ManşetRöportaj

Nostalji Kraliçesi Muazzez Ersoy: “Müzik zengini bir muhitte büyüdüm”

Türk sanat müziğine ve nostaljik şarkılara adını altın harflerle yazdıran sevilen isimlerden Muazzez Ersoy… Sanat yaşamındaki sade ve şık duruşuyla gönüllerimize taht kurarken güçlü sesinden dinlediğimiz şarkılarını hiç unutmadık. Sarıyer Gazetesi’ne konuşan Nostalji Kraliçesi 90’lı yıllarda başlayan müzik yaşamından bugünlere kadar başarılı albümlere imza attı. Seslendirdiği her şarkıya ayrı bir yorum katan Ersoy; “Maddi olarak fakir bir aileydik, müzik olarak zengin bir muhitte oturuyordum. Şimdi ise geçmişle bugünü özümseyen bir Muazzez var” dedi.

SARİYERGAZETESİ.COM – RÖPORTAJ: RUKİYE AY

90’lı yıllardan günümüze çok sayıda albüm çıkardınız. Bu üretkenliğinizi neye borçlusunuz?

Sanatçı varlığını üreterek gösterir. Sanatını ve de zanaatini ortaya koyarak, hayatta durur. Ben 13 yaşımdan beri çalışıyorum. Önce aileme destek olmak için çalıştım, sonra yıllar içinde çalışma hayatım daima devam etti. Bütün Türkiye beni tanıdıktan sonra da Muazzez Ersoy için, Muazzez Ersoy’u sevenler için; dinleyenler için çalıştım. Türk müziğine hizmet için çalıştım… Çalışmak ibadet derler; büyüklerimizden duyduk, boş oturanı Allah sevmez derler; büyüklerimizden öyle duyduk. Herkes çalışmalı, üretmeli, üretime destek olabilmeli…

“YOKLUKTAN ÇIKAN BİR MUAZZEZ VAR”

Seslendirdiğiniz nostaljik şarkılarla “Nostalji Kraliçesi” olarak biliniyorsunuz. Bu nasıl bir duygu, yine nostaljik albümler yapacak mısınız?

En güzel besteler 60’lı 70’li yılların besteleri. Çocukluğumun bende derin izleri olan, derin izler bırakan şarkılarını yorumladım… Çocukluğumda ailemle, mahallemde komşularımla bu şarkılarla büyüdük. Tabii ben de çok etkilendim o dinleyerek büyüdüğüm şarkılardan… Türk müziği bir deryadır, yeni bestelere tabii ki karşı değilim ama eski bestelerin tadı başka. İnşallah nostalji albümlerine devam etmek istiyorum. Bana gelen istekler de bu doğrultuda. Benden devamlı nostaljik şarkılar bekleniyor.

Çocukluğunuz ve gençliğiniz Kasımpaşa’da geçti. O yıllardan bugüne baktığınızda nasıl bir Muazzez var?

Fakirlikten, yokluktan çıkan bir Muazzez var. Zengin bir ailenin çocuğu değilim. Maddi olarak fakir bir aileydik, müzik olarak zengin bir muhitte oturuyordum. Kasımpaşa’da sağımız solumuz müzisyen doluydu. Şimdi ise geçmişle bugünü özümseyen bir Muazzez var.

Sanat yaşamınızda en unutamadığınız anı ne olmuştur?

Rahmetli anneciğimin haberi olmadan, kendimce aldığım ani bir kararla, kolumdaki 2 bileziği bozdurup kostüm almamdı. Sahneye çıkmak için kostüme Bileziklerimi bozdurduktan sonra anneme anlattım, söyledim tabii ki… “Madem böyle bir karar vermişsin, madem böyle bir adım atacaksın tamam o zaman” dedi. Hiç unutmadım; pembe renkli, yanı taşlı, fırfır etekli bir hazır kostümdü.

“AŞK BENİM İÇİN TEK TİP DEĞİL”

Aşka inanır mısınız? Nasıl tarif ediyorsunuz bu duyguyu?

İnanırım ama aşk sadece bir erkek ve bir kadının, yani iki cinsin birbirine duyduğu bir bağ değildir benim için. Aşkın her çeşidine inanırım. Her şeyden önce bizi yaratan Allah’a olan aşk vardır; Allah aşkı… Doğaya olan aşk vardır, Allahın yaratığı güzelliklere olan aşk vardır. Çocuğuma, köpeklerime, çiçeğe, gözümün içine bakan bir kediye… Aşk benim için tek tip değil.

Güzel fiziğinizi neye borçlusunuz? Spor yapmayı sever misiniz?

Yıllar önce çok çok uzun yıllar ağır spor yaptım. Herhalde o günlere de biraz borçlu olabilirim diye düşünüyorum…  Halter kaldırdım, judo – karate yaptım. Tabii ki soya çekim de var. Rahmetli anneciğimin de cildi pırıl pırıldı ve yüzünde kırışığı yoktu. Aslında şanslıyım; fazla bir şey yapmıyorum, ailemden gelen bir özellik bence… Doğruyu söylemem gerekirse spor yapmayı sevmiyorum. Yakınlarım pilatase başla fiziğini korumak için diyorlar; ben inatla başlamıyorum. Ama yürürüm, asansör kullanmam merdiven çıkarım… Meyve sebze ağırlıklı beslenirim, yediklerime dikkat ederim. Tatlıya çok düşkünümdür.

En sevdiğiniz yemek nedir?

Hangi birini sayayım ki (gülüyor). Köfte, patates, kuru fasulye, karnıyarık. Tatlılara bayılırım, sebze yemekleri ise favorimdir.

Hobileriniz arasında olmazsa olmazınız nedir?

Kesinlikle ve hiç düşünmeden alışveriş demeliyim… Hem evime, hem kendime. En sevdiğim şey alışveriş yapmak… Hobiden sayacak mısın ama bilmiyorum (gülüyor). Market alışverişi de dahil bayılıyorum alışverişe… Satın almasam bile çarşı pazar dolaşmayı çok severim. Hiç yorulmam dükkanlara bakarken, dükkanların içinde dolaşırken… Evimle uğraşmayı çok severim. Evin dekorasyonu sürekli değişir. Orkide yetiştiriyorum… Onlarla konuşuyorum, ilgi gösteriyorum, birbirlerini kıskansınlar diye çiçek açanlarla çiçek dökenlerin yerlerini değiştiriyorum.

İstanbul’un en çok hangi semtini seviyorsunuz? Neden?

İstanbul, çok özel çok özel bir şehir… Maneviyatıyla, güzelliğiyle, doğasıyla, konumuyla; her şeyiyle… O yüzden her semtini seviyorum. Yahya Kemal Beyatlı’nın dizelerindeki gibi: “Görmedim, gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer… Ömrüm oldukça gönül tahtıma keyfince kurul, sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer” demiş… Ben de her semtini ayrı seviyorum… Hele denizi görebildiğim, denize çıkan sokaklar yok mu…

“ÇOCUKLUĞUMDA SARIYER’E ÇOK GELDİM”

Sarıyer’e geliyor musunuz? Sizin için neler ifade ediyor?

Çocukluğumda rahmetli babam bizi Sarıyer’e götürürdü. Sarıyer Börekçisi’ne giderdik. Bazen Sarıyer’in sırtlarında piknik yapardık, sık sık pikniğe giderdik… Lunapark gibi bir yer vardı sanırım Çırçır Suyu’ydu, oradaki salıncaklarda oynadığımı hatırlıyorum. Canlı müzik yapılırdı piknikçilere. Şimdilerde Rumelikavağı’na geliyorum. Balıkçılarınızdan, balık restoranlarınızdan, güzel semtlerinizden vazgeçemiyorum. Yaz boyu denizde olduğumuz zamanlarda bile Sarıyer yakınlarına geldik hep…

Şarkı söylemek sizin için nasıl bir tutku? Sanatçı olmasaydınız ne olmak isterdiniz?

Şarkı söylemek de bir iki soru önce sorduğunuz “aşk” sorusu var ya hani… Aşklarımdan birisi… Eğer şarkı söylemeseydim pilot olurdum. Pilot olmak isterdim. En büyük hayalim, Türk Hava Kuvvetleri’nde yetişip mükemmel bir pilot olmak isterdim.

Sosyal medya ve değişen yaşam koşulları… Tüm bunlar sizce sanata neler kattı?

Sadece sosyal medya değil, dijital dünyanın sanata bir şey kattığını düşünmüyorum. Bitirdiğini düşünüyorum! Sanatı bitirdi, duygu bitti… Pandemi nedeniyle de konserler bitti, müzik bitti.

“1 AYDA 27 KONSERE GİDİYORDUM”

Dizi ya da filmde oynamayı düşünüyor musunuz? Teklif gelirse nasıl değerlendirirsiniz?

Tarihi alt yapısı olan bir filmde ya da dizide birkaç bölümde olmayı arzu ederim. Bunu aklıma en çok getiren dizi Diriliş Ertuğrul olmuştu… Deliler gibi izliyordum. Çarşamba akşamları beni arayan bulamaz o derece… Bu arada ben yıllarca dizi çektim. Nostalji albümlerinin çıktığı ilk zamanlarda ve devam eden yıllarda 3 dizi yaptım. TV kanalları, şarkıların dizilerini çok istiyordu. “Sizi izlemek istiyorlar” teklifiyle 3 dizide oynadım… Hem konserler, hem dizi çekimleri çok yorulduğum ve çok zorlandığım dönemler oldu. 1 ayda 27 konsere gidiyordum, gündüzleri de dizi çektiğimi düşünebiliyor musunuz?

Genç yeteneklere tavsiyeniz ne olur?

Gençler çalışmadan ünlü olmak ve her yerde olmak istiyorlar. En çok gözlemlediğim bu. Benim onlara tavsiyem sadece çalışmak, çalışmak, çalışmak olur…

Sahneye her çıkmadan önce mutlaka ne yaparsınız?

Rabbimin beni mahcup etmemesi için dua ederim. Ondan önce saç ve makyaj hazırlığım olur; genellikle sessiz ortam isterim. Ekibim ve arkadaşlarım yanımda olur.  Yemek yemem sahneye çıkmadan önce… Alkol ise hiç almam. Alkol hiç kullanmıyorum. Sahnedir bu mahcup olmak da var; canlı canlı okuyorsun. Duamı eder ve sahneme çıkarım…

“SARIYER SEMPATİKLİĞİNİ KAYBETMESİN İSTERİM”

Yakın gelecekte yeni albüm ya da başka projeleriniz var mı?

Yeni albüm derken; yeni şarkı ya da şarkılardan oluşan single düşünmüş ve hemen ardından da tekrar nostalji albümü yapmayı istemiştim. Pandemi her şeyi alt üst etti… İçimizden geliyor yeni bir şeyler yapmak ama sektör olarak duraklama dönemindeyiz. Yeni şarkılar arıyorum bu arada… Yakın besteci arkadaşlarımdan şarkılar geliyor, onları değerlendiriyoruz. Şarkı aradığımı bilen, ekranda söylediğim için duyan değerli dostlar da şarkılarını yolluyorlar, onları dinliyoruz ekibimle birlikte…

Sarıyer’e mesajınız…

Sarıyer daima sahil kasabası özelliğini korusun isterim. Sempatikliğini kaybetmesin isterim. Mahalle kültürünün devam ettiği bir Sarıyer devamlı olsun İstanbul’da. Çocukluğumdaki gibi sıcak ve samimi… Tüm Sarıyer’e, Sarıyerlilere, Sarıyer’i sevenlere sevgilerimi gönderiyorum.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu