ManşetSağlık

Uzman Klinik Psikolog Ezgi Kahvecioğlu: “Hobi edinmek stresle baş etmemizi sağlar”

Sarıyer Belediyesi Aile Danışma Merkezi (SADEM)’de görev yapan Uzman Klinik Psikolog Ezgi Kahvecioğlu, Sarıyer Gazetesi’nin sorularını yanıtladı.

SARİYERGAZETESİ.COM – RÖPORTAJ: RUKİYE AY

Özellikle pandemi sürecinde artan psikolojik rahatsızlıkların yanı sıra insan psikolojisiyle ilgili birçok konuya değindiğimiz ve okurlarımız için faydalı bilgiler edindiğimiz röportajda Kahvecioğlu; “İnsanlar artık olumsuz bir durumla kaşı karşıya kalıp kendi başlarına çözemediklerini fark ettiklerinde bu alanda uzman bir kişiden destek almalarının çok normal bir durum olduğunu kabullenmiş durumdalar. Kendimize uygun olan ve sevebileceğimize inandığımız bir hobi edinmek stresle baş etmemizin başlıca çözüm yoludur” diye konuştu.

Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

Uzman Klinik Psikolog olarak 6 yıldır görev yapmaktayım. Bunun yanı sıra Aile ve Çift terapistiyim. Ergenlik dönemindeki gençlerle ve yetişkinlerle terapilerimi yürütmekteyim.

Psikolojiyi nasıl tanımlarsınız? İnsan yaşamında psikolojiyi en olumsuz etkileyen etmenler neler?

Psikoloji daha çok duygularımızı ve düşüncelerimizi, bunların birbiri ile olan ilişkisini inceleyen bir bilim dalıdır. Psikolojinin hedefi ise, zihinsel bir süreçten geçirerek davranışlarımızı tanımlamak bunları anlamak, neden ve nasıl oluştuklarını açıklamak, ileride bütün bunların bizim yaşamımız üzerinde nasıl bir etkiye sahip olabileceğini öngörmemiz ve bu süreçleri kontrol etmemiz konusunda bizlere ışık tutmaktır. Günümüz insanın en büyük problemlerinin başında ise stres gelmektedir. Strese sebep olan şey ise kaygılarımızdır. Anksiyete bozukluğu diye adlandırdığımız bu durum ise; özellikle günümüzde insanların geçim sıkıntısı yaşaması ile geleceğe dair duyulan kaygı da çok fazla artış olmakta. Bu kaygılarımızın temelinde ise bir durum karşısında geliştirdiğimiz olumsuz düşüncelerimiz vardır.

Sağlıklı bir psikolojiye sahip olmanın altın kuralları nelerdir? Yaşamımızda en çok nelere dikkat etmeliyiz?

Günlük yaşantımızda karşılaştığımız durum ve olaylar karşısında düşünce ve davranışımızla ilgili seçim yapma hakkına sahibiz. Bu durum ve olayların ‘olumlu’ taraflarını görmeyi tercih etmemiz tamamen motivasyon kaynaklarımızın ne kadar geliştiğiyle ilişkilidir. Eğer olumlu bir bakış açısına sahip olmayı tercih ediyorsak motivasyon kaynaklarımızı geliştirmenin yolları vardır. Öncelikli olarak düzenli bir yaşam şeklinizin olmasına önem vermelisiniz. Bunun için en önemlisi günlük 7-8 saat uyumaya dikkat etmelisiniz, bunun yanında gününüzü veya bir haftanızı önceden planlamalısınız. Kendinize bu program içerisinde mutlaka günlük 30’ar 40’ar dakikalık kendinizle baş başa kalabileceğiniz zamanlar yaratın. Yürüyüş, yüzme, spor gibi aktiviteler ‘kendim için bugün de bir şeyler yaptım’ duygunuzun gelişmesi için çok yardımcı olacaktır. Haftanın bir günü sevdiğiniz bir hobiye zaman ayırın. Sosyal medya ve internet kullanımınızı minimum seviyede tutmaya çalışın. Son ve en önemlisi ise; sizi olumsuz etkileyen, sürekli olarak olumsuz düşünen insanlarla olan ilişkinizi sınırlayın.

