ManşetRöportaj

Yeşilçam’ın gamzeli güzeli Bahar Öztan: “HALKIM BANA ‘GAMZELİ GÜZEL’ DEMİŞ, BU BENİM İÇİN AYRICALIKTIR”

Türk sinema sanatçısı Bahar Öztan, güler yüzlülüğü ve canlandırdığı rollerindeki yeteneğiyle geçmişten bugüne halkın gönlünde taht kurdu. Kimi zaman güldüren, kimi zaman ağlatan ama nihayetinde her role başarıyla hayat veren ve filmlerinde doğal güzelliğiyle dikkat çeken Öztan “gamzeli güzel” olarak Yeşilçam’a adını altın harflerle yazdırdı.

RUKİYE AY – ÖZEL RÖPORTAJ / SARİYERGAZETESİ.COM

Yüzü aşkın filmde izlediğimiz ünlü sanatçı Sarıyer Gazetesi’nin sorularını yanıtladı. Öztan; eski filmlerdeki başarıya ve nostaljiye olan özlemini ise “Onca zor koşullarda çekilmiş olmalarına rağmen bu kadar çok sevilmelerinin sebebi bana göre içtenlik. Samimi olması. Herkes işini aşkla yapardı. Sanki o zamanlarda daha biz gibiydik. Herkes verdiği sözü tutardı” sözleriyle dile getirdi.

Nasılsınız, hayat nasıl gidiyor?

Bu kış bir tedavi sürem vardı. Çok şükür bitti. Onun vermiş olduğu mutluluk var. Her şey yolunda… Bütün hastalara şifa diliyorum.

Koronavirüsle mücadele günlerinde sağlığınız için neler yapıyorsunuz?

Benim gibi bağışıklığı düşük olanlar için çok daha riskli! Kendimi koronavirüsten nasıl koruyorum; evde kalarak, beslenmeme, uykuma dikkat ederek. Tabi ki belli bir süre evde kapalı kalmak çok zor. Yaklaşık iki aydır evdeyim ve hiç çıkmıyorum. Zaten ben bütün kış çıkmadım desem yeridir. Her şeyden önce sağlık gelir. Sağlığımız için evde kalalım. Kendimiz ve sevdiklerimiz için, sevdiklerimizle tekrar birlikte olmak için evde kalmamız gerek. Dünya çok zor günlerden geçiyor. Her şeyi çok hızlı tüketiyorduk! Belki bundan sonra her şeyin daha çok kıymetini biliriz. Doğaya ve hayvanlara daha saygılı, sevdiklerimize daha değer verip, daha çok zaman ayırmalıyız. Koronavirüs bize bir şey anlatıyor! Umarım dünyaca bu mesajı almışızdır.

Şimdilerde televizyonda severek izlediğimiz eski Türk filmlerine yeniden rastlar olduk. Rol aldığınız filmleri televizyonda rastlayınca izliyor musunuz?

Bugüne kadar pek fırsatım olmamıştı, denk gelmemiştim ya da işim vardı belki de… Bilmiyorum ama geçtiğimiz hafta Kemal Sunal’lı olan “Doktor Civanım” oynadı. Oğlumla birlikte izledik ve çok büyük keyif aldım. Evde olduğu için de birçok arkadaşım, eşim, dostum, tanıdığım ya da sevenlerim izlemişti. Bana da fotoğraf çekip attılar çok keyifliydi.

Oynadığınız reklam filmlerinden sonra halkın dilinde “gamzeli güzel” olarak tanınmaya başladınız. Size böyle denilmesini beğenir misiniz?

“Gamzeli güzel” bence ayrıcalık. Halkım bana böyle demiş ve kıymetli gazeteci arkadaşlarımız yazılarında yazdılar ve günümüze kadar geldi. “Bahar Öztan” ismimden daha önce “gamzeli güzel” diye meşhur oldum. Çok seviyorum.

Sinema hayatınıza kaç film sığdırdınız? Bu başarınızı sizce neye borçlusunuz?

Yaklaşık olarak o dönemin dizileriyle birlikte toplamda 100 olmuştur. Başarımı çok çalışkan ve mücadeleci olmama ve yaptığım işi çok sevip, aşkla yapıp ve disiplinli olmama borçluyum diyebilirim.

Şimdilerle neler yapıyorsunuz? Gelecekte yeni dizi ya da film projeleriniz var mı?

Şimdi ben kendime bakıyorum ve sağlığıma dikkat ediyorum. Her şeyin başı sağlık. Sağlık olduğu sürece gerisi nasip kısmet. Dizi olur, film olur ve hatta her şey güzel olursa müzikle de ilgilenmek istiyorum. Müzik ruhun gıdasıdır.

 Sarıyer’de sahneleri geçen filmleriniz oldu mu? O zamanlardan unutamadığınız keyifli bir anı var mı?

Sarıyer Kilyos’ta bir gün film çekiyorduk.Bir keresinde rol arkadaşım ile filmin bir sahnesi için ata bindik ve ben atın arkasında oturuyorum. At koştu koştu sonra bir anda şahlandı! Kendimi birdenbire yerde kumların üstünde buldum. Eğer öbür yana düşmüş olsaydım orası kayalıktı. Çok korkmuştum. Allah korudu. Sonradan öğrendik ki at meğer yarış atıymış. Sarıyer’de birçok film çektik, ancak en çarpıcı anım bu olsa gerek.

Yeşilçam’daki film sektörüyle şimdiki film sektörünü kıyaslayabilir misiniz? Sizce neler değişti?

Bu zamanla o zaman arasında o kadar çok fark var ki!… Biz bir kamera ile çalışırdık. Her şeyden birer tane vardı. Şimdiki setlerde gerek kameralar olsun gerek jimmy jip, dolly, ışıklar vs. en az 3-4 tane bulabiliyorsunuz. Tabi son zamanlardaki go pro kameralar, dronlar vb. yeni teknolojileri hesaba katmıyorum bile. O dönemlerde bizim için bir tane 35mm’lik negatif film bile çok kıymetliydi. Boşa gitmesin diye bol prova yapıp öyle çekilirdi. Bunların yanı sıra karavanımız yoktu ve kıyafetlerimizi kendimiz alırdık. Makyaj ve saç yapmak tamamen bize aitti. Şimdiki film sektöründeki oyuncular şanslılar bu konuda, sadece rollerini yapmak kalıyor. Fark uçurum anlayacağınız. Ancak bizde şanslıyız ki çok seviliyoruz.

Sinema sektöründe edindiğiniz tecrübelerinizle gençlere tavsiyeleriniz neler olur?

Şimdiki gençler çok akıllı maşallah. Hem çok güzel para kazanıyorlar hem de güzel yatırımlar yapıyorlar. Onlara tavsiye edecek bir şeyim yok. Sadece şunu söyleyebilirim; yıllar çabuk geçiyor tadını çıkarsınlar.

Hala hatırladığınız ve en severek oynadığınız film hangisiydi?

Hepsini o günün şartlarına göre severek oynamışımdır. İsim vermek gerekirse; Orta Direk Şaban, Doktor Civanım, Fakir Milyoner aklıma gelenler arasında yer alıyor.

Sizin döneminizdeki sinema filmleri günümüzde de televizyonda hala ilgiyle izleniyor. Peki, sizce bunu ne sağlıyor?

“Bahar Hanım’ın Yeşilçam filmlerini defalarca bıkmadan izliyoruz” diyorlar. Yukarıda bahsetmiştik. Onca zor koşullarda çekilmiş olmalarına rağmen bu kadar çok sevilmelerinin sebebi bana göre içtenlik. Samimi olması. Bizim için para hep ikinci plandaydı, herkes işini aşkla yapardı. Sanki o zamanlarda daha bir bütündük. Herkes verdiği sözü tutardı.

 Sarıyer denilince aklınıza neler gelir? Okurlarımıza bir mesajınız var mı?

 Sarıyer, doğal güzelliğiyle, yeşiliyle, Boğaz’ıyla, balık restoranlarıyla İstanbul’un güzel ilçelerinden biridir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir