İstanbul’un kuzeyine doğru uzanan, bir yanı Boğaz’ın en güzel manzaralarına, diğer yanı ormanların serinliğine açılan Sarıyer… İlk bakışta huzurun, doğanın ve “iyi yaşamın” adresi gibi görünür. Ancak bu güzelliklerin bir bedeli var ve o bedel her geçen gün daha ağır hissediliyor. Peki Sarıyer’de hayat neden bu kadar pahalı? Bu sorunun cevabı aslında tek bir nedene değil, iç içe geçmiş birçok faktöre dayanıyor. Her şeyden önce Sarıyer, İstanbul’un en değerli coğrafi bölgelerinden birine sahip. Boğaz hattı boyunca uzanan semtlerde arsa bulmak neredeyse imkânsız hale gelmiş durumda. Arz sınırlı, talep ise yüksek olunca fiyatların yukarı yönlü hareket etmesi kaçınılmaz oluyor. Özellikle lüks konut projeleri ve villalar, bölgedeki ortalama fiyat seviyesini yukarı çekiyor. Bu durum sadece ev satın almak isteyenleri değil, kiracıları da doğrudan etkiliyor. Bir diğer önemli unsur ise sosyo-ekonomik profil. Sarıyer, son yıllarda yüksek gelir grubunun daha fazla tercih ettiği bir ilçe haline geldi. Bu da bölgedeki işletmelerin fiyat politikalarını doğrudan etkiliyor. Kafeden restorana, marketten hizmet sektörüne kadar birçok alanda fiyatlar “yerel halkın” değil, daha çok “yüksek harcama gücüne sahip müşterilerin” beklentilerine göre şekilleniyor. Ulaşım da görünmeyen ama hissedilen bir maliyet kalemi. Sarıyer’in merkezi noktalara uzaklığı ve trafik yoğunluğu, hem zaman hem de para kaybına yol açıyor. Özel araç kullanımı yaygın olduğu için yakıt giderleri artıyor. Toplu taşıma seçenekleri her ne kadar mevcut olsa da, konfor ve süre açısından herkes için yeterli olmayabiliyor. Bu da dolaylı olarak yaşam maliyetini artıran bir başka etken. Bunun yanında Sarıyer’de “yaşam tarzı” da pahalı. Deniz kenarında kahve içmek, hafta sonu kahvaltıya gitmek ya da basit bir akşam yemeği yemek bile birçok semte kıyasla daha yüksek fiyatlarla karşılaşmanıza neden oluyor. Çünkü burada sadece bir hizmet satın almıyorsunuz; manzarayı, atmosferi ve “Sarıyer deneyimini” de satın alıyorsunuz. Ancak işin bir de yerel halk boyutu var. Yıllardır Sarıyer’de yaşayan, balıkçılıkla, küçük esnaflıkla geçinen insanlar için bu fiyat artışları ciddi bir baskı oluşturuyor. Mahalle kültürünün yerini yavaş yavaş daha “lüks” bir yaşam anlayışının alması, sadece ekonomik değil, sosyal bir dönüşümü de beraberinde getiriyor. Sonuç olarak Sarıyer’de hayatın pahalı olmasının nedeni yalnızca “fiyatların yüksek olması” değil; bölgenin sunduğu yaşam kalitesi, sınırlı alan, artan talep ve değişen sosyo-ekonomik yapıların birleşimidir. Bu durum, bir yandan Sarıyer’i cazip kılarken diğer yandan onu herkes için erişilebilir olmaktan uzaklaştırıyor. Belki de asıl soru şu: Sarıyer, güzelliğinin bedelini mi ödüyor, yoksa bu bedel giderek bazılarını dışarıda mı bırakıyor? Sarıyer’de ne yazık ki eski esnaf kültürü giderek kayboluyor, sokaktan geçen herkes gelir kapısı ve kazanç olarak görülüyor.
Şimdi sormak gerekiyor. Türk milleti olarak nerde kaldı bizim vicdanımız, misafirperverliğimiz ve inandığımız değerler?