Özellikle pandemi sürecinde artan psikolojik rahatsızlıkların sebebi nedir? Çözüme nasıl kavuşturulabilir?

Bu salgın sürecinde bizleri etkileyen 3 temel duygumuz var. Bunlar; korku, kaygı ve endişe. Hepimiz şu anda virüsü kapma tehdidi altındayız. Bu sebeple bu duyguları hissediyor olmamız çok normal. İşe gitmek zorunda olanlar, toplu taşımayı kullanmak zorunda olanlar ve dışarı çıkmak zorunda olanlar var. En fazla tehdit altında olan kesim ise sağlık çalışanları ve yakınları. Bu mecburiyetler de bu duyguların yoğunluğunu arttırabiliyor. Bu sürecin belirsiz olması ile kontrol duygumuzun olmadığını bizlere hissettirebiliyor. Bütün bu durumları göz önünde bulundurduğumuzda öncelikli olarak bilmemiz gereken şey; bu zor süreci hepimiz birlikte yaşıyoruz ve hissediyoruz. Sadece yoğunluğu kişiden kişiye değişkenlik gösterebiliyor, bu duygular normal boyutlarda ise endişelenecek bir durum yok ve insanın her duyguyu yaşamaya ihtiyacı var. Bu süreçte yapılması gereken şey ise; özellikle evde olanlar için uzun süredir yapmak istediğiniz ve bir türlü fırsat bulmadığınız şeyler mutlaka vardır. Bütün bunları yapmanız için şu anda elinizde büyük bir fırsat olduğunu düşünün. Çocuklarınızla, eşinizle, ailenizle ve kendinizle zaman geçirebileceğiniz aktiviteler yapın ve sohbet edebileceğiniz zamanlar yaratın.

İnsan psikolojisinde çocukluk döneminin etkileri nelerdir, bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Çocukluk ya da ergenlik döneminde risk durumlarına maruz kalmaları yetişkinlik dönemlerinde aksamalara yol açabilir. Yaşamda karşılaşılabilecek olumsuz deneyimler ve başa gelebilecek felaketler, kişinin psikolojik olarak sağlıklı bir yaşam sürmesinde ve psikolojik sağlamlık göstermesinde büyük bir engel olarak karşımıza çıkmaktadır. Yoksulluk, ebeveynlerdeki psikopatolojik durum ya da hastalıklar, genetik bozukluk, cinsel taciz, boşanma gibi durumları risk faktörleri olarak sayılabiliriz.

Destek alma konusunda çekinenler için bir psikolog olarak çağrınız ne olur?

Çalıştığım süre boyunca toplum olarak psikoloğa gitmek konusunda eskiye oranla çok büyük yol kat ettiğimizi düşünmekteyim. İnsanlar artık olumsuz bir durumla kaşı karşıya kalıp kendi başlarına çözemediklerini fark ettiklerinde bu alanda uzman bir kişiden destek almalarının çok normal bir durum olduğunu kabullenmiş durumdalar. Tabi küçük bir kesim hala bizlere gelmekte ve hayatıyla ilgili kimsenin bilmediklerini anlatmakta çekinmekte. Öncelikli olarak şunu bilmelerini isterim ki mesleki olarak ‘gizlilik’ bizler için önem sıramızda birincidir. Terapi odasında konuşulanlar mutlaka o odada kalacaktır. Bir diğer önemsediğimiz konu ise; hiç kimseyi yargılamak gibi bir görevimiz yoktur. Herkesin doğrusu yanlışı kendinedir. Bizler sadece kişinin hayatında yaşadıklarının farkına varmasını ve bunun sonrasında kendi hayatı için neyin doğru neyin yanlış olduğunun ayrımına varmasını sağlamakla yükümlüyüz. Bu nedenle bizlere gelmekten çekinmeyin. Mutlaka herkesin olduğu gibi hayatınızda olumsuzluklar yaşıyorsunuzdur. Bunları gelin birlikte çözelim.

