Konferans öncesinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Şube ekipleri, halkı bilinçlendirmek amacıyla bağımlılıkla mücadele ve koruyucu aile tutumları üzerine etkili sunumlar gerçekleştirdi. Programın açılışında konuşan Narkotik Şube Müdürü, insanın en büyük bağımlılığının “sevgisizlik” olduğunu belirterek gençlerin manevî destekle güçlendirilebileceğini vurguladı: “Bir genci sadece kanunla değil, sevgiyle koruyabilirsiniz. Kalbine dokunmadan hiçbir mücadele tamamlanmaz.” dedi. Suçla mücadelenin sadece sahada değil, kalpte de başladığını söyleyerek alkış aldı.
PROF. DR. YAKUP ÇİÇEK: “GERÇEK HUZUR, İNSANIN İÇ VE DIŞ DENGESİNDEDİR”
Konferansın ikinci konuşmacısı, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Yakup Çiçek, mutluluğun ahlâki temellerine değindi: “Mutluluk, insanın hem iç dünyasında huzur bulması hem de çevresiyle sağlıklı ilişkiler kurabilmesidir.”
Dinin yalnızca inanç değil, aynı zamanda içsel temizlik olduğunu vurgulayan Çiçek, “Bir insanın canına, malına ya da kişiliğine zarar vermek, Kâbe’ye zarar vermekten daha büyük bir vebaldir.” sözleriyle salonda derin bir sessizlik yarattı.
DR. NAOKİ YAMAMOTO: “SÖZ UÇAR, KÜLTÜR KALIR”
Japon araştırmacı Dr. Naoki Yamamoto, kültürler arası estetiğin mutlulukla ilişkisini anlattı. “İslam kültür dostudur; su gibidir, aktığı yerin rengini alır.” diyen Yamamoto, Japon kintsugi sanatına atıfta bulunarak, “Kırık bir kâseyi altınla onaran kintsugi gibi, insan da hatasıyla yüzleşip ‘tamir’ oldukça güçlenir.” diyerek
kırılmış bir tabağın, hata yapmış bir insana benzediğini, altının ise insanın tövbesine karşılık geldiğini ifade etti. Türkçe’nin Doğu Asya’da yeni bir kültürel köprü olabileceğini belirterek, “Söz uçar, kültür kalır.” ifadesiyle konuşmasını tamamladı.
DR. ABDULCABBAR BORAN: “MUTLULUK, ALLAH’I ANAN KALPTE BAŞLAR”
Yüksek fizik mühendisi ve Mutasavvıf Yazar Dr. AbdulCabbar Boran, konferansın kapanış konuşmasında mutluluğu bilimsel bir yaklaşımla tasavvufî bir dille yorumladı. Boran, insanın yaratılış amacının Allah’a ulaşmak ve O’nu gönülde bulmak olduğunu vurguladı: “Allah insandan bir tek şey istiyor: Mutlu olmasını. Ama bu mutluluk, O’na yönelen kalplerde başlar.”
Gerçek huzurun, insanın içsel arınmasıyla mümkün olduğunu belirten Boran, “Mutluluk, insanın iç dünyasında kavganın bitmesidir; dış dünyada ise insanların birbirleriyle kavgasının sona ermesidir.”
dedi.
Zikrin insan ruhundaki iyileştirici etkisine dikkat çekerek, “Zikir, Allah’a en yakın olduğumuz andır. O’nu anmak sevgidir; sevgi ise mutluluğun özüdür.” sözleriyle büyük beğeni topladı. “Sevgi tek başına bir kurtuluş senedidir.” diyen Boran, konuşmasını şu cümleyle tamamladı: “Mutluluğun anahtarı, Allah’a yönelen kalptedir. Dilden değil, kalpten ‘Allah’ diyebilen insan gerçekten mutludur.”
Konferans boyunca salonu dolduran izleyiciler, her konuşmada farklı bir bakış açısıyla “mutlu insan” kavramını yeniden düşündü.
Program sonunda yapılan kısa değerlendirmede, katılımcılar etkinliği “ruha dokunan bir akşam” olarak nitelendirdi. Etkinlik, Sarıyer halkının yoğun ilgisi, samimi atmosferi ve derin manevî hissiyatı ile sona erdi.
