ManşetRöportaj

Özlem Kaymaz: “Sevgi en güçlü enerjidir”

1992 Türkiye güzeli olarak tanıdığımız Özlem Kaymaz, başarılı çalışmalarıyla adından söz ettiriyor. Rise&Shine Bütünsel Yaşam Merkezi’nin kurucusu olarak insanların yaşamına güzel dokunuşlar yapan Kaymaz; “Sevginin en güçlü enerji olduğunu kabul ettiğimden beri hayat amacımın iyi insan olmakla, diğerlerini mutlu etmek olduğunu anladığımdan beri ışığım önce kendi yolunu, takibindeyse hayat hikayeme dahil olanları aydınlatıyor” diye konuştu.

SARİYERGAZETESİ.COM – RÖPORTAJ: RUKİYE AY

Kendinize “bütünsel yaşam rehberi” diyor ve seminerler veriyorsunuz. Bireysel seanslar ve grup seansları da olarak şimdilerde Covid-19 nedeniyle internet üzerinden sürdürdüğünüz seminerler nasıl gidiyor?

Rise&Shine Bütünsel Yaşam Merkezi’nin kurucusuyum. Pandemiden önce 8 Mart’ta Hollanda Rotterdam’da lansmanını yaptığım, uzun yıllardır alt yapısını hazırladığım bir oluşum RiseShine. Almış olduğum eğitimlerden, cebimdeki tüm hayat deneyimlerinden sentezlediğim ve kendi yazdığım çalışma programını online atölyeler şeklinde düzenledim. Pandemi sonrası da bu şekilde devam edecek çünkü avantajları çok daha fazla. Mesleğime verdiğiniz isim veya bana öngördüğünüz etiketin pek bir anlamı yok, esas manayı kazandıran ve yüreklerde ismini kazıtan, yaptığım şeyin içeriği. Uyguladığım çalışma programı sonunda kişinin yıllardır çektiği ızdırap, hayal kırıklığı, öfke, kendine kızgınlık, kurban hissetme hali, etrafını suçlayan… çabalayan, hayat akışında işlemeyen, hak ettiği yerde olmadığını düşünen, pişmanlıkları ile barışamayan, affedemeyen kişi olmak yerine; özgürleşerek dönüşmesi, tatmin ve şükür içinde bir yaşam sürebilmesi, Zihinden düşüncelerden, kalıplardan özgürleşmesi ve bunu yaşayan kişinin teşekkürüdür beni ilgilendiren. Her dönüşen yolcunun katılımı ile büyüyen Rise&Shine ailesi olarak cidden uyanan ve parlayan, ışığı ile aydınlatan bir insan topluluğu oluşmaya başladı. Heyecanımın sizlere de geçtiğini düşündüğüm bu satırlarda sanırım nasıl gittiği de aşikar. Özlem’in özünü keşfettiğim ve kendi gerçekliğimde artık bir eğitmen olarak yaşamını işletebildiğim için şükürler olsun.

Oğlunuz Daniel’in yaşadığı nager sendromu yaşamınızı nasıl etkiledi?

Oğlum 18 yaşına geldi bir doğum anomalisi olan Nager sendromu ile doğdu ve yaşamakta. Doğduğu gün başlayan bir yıl yoğun bakım süreci ve onu izleyen yaklaşık 50 ameliyat bu röportaj satırlarına sığacak bir etki değil. Ana fikir olarak şöyle diyebilirim, oğlumun varlığı bana var oluşumun bir bedenden, eğitimimden, statümden, yaşadığım yer ya da üzerime giydiğimden ibaret olmadığını gösterdi. Bu beden içinde yaşayan ruhsal varlığın bilinciyim ben.

Sizin bir Türkiye güzeli olmanızın yanı sıra kızınız Tara’nın bu farkındalık ile aynı gibi gözüken hikayeyi (bir Türkiye güzeli olmak) ruhsal olarak çok farklı yaşıyor olmasını neye bağlıyorsunuz?

Evet, Tara da bir Türkiye güzeli ve nihayetinde bu yarışma sadece bir deneyim. Kızımın bu deneyimi ruhsal olarak daha farklı yaşıyor olmasının sebebi aldığı örnek. Ebeveyn olarak evlatlarımın oluş hallerinde birçok hayalim ve isteğim olabilir, o doğrultuda olabilmelerinin tek yolu önce benim o konuda kendimi geliştirmem ve dönüştürmemdir. Bunu yapabildiğim için çok mutluyum ve şükrediyorum. Değişimin, farkındalığın ve bilinçli yaşamın izdüşümünü çocuklarımda görmek manevi olarak beni çok besliyor.

Peki, anne kız ilişkinizde ergenlik dönemi tartışmak yerine nasıl oldu da kızınızın idolü haline geldiniz?

İdolü haline gelmek derken? Evet, bazı konularda kendisi için de hayırlı olacak örneklerde beni takip ediyor, bu tartışmadığımız ve fikir ayrılığı yaşamadığımız anlamına gelmiyor. Ancak Tara da bir Rise&Shine Üyesi ve yaşı için çok şeyin farkında. Haklı haksız, doğru yanlış olmadığının bilincinde, kızdığı yerde kendisini aynaladığının farkında. Bilincin bunların farkına varması için, kendisi de 18 yaş öncesi başladığı dışarıda aldığı birçok eğitimi artık kendi atölyelerimizde pekiştirerek, çalışarak ve uygulayarak devam ettiriyor.