Günümüzde en sık karşılaştığınız psikolojik rahatsızlıklar neler?

Depresyon, OKB (takıntı rahatsızlığı), panik atak ve anksiyete (kaygı) bozukluğu karşılaştığım en sık rahatsızlıklardır.

Teknolojinin yaşamımızda olumsuz etkileri var mı?

Evet, teknolojinin hayatımızı kolaylaştırması gibi olumlu etkileri varken bunların yanı sıra olumsuz etkileri çok daha fazladır. Özellikle teknolojinin bilinçsiz yani aşırı bir şekilde kullanılıyor olması bizleri çok fazla olumsuz yönde etkilemekte. Fakat burada yetişkinler için ele aldığımızda bilinçsizce bir kullanımdan bahsetmek çok doğru olmayacaktır. Bu duruma yetişkinler için daha çok ‘tercih’ diyebiliriz. ‘bilinçsizce’ kullanım daha çok çocuklar ve ergenlik dönemindeki gençlerimiz için geçerlidir. Bu dönemlerdeki bireylerin bilgisayar, tablet, telefon gibi cihazların başında çok fazla vakit geçiriyor olmaları dikkat dağınıklığı ve konsantrasyon bozukluğu gibi problemlere yol açabiliyor. Çevresiyle yeterli etkileşim ve iletişim içerisinde olmadıklarından sosyal becerilerinde zayıflamaya neden olabiliyor ve bütün bu ihtiyaçlarını sosyal ortamdan sağlamaya çalışabiliyorlar. Teknolojik imkanlar yüzünden kişiler asosyal birer birey haline geliyorlar. Bu durum yalnızlaşmalarına ve ruhsal sıkıntı içine girmelerine neden oluyor. Ayrıca, önceden dışarıda aktif bir hayat süren çocukların ve gençlerin eve kapanmasına, zamanını bilgisayar oyunlarıyla öldürmesine sebep oluyor. Bu durumda genç nesil kaygı bozukluğu, depresyon, uykusuzluk ve şişmanlık gibi çeşitli sağlık sorunlarıyla karşı karşıya geliyor. Benim tavsiyem ise; zihinsel becerilerini ve yaratıcılıklarını geliştirebilecekleri aktiviteler için teknolojinin fırsatlarından yararlanmalarıdır. Doğru teknolojiyi doğru miktarda kullanmak zararlı değil aksine yararlı olacaktır.

Hobi edinmenin psikolojik açıdan faydaları ne olabilir?

Hobi edinmek, kendimizi ifade etmenin ve geliştirmenin en etkili yollarındandır. Hem fiziksel hem de ruhsal sağlığımızın gelişiminde çok büyük katkıda bulunur. Kendimize uygun olan ve sevebileceğimize inandığımız bir hobi edinmek stresle baş etmemizin başlıca çözüm yoludur. Kişi kendisine en uygun hobinin yardımıyla, konuşamadığı ve onu huzursuz eden duygularını açığa çıkarabilir ve bunlarla baş etmenin yöntemlerini keşfedebilir. Özellikle sanatsal değer taşıyan hobiler sağ beyni aktifleştirerek duygusal zekanın gelişiminde büyük rol oynar. Duygusal zekası gelişmiş olan bireyler hem kendilerinin hem de diğerlerinin duygularını anlama ve yönetme becerisine sahip olurlar. Bu nedenle hayatımızda mutlaka en az bir hobiye yer verelim ve bunun devamlılığı için çaba gösterelim.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu