İnsanların ve diğer canlıların devamlılığını sağlayan üremedir. Üremeye vesile olan unsur ise; sıvı veya tohum şeklindeki “mayadır.”
Mayanın muhtevası; ” asıl, öz, esas, cevher, benlik, kimlik, kişilik karakteridir.”
Sütü mayalayıp yoğurt, peynir, hamuru mayalayıp ekmek yapıyoruz. Toprağı mayalamak için ise; “tohum” atıyor, “fide” ekiyoruz.
Bu ürünlerden mayası sağlam olanlar iyi, bozuk olanlar kötü sonuçlar veriyor.
Maya bozuk ise, elde edilmek istenen üründe çürümeye, kokuşmaya sebep oluyor.
Halen dahi, Anadolu’da:
Halk arasında; yanlış işler yapan kimselere, “mayası bozuk” denir. Öte yandan, Elinden ve dilinden emin olunan kimseler; “Asil” olarak nitelendirilir.
İyi yoğurt ve peynir elde etmek için; iyi süte, iyi mayaya, asırlardır tecrübe ile sabit doğru bir usulle mayalamaya ihtiyaç var.
“Vaktin behrinde: Toroslar’da yaşayan Türkmen obalarından birisinin ürettiği peynirler pek ünlenmiş.
Komşu obalardan birisinin bey’i obaya giderek, obanın Bey’inden sizin peynirlerin mayasından bize de vermeniz mümkün mü? Demiş.
Oba Bey’i büyük bir memnuniyetle mayayı paylaşmış.
Bey, oradan aldığı mayayı obasına götürüp peynir yapımında kullanmış. Ama, ne mümkün aynı peyniri tutturamamış.
Tekrar Mayayı aldığı obaya gitmiş.
-Beyim sizden aldığımız Maya tutmadı. Sizin mayanız bozuk.
Öfkelenen oba beyi:
-Mayamız bozuk olsaydı bizim peynir tutmazdı. Siz, sütünüze bakın. **”Sizin sütünüz bozuk.” **Demiş.
Diğer canlılarda olduğu kadar, insanda ve insanlardan mürekkep toplumlarda Maya çok önemlidir.!
Bizim kendimize özgü, dünyaya şekil vermemizde esas olan: Din, devlet, vatan, millet, kültür, medeniyet anlayışımız, dünyaya ve insanlık âlemine, huzur ve güven taşıyan yaşantımız vardı.!
Hükmümüzün sürdüğü her yerde yaşayan insanlar bizden emin, adaletimizden kuşku duymadan can, mal, ırz ,namus ve inanç emniyetinden dolayı rahat yaşarlardı.!
Sonra, bişeyler oldu; mayamız da huyumuz da bozuldu.
Anlayışımız, yaşayışımız, inancımız değişti.
Hayatın anlamı değişti, ağzımızın tadı kaçtı. Değerlerimiz bozuldu.!
“Havayı, suyu, toprağı kirlettik, zehirledik. Mayamızdaki bozulma, inancımızı değiştirdi. Aklı ve ilmi bir kenara bıraktık. Batıla yöneldik. Yetmedi kendi arzu, hava, heves ve menfaatlerimiz doğrultusunda kullanmaya başladık.
Helal dairesi içerisinde yaşarken:”Haram helal ver Allah’ım, bu kulunda yer Allah’ım” diyen hale geldik.
Herkes çaldığının, çırptığının büyük olduğunu sanar hale geldi.
Helal dairesinden çıkıp haram dairesine girince peş peşe fetvalar, icazetler yazıldı, söylendi…
Biz, dini kendimize uydurduk. İnandığımız gibi yaşamayı bir kenara bırakıp; yaşadığımız gibi inanmaya ve batıla iman etmeye, o’na kulluk etmeye başladık.!
Rızkımıza, haram lokma karıştı. Artık; aklımız, fikrimiz helal haram demeden maddenin peşindeydi.
Ruhumuz kirlenmiş, bedenimiz iflas etmeye başlamıştı.
Maya bozulmuştu, maya…
Maya bozuk olunca, yoğurt tutmuyor. Öz, esas, cevher kaybolunca; kurt insanı ve insanın yaşadığı toplumu için için kemiriyor.
Kaybettiğimiz mayayı: özü, esası, cevheri, ruhu ve yaşama biçimini bulamazsak perişan olmaya, sefil yaşamaya devam ederiz.
Daha da ötesi yok olur, silinir gideriz.!
Çare: Yeniden sağlam olan Maya ile Mayalanmak gerekir.
Sütün ve yoğurdun, peynirin, hamurun ve ekmeğin Mayası bozuksa ekmek de bozuk olur, maya bozuksa yoğurt da bozuk olur. Mayası bozuğa **”sütü bozuk” **derler.
Maya öz, asalet demektir. Temiz soy, asil ruh demektir.!
Maya sağlam ise, korkuya gerek yoktur!.
Yeniden mayalanmak için: Mayası bozuk, ruhsuzlarla yol yürümeyi, arkadaşlığı, dostluğu, ahbaplığı bırak. *Aklı ve gönlü çürümüş insanları terk et.*
Atalar demiş ya,* “Asil azmaz, bal kokmaz. Kokarsa yağ kokar, çünkü mayası ayrandır.”*
Sen yağı bırak, bala bak, bala…
Doğanın kanunudur, er veya geç her şey aslına döner.” katran ve şeker meselesi”… Kökü, soyu, sülalesi, çekirdeği, tohumu sağlam olanı bul.
Asil olanı, Aslı bal olanı bul ve onunla arkadaşlık yap…