Yıl 2001. Poliklinikte 56 yaşında bir kadın hasta gördüm. Bu hastanın akciğerinde su birikiyor, nefes almakta zorlandığı için acile başvuruyordu. Kalp ultrasonunda kalbin pompa gücü (EF) %30’du. O dönemde bu tabloyu gören çoğu kişi büyük bir endişeye kapılırdı. Çünkü bu değer, kalbin ciddi şekilde zayıfladığını gösteriyor. Ama biz birlikte doğru bir yol çizdik. İlaçlarını düzenli kullandı, yaşam tarzı önerilerini uyguladı, kontrollerini hiç aksatmadı. O zaman Haydarpaşa’da Dr. Siyami Ersek Hastanesinde asistan idim. Bugün o hasta 80 yaşında. Aradan geçen bunca yıla rağmen hiç hastaneye yatmadı. Hâlâ günlük yaşamına devam ediyor, ev halkına yemeğini yapıyor, torunlarını seviyor, hayata sıkı sıkıya tutunuyor. Ben asistandım profesör oldum hala hastamı takip ediyorum.
Bu hikâye bize önemli bir gerçeği hatırlatıyor: Kalp yetersizliği tanısı almak hayatın bittiği anlamına gelmez. Tedaviye bağlı kalan hastalar uzun yıllar sağlıklı bir yaşam sürebilir. Ama bu örnek erken tedavinin önemini de gölgelememelidir.
Erken Tanı Neden Çok Önemli?
Kalp yetersizliği bir günde ortaya çıkmıyor. Yıllar içinde sessizce ilerler. Ne yazık ki hastaların çoğu bize geç evrede belirtiler başladıktan sonra başvuruyor. Oysa erken evrelerde yakalansalardı, sonuç çok daha farklı olurdu.
Kalp Yetersizliğinin Dört Evresi
A evresi – Risk faktörleri dönemi
Kalpte henüz bozukluk yoktur. Ama hipertansiyon, diyabet, obezite, sigara, kolesterol yüksekliği ve ailede kalp hastalığı öyküsü gibi kalp yetersizliği gelişimi için riskler mevcuttur. Düzenli kontroller ve yaşam tarzı değişiklikleriyle bu evrede kalp yetersizliğinin başlaması engellenebilir.
B evresi – Yapısal değişiklik var ama şikâyet yok
Hasta kendini iyi hisseder. Ancak kalpte büyüme, kalınlaşma, geçirilmiş kalp krizine bağlı kasılma fonksiyonunu yitiren kalp kası dokusu, kalpte diğer değişiklikler veya kapak hastalığı vardır. Kalp ultrasonu (EKO denir) ile yakalanabilir. Bu evrede tedavi başlamak kalp yetersizliğinin ilerlemesini durdurur.
C evresi – Belirtiler başlar
Nefes darlığı, çabuk yorulma, ödem ve gece nefes darlığı görülür. İlaçlar, tuz kısıtlaması, rehabilitasyon, egzersiz, diyet, fazla kilolardan kurtulma ve gerekirse kalp pilleriyle şikâyetler kontrol altına alınabilir. Hastalığın ilerlemesi yavaşlar.
D evresi – İleri dönem
İstirahatte bile nefes darlığı olur. Günlük işler yapılamaz hale gelir. Bu dönemde günü kurtaran tedaviler, kalp nakli veya mekanik destek cihazları gündeme gelir.
Sağ Kalım Oranları Çok Şey Anlatıyor
Kalp yetersizliği evrelerine göre beş yıllık sağ kalım rakamları tabloyu net ortaya koyuyor:
- A evresinde %99
- B evresinde %96
- C evresinde %70
- D evresinde %20
Erken evrede yakalanan hastalar normal bir yaşam sürebiliyor. İleri evrelere gelindiğinde müdahale edilmezse beş yılın sonunda ancak %20’si hayattadır. Yaşam süresi kısaldığı gibi bu aşamada yaşam kalitesi de düşüyor ve kalp yetersizliğinin tedavisi zorlaşıyor. Sık sık hastaneye yatırarak tedavi olmaları gerekiyor.
Kendinizi Nasıl Fark Edebilirsiniz?
“Benim bir şikâyetim yok” demek yeterli değil. Eğer ailede kalp hastalığı varsa, sizde tansiyon, şeker ya da kolesterol yüksekliği söz konusuysa, sigara içiyorsanız veya hareketsiz bir yaşamınız varsa risk grubundasınız demektir.
Bu durumda kendinizi A evresinde kabul etmeli, düzenli kontrollerinizi yaptırmalısınız. Çünkü işin başında alınan önlemler hem daha kolay hem de çok daha etkili.
B evresinde kalp yetersizliği ilaçlarına ve yaşam tarzı değişikliklerine başlıyoruz. Buna rağmen belirtiler başlarsa yani C olduğunda daha yoğun tedavi ve kalp pilleri devreye giriyor.
İleri Evrelerde Umutsuzluğa Yer Yok
Hastalık ilerlese bile modern tıbbın güçlü tedavileri var. İlaçlar, kalp pilleri, kalp nakli ve mekanik destek cihazları sayesinde hastaların yaşam süresi ve kalitesi bir dereceye kadar artırılabiliyor.
Ama unutmayalım: Bu tedaviler zahmetli, pahalı ve zor. Oysa erken evrelerde önlem almak hem kolay ve ucuz hem de sonuçları çok daha yüz güldürücü.
Son Söz
Kalp yetersizliği kader değildir. Beklenen yaşam süresinin artması başınıza kalp yetersizliği gelme olasılığını da artırıyor. Güzel haberse bu durum erken fark edildiğinde, önlem alındığında ve tedaviye uyulduğunda sizin için uzun, sağlıklı bir yaşam mümkündür.
Risk faktörleriniz varsa, “Hiç şikâyetim yok” diye beklemeyin. Tam tersine, işte o zaman doktora gitmenin tam zamanıdır.
Çünkü kalp, ihmali kaldırmaz.