten Aralık ayı itibariyle biz bu çalışmaları yaparken atlardaki hastalık meselesi gündeme geldi. Ocak ayında hızlı davranıp faytonları ulaşım aracı olmaktan çıkardık. Bunun için İstanbul Büyükşehir Meclisi’nden karar aldırdık. Sonra atların satın alınmasını gerçekleştirdik. Paraları ödendi. Tüm atlar ve faytonlar Adalar’da muhafaza edilerek İBB’ye geçti. İşte o arada koronavirüs salgın hastalık dönemi 3 ayımızı ve çalışmalarımızı aldı. Onun ardından da araştırmaları iyi yaparak atları güvenli bir şekilde sahiplendirmeye başladık. Üniversitelere ve belli kurumları atların geleceğini de güvence altına alacak şekilde belli sayılarda göndermeye başladık. Sonuçta bu atların sürekli olarak tutulacağı yer Adalar değil. Çünkü bizim satın aldığımız 1300 civarı at vardı. Yavaş yavaş sahiplendiriyoruz. Onun ardından da zaten kararımız “elektrikli yeni ulaşım araçları” da Adalar’a geldi.

“ADA’DA YÜRÜMEK ESASTIR”

Adaların en büyük sorunların başında gelen ada içi ulaşım sorunu gündeminizde. Ada içi ulaşımda faytonların yerini elektrikli araçlar aldı ve yeni bir dönem başladı diyebiliriz. Peki, bu araçların Adalar için avantajları nelerdir? Elektrikli araçların son durumu nedir? Ne zaman hayata geçecek?

19 Haziran’da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’mız Ekrem İmamoğlu Adalar’a gelerek ziyaretini yaptı. O gün Adalar’a araçları getirmiştik ve aslında o gün itibariyle ulaşıma başlayabilecek durumdaydık. 60 elektrikli araç geldi. Bunların bir kısmı 14 kişilik toplu ulaşım aracı akbil ile çalışacak. Durakları ve yolları yapıldı. Bir kısmı da taksi gibi çalışacak yani 4 kişilik araçlardır. Şu ana kadar belki teknik sorunlar nedeniyle faaliyete geçirememiştik. Muhtemelen önümüzdeki hafta itibariyle de ulaşımı resmen başlatacağız. Aslında Adalar’ın İstanbul’a göre en büyük farkı yaya yolu ve yürüyüş alanı olmasıdır. İstanbul’da oluşturulan alanlar dışında kentin içerisinde trafik ve konutlar bakımından böyle bir yürüyüş alanı yok. Ama Adalar’ın var. Adalar’ın yüzde 55’in üzeri ormanlık alandır. Dolayısıyla her yere yürünerek gidilebilir ya da en fazla bisikletle gidilebilir. Ama geleneksel olarak bir fayton aracı vardı. Bir de tabi yaşlı ve hasta nüfusumuz ile yük taşımacılığı var. Bu bakımdan araca ihtiyaç var. Getirdiğimiz elektrikli araçlarımız esas olarak bu işlevi görecek. Ama ben gene söylüyorum, Ada’da yürümek esastır. Yürüyebilecek olan herkesi en özgür yaya olarak Ada’da yürümeye çağırıyorum.

Adalar’ın ulaşımında deniz yolu çok önemli. İlk kez İBB tarafından tarifeye eklenen gece seferleriyle ana karayla bağlantı kopmuyor. Vatandaşların bu açıdan başka talepleri var mı?

Kimi zaman tarifeler ve vapurların daha fazla arttırılması gibi talepler var. Ama yeterli sayıda vapur yok. Fakat şimdi bu eski vapurların tekrar tamir edilip sefere döndürülmesi gibi çalışmalar olduğunu biliyoruz. Vapur sayısı biraz daha arttırılır, tarifeler de işe gidiş gelişlere uygun yaz-kış taleplere göre düzenlenirse Adalar’a deniz ulaşımımızda da büyük oranda problem kalmayacaktır.