Seçtiğiniz meslek ve yaptığınız çalışmalar aile ilişkilerinizde neyi değiştirdi ve size neler öğretti?

Her şeyden önce zihnimdeki sesin bana ait olmadığını, inandığım birçok kalıbın benim inanışım olmadığını, hiçbir şeyin tek anlamı olmadığını, her şeye anlam yükleyenin zihin olduğunu ve anlamsızlığın dahi bir başkası için bir anlamı olduğunu öğrendim, farkına vardım. Zihnimin ne kadar çok geçmişte veya gelecekte yaşadığını, o an gerçekleşen olay hakkında yaptığı yorum ile yazdığı hikayeye inandığı gerçeği ile yüzleştim. Özgür bir zihnin huzurlu, sakin, dingin, tatmin ve şükür sevgi ve sevinç ile dolu yaşamı deneyimledim. Özlem’i daha yüksek ihtimallerde, sonsuz olasılıklar alanında şu an en iyi versiyonunda işletiyorum. Ne olmayı seçiyorsam O’yum. Yaşamamın sorumluluğunu üzerime alarak yapmam gerekenleri tam ve zamanında yapıyorum. “Hayat kendime kötü yaşama lüksünü tanımam için çok uzun ve çok kısa” demiş Paulo Coelho; ben kendisine katılıyorum, farkına vardıktan sonra geri adım atamazsınız.

Anne kız olarak düşleriniz, hedefleriniz, güldükleriniz ve ağladıklarınız genellikle neler?

Anne kız olarak güzel düşlerimiz var ve onları bir bir gerçekleştiriyoruz, ortaya çıktığında sizlerle paylaşıyoruz. Beraber en çok kendimize güleriz ve sanırım yine en çok kendimize ağlarız.

İyiliği, sevgiyi ve ışığı yansıtmak sizi nasıl mutlu ediyor?

İyiliği sevgiyi ve ışığı yansıtmak sorunuzdan anladığım kadarıyla bunu becerebiliyorum ve ne hissettiğimi soruyorsunuz. Amaç iyi sevgi dolu bir insan olmak. Sevginin en güçlü enerji olduğunu kabul ettiğimden beri hayat amacımın iyi insan olmakla, diğerlerini mutlu etmek olduğunu anladığımdan beri ışığım önce kendi yolunu, takibindeyse hayat hikayeme dahil olanları aydınlatıyor. Oluş halimi bana yansıtanlar, esas ayna olanlar çalışmalarıma katılan danışanlarım onların parlaması beni parlatıyor.

Türk-Hollanda senteziyle harmanladığımız kendi küçük dünyanızı nasıl tarif ediyorsunuz?

İki kültür içinde yaşam, 2-3 lisanı günlük hayatta kullanmak alışılagelmiş durumun dışında yer alır. Sürekli deneyim yaşama peşinde olan insanoğlu için avantajlarının ve kazanımlarının olduğu bir dünya diyelim. Bakış açımı genişlettiğini deneyimliyorum.

Gelecekte hedeflediğiniz projeler neler?

Hayat hikayem kaleme alınıyor; ruhsal gelişimin ve varoluş yolculuğunda kendi özümü keşfedip yaşamına ilk oluş hali milli sporcu olarak başlamış kız çocuğunun, birçok farklı oluş deneyimi geride bırakmış ve şimdi bir eğitmen olarak devam ettiği gerçek yaşam hikayesi. Şu İki satır dahi beni heyecanlandırıyor, sabırsızlıkla bekliyorum. Hedefim daha iyi daha sevgi dolu ve çok daha fazla insana ışığını yansıtan bir yaşam hikayesine imza atmak.

Yemek kitabı çıkaracaktınız sanırım, bu süreç nasıl gelişti? En sevdiğiniz yemek nedir?

Evet, kızımla birlikte bir yemek kitabı çıkarıyoruz. Ailemizi yakından tanıyan kişiler için sürecin bu yönde gelişmesi hiç de sürpriz değil. En sevdiğim yemek deniz mahsullü makarna.

Formunuza dikkat etmek için neler yapıyorsunuz?

Zihnimin hapishanesinde tutsaklık yaşamadığım için duygusal açlık ya da doluluk tecrübe etmiyorum artık. Fiziki bedenim sonuç. Kendime şefkatli davranıyorum, canımın çektiği her şeyi yiyorum. Estetik olarak zayıf ve fit bir vücudu sevsem de bu konuda sorumluluk alıp spor ve sağlıklı beslenme konusunda elimden gelenin en iyisini yapmadığımın bilincindeyim. Yüz yogası hayatıma yeni girdi. En baştan başlayarak fiziki olarak işi ele almaya başladık. Yaşamda bütünsel anlamda parlamaya niyet ettik. Gözlerimizin içi parladığı kadar cildimizin de parlaması ve tüm enerjimizin ışık saçması bizim Rise&Shine ailesi mottomuz.

Sarıyer denilince aklınıza neler geliyor? Birkaç cümleyle okurlarımıza mesajınız var mı?

Sarıyer denince aklıma börek ve balık geliyor, iyot kokusu, dalga sesi, orman esintisi, kahvaltıcılar, Belgrad Ormanı…

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu