Suyun sesi diye bir şey vardır. Bazen akar, bazen susar. Sarıyer, Merkez Mahallesi, Sarıdağ’da suyun sesi uzun süredir eksik. Musluklar bazen tamamen susuyor, bazen de tazyiksiz bir şekilde cılız akıyor. Çocuklar suyun gürül gürül sesini unuttu; anneler, damacanalarla su taşımayı gündelik hayatın parçası haline getirdi. Ama en kötüsü, bu durumun artık olağanlaşması. Haziran ayından bu yana mahallede neredeyse her gün aynı sorun yaşanıyor: su kesintisi, düşük basınç, ardından yine kesinti.
İSKİ’nin çağrı merkezine onlarca, belki yüzlerce kayıt oluşturulmuş durumda. Her arayışta aynı yanıt geliyor: “Bölgenizde su kesintisi görünmüyor.” Vatandaşlar sabırla, her defasında aynı hikâyeyi yeniden anlatıyor. Peki, bölgede kesinti görünmüyorsa, neden su ya hiç gelmiyor ya da damla damla akıyor? Sorunun kaynağına ilişkin mahalleli artık bazı şeyleri öğrenmiş durumda. Sarıdağ, konum itibarıyla biraz yüksek bir noktada yer alıyor. Suyun bu bölgeye ulaşması için kullanılan pompalar sık sık arızalanıyor. Bu pompalar yenilenmedikçe ya da kalıcı bir çözüm üretilmedikçe, sorun da sürekli tekrarlanıyor. Kimi zaman kısa süreli çözümler devreye alınıyor; su birkaç günlüğüne akıyor, sonra yeniden kesiliyor. Bu dalgalanma günlük yaşamı ciddi şekilde etkiliyor. Duş almak, çamaşır yıkamak, yemek yapmak bile planlamaya dönüşmüş durumda. Bir gün akıyor, ertesi gün yine kesiliyor. Musluk başında beklerken tıslama sesi bile umut oluyor artık.
Zaman zaman yetkililer geliyor, inceleme yapıyor, mahallelinin şikâyetlerini dinliyor. O anlarda herkesin içine kısa bir umut düşüyor: “Bu kez çözecekler.” Gerçekten de bazen o umut birkaç günlüğüne akıyor, sonra yine çekiliyor. Ve sonra yeniden… “Bölgenizde su kesintisi görünmüyor.” İnsan sormadan edemiyor: Eğer bölgede kesinti görünmüyorsa, mahalledeki bu sessizlik nedir?”
Elbette İSKİ’nin 16 milyonluk bir şehre hizmet vermek gibi büyük bir sorumluluğu var. Ancak Sarıdağ sakinleri de bu 16 milyonun bir parçası. İstanbul’un bir mahallesinde suyun hâlâ bu kadar düzensiz akması, artık teknik bir arıza değil, yaşam kalitesi meselesi haline gelmiş durumda. Mahalle sakinleri çözüm istiyor, suçlu değil. Kimse kimseye yüklenmek, kimseyi hedef göstermek istemiyor. İstenen tek şey, kalıcı bir çözüm. Bir musluktan düzenli akan, tazyikli suyun sesi. Belki küçük bir mahalle burası ama unutulmamalı: İstanbul’un bütünü o küçük mahallelerin toplamından oluşuyor. Her bir damla suyun, her bir hanenin hakkı aynı.
Sarıdağlılar adına basit bir soru:
“16 milyon için çalışılırken, Sarıdağ’ın suyu da o 16 milyonun içinde mi?”