Bir narsistin hayatına girişi

Bazı insanlar hayatımıza kapıyı çalmadan girmez. Gürültüyle, iddiayla, ışıltıyla gelirler. Bir narsistin hayatına girişe de böyledir. Sanki uzun zamandır eksik olan parçayı tamamlamak için gönderilmiş gibidir. Tesadüf gibi görünür ama kader hissi uyandırır.

İlk karşılaşma çoğu zaman büyüleyicidir. Seni dinler gibi yapar ama aslında seni çözer. Zayıflıklarını, özlemlerini, eksik hissettiğin taraflarını, sezgisel bir radar gibi tarar. Ve tam oraya dokunur.

Narsist biri hayatına girerken hızla girer. Yoğun mesajlar, ani planlar, büyük sözler… Henüz üçüncü buluşmada “sen farklısın” der. Ardından “hayatımda ilk kez böyle hissediyorum” cümlesi gelir. Bu hız seni özel hissettirir. Seçilmiş, görülmüş ve nihayet değerli.

Aslında bu bir stratejidir; Love bombing. Yoğun ilgi, abartılı övgü, hızlı bağlanma illüzyonu.

Neden işe yarar? Çünkü hepimizin içinde görülmek isteyen bir çocuk vardır. Değerli hissetmeye aç bir yan. Narsist o çocuğu fark eder ve ona bir krallık vaat eder. Sen onun gözünde bir aynasın artık. Onun ihtişamını yansıtacak bir ayna.

Başta her şey kusursuzdur. Sen konuşurken gözlerinin içine bakar. Gelecek planları yapar. Ama her zaman tüm hikayelerde merkez yine odur. Sen onun hayatına girmişsindir; o seninkine değil.

Sonra küçük çatlaklar başlar. Bir gün bir şakanı “abartıyorsun” diye küçümser. Bir şeye kırıldığını söylersen “sen çok hassassın” der. Aksi bir fikir dile getirdiğinde “hep sorun çıkarıyorsun” diye suçlar.

İlk başta anlamazsın. Çünkü seni göklere çıkaran biri nasıl olur da bir anda seni aşağı çekebilir? İşte burada ikinci perde başlar; değersizleştirme.

Narsistin hayatına girişi hızlıdır; ama seni kendi hayatının dışına itişi yavaştır. Fark etmeden kendini açıklarken, savunurken, ispatlamaya çalışırken bulursun. Zamanla onun sevgisini kaybetmemek için kendinden vazgeçmeye başlarsın.

Çünkü narsist sevgisini ödül gibi verir.  Bazen çok, bazen hiç. Sıcak- soğuk döngüsü yaratır. Ve insan belirsizliğe bağımlı hale gelir. İlk günkü büyüye tutunursun.

Oysa ilk günler bir yatırım süreciydi. Seni kazanmak için harcanmış bir enerji. Narsist için ilişki bir güç alanıdır. Kontrol edebildiği, hayranlık gördüğü sürece kalır. Aksi halde seni suçlayarak gider. Çünkü narsist asla kötü karakter değildir; o hep mağdurdur.

Bir narsistin hayatına girişi çoğu zaman senin hayatından çıkışın başlangıcıdır. Kendinden çıkışın, sınırlarından, özsaygından, sezgilerinden…

Ama burada önemli bir soru var; neden ona kapıyı açtın?

Çünkü narsistler genellikle empatik, verici, anlayışlı insanları seçerler. Çok seven, çok sabreden. Senin iyi niyetinden beslenir. Senin sabrın onun alanıdır.

Ve bir gün uyanırsın ve şunu fark edersin. Başta seni özel hissettiren o insan şimdi seni yetersiz hissettiriyor.

İşte o an gerçeğin girişidir.

Bir narsistin hayatına girişi büyüleyicidir ama çıkışı öğreticidir. Sana sınır koymayı, hayranlıkla sevgi arasındaki farkı, yoğunlukla derinlik arasındaki mesafeyi öğretir. Gerçek sevgi sakin akar. Narsistik ilgi ise fırtına gibidir. Seni göklere çıkaran o kişi, seni oradan atma gücünü de elinde tutmak ister.

Bir narsistin hayatına girişi göz kamaştırıcı olabilir. Ama sen kendi hayatına dönmeyi seçtiğinde, büyünün dağıldığını ve geriye yalnızca gerçeğin kaldığını görürsün.

Exit mobile version