Yaş aldıkça aynadaki yüzümüz değişiyor.
Saçlarımıza birkaç beyaz daha düşüyor, göz çevremizde ince çizgiler beliriyor, eskiden hiç düşünmeden yaptığımız şeyler artık biraz daha fazla yoruyor bizi.
Ama insanın asıl değişimi aynada görünmüyor. Yaş aldıkça biz aslında çok şey alıyoruz.
Önce insanları tanımayı öğreniyoruz.
Kimin gerçekten yanımızda olduğunu, kimin yalnızca işi düştüğünde aradığını…
Kimin sesinde samimiyet, kimin sesinde mesafe var daha kolay fark ediyoruz.
Eskiden saatlerce açıklamaya çalıştığımız şeyleri artık tek bir cümleyle geçiyoruz.
Çünkü yaş aldıkça şunu öğreniyoruz: Her şeyi anlatmak zorunda değiliz, herkesin bizi anlamasını da.
Neye sabredeceğimizi, neye artık tahammül etmeyeceğimizi öğreniyoruz.
Eskiden kaybetmekten korktuğumuz insanların yerine artık kendimizi kaybetmekten korkuyoruz.
Yaş aldıkça vedaların da hayatın bir parçası olduğunu kabul ediyoruz.
Bazı dostluklar sessizce bitiyor.
Bazı aşklar hatıralara dönüşüyor.
Bazı evlerin kapısını bir daha çalmıyoruz.
Bazı insanları hala seviyoruz ama artık hayatımızda tutmuyoruz.
Çünkü yaş aldıkça sevmenin her zaman yanında kalmak anlamına gelmediğini öğreniyoruz.
Bir de zamanın değerini…
Eskiden “Sonra yaparım” dediğimiz şeylerin artık “Şimdi yapmalıyım” tarafına geçiyoruz.
Aramak istediğimiz insanı arıyor, gitmek istediğimiz yere gidiyor, içimizden geliyorsa “Seni seviyorum” diyoruz.
Çünkü zamanın biriktirilen bir şey olmadığını anlıyoruz.
Yaş aldıkça kendimize daha çok dönüyoruz.
Başkalarının ne düşündüğünden biraz daha az, bizim ne hissettiğimizden biraz daha fazla söz ediyoruz.
Her gönlü hoş etmek, herkes tarafından sevilmek gibi bir görevimiz olmadığını anlıyoruz.
Ve belki de en önemlisi, kendimize geç kalmamayı öğreniyoruz.
Yaş aldıkça hayatın uzunluğundan çok, nasıl yaşandığının önemli olduğunu fark ediyoruz.
Bir sabah kahvesinin keyfini, güneşin yüzümüze vurmasını, sevdiğimiz bir şarkıyı, bir dostun içten gülüşünü, sessiz bir akşamı artık daha başka hissediyoruz.
Peki, yaş aldıkça ne kaybettik?
Belki bazı insanları, bazı hayalleri, eski cesaretimizi, eski bedenimizi, eski zamanlarımızı…
Onların yerine başka şeyler aldık. Tecrübe aldık, sezgi aldık, sükunet aldık.
Kendimizi tanıdık, neyi hak ettiğimizi neyi artık istemediğimizi öğrendik.
Ve en sonunda şunu aldık hayattan; kendimiz olmanın rahatlığını.
O yüzden yaş almak sadece bir sayı değildir. Biriktirmektir, eksilerek çoğalmaktır, kaybederek öğrenmektir, susarak anlatmaktır.