“ADALAR-SARIYER BAĞLANTISI KURULMASI ÇOK GÜZEL OLUR”

Adalar ve Sarıyer, doğası ve coğrafyası itibariyle İstanbul’un iki turistik ilçesi diyebiliriz. Peki, bu iki ilçe arasında direk vapur seferi konularak ulaşım kolaylığı konusunda bir bağ oluşturulabilir mi?

Evet, çok güzel olur. Zaten İBB’yi aldıktan sonra Ekrem İmamoğlu da demeçlerinde ve çalıştaylarda ifade etti: “İstanbul denizden yeterince yararlanabilen bir şehir değil, halkın deniz yolculuğunu arttırmamız gerekiyor.” Devasa bir şehir elinde de deniz gibi bir imkan var ama deniz ulaşımından yeterince imkan sağlayamıyor. Dolayısıyla Sarıyer-Adalar benzetmesi ve doğrudan iki ilçemiz arasında bağlantı kurulması güzel öneri. Hem Ekrem başkanla hem de Şükrü Genç başkanla konuşmaya değer…

“OLAĞANÜSTÜ BİR YOĞUNLUK OLMAMASI SEVİNDİRİCİ”

Koronavirüs  sürüyor… Salgınla mücadele çalışmaları kapsamında Mayıs ayında Adalar’a giriş-çıkış yasağı uygulandı. Bu sürecin Adalar’a faydaları neler oldu? Yoksa normalleşme adımları atılan Haziran ayı itibariyle daha fazla bir yoğunluk yaşanmasına neden oldu diyebilir miyiz?

Adalar İstanbul’un ana karadaki diğer ilçelerine göre farklıdır. Koronavirüs karşısında da farklı bir konumdaydı. Küçük olması, nüfusunun az olması ve karayla bağlantısı olmaması bakımından eğer ciddi bir vakayla karşılaşsaydık bu çok çabuk yayılabilirdi. O yüzden bir risk taşıyordu. Biz Adalar’a ulaşımda artı bir izolasyon uyguladık. Mayıs ayında Adalar’da yaşadığımız süreç kontrollü giriş-çıkış yasağıydı. Büyük yararını gördük. Adalar’da oturanlar arasında korkutucu vakalar olmadı. Daha sonrasında ise geçen yazlara göre aslında yoğunluk olmadı. Bu Adalar açısından iyi bir durum çünkü sonbaharda yeniden salgına yakalanabilir miyiz diye endişeler var. O nedenle olağanüstü bir yoğunluk olmaması sevindirici. Ama tabi bu hastalık sonrasında Adalar’da yaşamak bakımından talebin arttığını görüyoruz. Bunun da bir takım nedenleri var. Nihayetinde Adalar’da apartman dairesine sıkışmak zorunda değilsiniz. Bahçe ve ormanlar var. İzolasyonda olsanız da, sokağa çıkma yasakları olsa bile Adalar’ın bahçelerinde, sokaklarında teneffüs etmeniz daha kolay.

Adalar yazın sık sık orman yangınlarıyla gündemde. En son Heybeliada yangını yaşandı. Herkesin yüreğini yakan orman yangınları doğayı olumsuz etkiliyor. Bunun için sizin çözüm önerileriniz neler?

Geçen sene bu aylarda hem Heybeliada’da hem de Burgazada’da yangın oldu. Bu sene ise Büyükada’da, Kınalıada’da ve en son da Heybeliada’da bir hafta içerisinde 3 yangın oldu. Adalar orman alanı olduğu için yangın açısından çok kritik durumda. İnsan hatası ya da kasıtlı hangi nedenle olursa olsun ne yazık ki yangın çıkmasına ve hızla yayılmasına çok elverişli… Bu açıdan korkutucu ve çok dikkatli olmak gerekiyor. Ama öncelikle söylememiz gereken; yangın çıktıktan sonra mutlaka zarar veriyor. Bizim yapmamız gereken önleyici davranmak yani yangını çıkartmamaktır. İnsanın yangın söndürmedeki kapasitesi belli nihayetinde ateş bu! Yangını söndürme konusunda canla başla çalışıyoruz ama çıkarmama konusunda da dayanışma içerisinde denetimi ve kontrolü birlikte sağlamamız gerekiyor. Adalar halkı bu konuda duyarlı. Tabi ki kurumlar ama halkla birlikte. Yangın çıktıktan sonra insanın yapabilecekleri sınırlıdır. Bizim görevimiz mümkün olduğu kadar yangının çıkmasını önlemektir. Mahalle Afet Gönüllüleri ve halk birlikte çalışmak durumundadır. Yangınlar sonrasında toplantılarımızı arttırdık ve ben de bizzat katılıyorum.

Adalar’a özellikle yaz aylarında gelen günübirlik ziyaretçilere “çevreye duyarlılık” açısından çağrılarınız ne olur?

Belediye deyince akla halkın bulunduğu yörenin temizliğini yapmak geliyor. Evet, biz bunu yapmak durumundayız zaten görevimiz. Salgın döneminde yaşadığımız tipik bir mesele olan yollara “maske” atmış insanları gördüğüm zaman hayret ediyorum. Bunun için herhalde insanın eğitim alması gerekmez. Tamam, bizim görevimiz yapalım ama halkın kendisi de ilçesinin, sokağının, caddesinin ve ormanının temiz olmasıyla yükümlüdür. Biz görevimizi yapalım ama halk da evinin ve dükkanının önünün temiz olmasını düşünmelidir. Ben düşüneceklerini umuyorum. Adalar’a gelenleri de hep beraber uyaralım.

Türkiye’de Adalar özel bir yere sahip ve böyle bir belediye yok. Bunun avantajları ve dezavantajları neler? Adalar’ı yönetmek nasıl bir duygu?

Adalar’da ikameti olan nüfusumuz 15 bin, kışın Adalar’ın nüfusu 10 binlerin altına iniyor. Ama yazın da 100 bine kadar çıktığımız oluyor. Burada belediye başkanı olmak şöyle bir şey; Ada’da yaşayan herkes her an size ulaşabilir ve derdini anlatabilir. Dolayısıyla zaten böyle oluyor. Hemen hemen herkesle konuşuyorum ve herkes de benimle konuşabiliyor.

Adalar’ın İstanbul’da en az bütçeye sahip belediye olması ilçeye katkı sunacak çalışmalar yapma konusunda sizi nasıl etkiliyor?

Bütçe konusuna Adalar özelinde de bakıyoruz ama genel olarak da hatırlayın Türkiye koronavirüs sürecine ekonomik krizle girmişti. Bizim bütçemizin düşüklüğünü geçiyorum. Şimdi ekonomik kriz daha da katlanmış durumda. Bütçe meseleleri bütün ülkemizde var. Adalar’ın az bütçeye sahip olmasından şikayet etmiyorum. Çünkü zaten ülkenin genel olarak bütçesinin azaldığı bir dönemi yaşıyoruz. Burada bakış açımızın şu olması gerekiyor. Durumumuzun fotoğrafını çekerek, ihtiyaçları öncelikli olan kesimleri belirleyip önce onlara ulaşarak, dayanışma ağını genişleterek belediyeyi halktan kopuk bir yer değil halkın ve dayanışmanın içinde bir kuruluş haline getirerek el birliğiyle yürümeliyiz.

Sarıyer’e bir mesajınız var mı?

Sarıyer, köklü ve tarihi bir ilçe. Bu anlamda önemli bir yer. Doğası itibariyle de önemli ve korunması gerekir… Sarıyer’i seviyoruz. Aynı zamanda hemşerim de olan Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç başkanımızı da seviyor ve selamlarımızı iletiyoruz.

     

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu