Ders çıkarttıysak kazancımızdır!

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Sevgili dostlarım; bu yazın en önemli olayı elbette orman yangınları ve Karadeniz bölgesinde meydana gelen sel felaketleridir. Global ısınmanın yanmayı kolaylaştırdığı düşünülürse bir kıvılcımın bile yeteceği ve çok kısa bir sürede yayılabileceği düşünülmesi gereken bir olaydır. Kimseyi eleştirmek niyeti ile yazmıyorum yazımı ama devleti yönetenlerin ve devleti meydana getiren kurumların bizden önce düşünmeleri gereken konular vardır. Mesela ısınmanın orman yangınlarını hem kolaylaştıracağını hem de arttıracağını düşünmek gibi.

Tek adam sisteminde her şeyi tek adam düşünecek değildir! Birçok danışmanı olduğunu biliyoruz. Bu işle alakalı bakan ve yardımcıları gibi dev bir kadro var. Hatta direk ilgileri olmayıp hukuki anlamda ilgileri olabilecek bakanlıkları da katarsak bu kadro daha da devleşecektir. Eğer bunların içersisinden bir kişi dahi orman yanarsa nasıl acil müdahale ederiz diye düşünememişse duruma üzülmek gerekir… Keza selle ilgili olarak gerek imar yönünden yerleşim alanlarının meydana getirilmesi gerekse böyle afetlerde insanlarımızın yaşam güvenliklerinin en etkili şekilde nasıl sağlanabilineceğinin düşünülmemiş olması çok üzücü durumdur.

Ülkemizi düşmana karşı korumak için nasıl teknolojik olarak havada, karada ve denizde devamlı gelişme kaydediyorsak, doğal afetlere karşı da nasıl korunmamız gerektiğini, ormanlarımızı yangına karşı da öyle korumanın acil müdahale de en etkili şekli bulup uygulamanın planlarını yapmak gerekirdi. Doğal ve milli servetimiz olarak zararımız çok büyük ve çok üzgünüz… Eğer bir ders çıkartmışsak kazancımız o olacaktır. Tabiat ana kendisine ters gelen ve hatta kurduğu düzeni bozacak şekilde yapılan her türlü aykırılığı affetmiyor ve kendi düzenine döndürmeye çalışıyor. Karadeniz bölgemizde Rize’den Kastamonu’ya kadar her yeri afet bölgesi yapacak kadar tufan şeklinde yağmurlar yağdı ve insanlarımız öldüler. Yangın ve sel binlerce hayvanın telef olmasına sebep oldu.

Yüzlerce yerleşim yeri boşaltıldı, yandı yıkıldı. Zarar maddi ve manevi çok büyük kolay tamir olacak gibi değil… Allah devletimize zeval vermesin yaraları sarmak için devletimizde milletimizde elinden gelen her imkanı kullanarak çalışıyor. Hayat bütün acımasızlığı ile devam ediyor. İnsanlık hastalıklarla, doğal afetlerle mücadele ederek yaşamaya devam etmeye çalışıyor. Ekonomi düzelme eğiliminde çırpınıyor ama şartlar düzelmesine engel iyileşemiyor.

Ülkelerindeki karışıklık ve iç savaştan kaçan binlerce Suriyelinin yanına bir de kaçan Afganlılar çıkınca huzur arayan bizler milletçe karamsar ve ürkek olduk. Sanki ipini koparan elini kolunu sallayarak Türkiye’ye geliyor gibi bir durum var.

Biz bu Cumhuriyeti kurabilmek için Kurtuluş Savaşı yaptık, vatanı sıfırdan yeniden kurduk. Atatürk vatanı gençliğe emanet ederken nelerle karşılaşacaklarını ve ne yapmaları gerektiğini de bir kitabeyle anlatmıştır. Devletimiz güçlüdür. Atatürk’ün çizdiği yoldan ayrılmayacak ve her güçlüğü yenecektir. “Türk milleti zekidir, çalışkandır” Atatürk bunları keşfetmiş ve Türk milleti (Türkiye’de yaşayan herkes) olarak birlik ve beraberlik içerisinde üniter yapıyı koruyarak Türkiye Cumhuriyeti’nin ilelebet yaşayabilmesinin anahtarlarını Türk milletine vermiştir.

Milletçe memnun olmadığımız konularda hassasiyetimiz bellidir. İnsaniyetini zordaki insanlara yardım elini uzatarak her zaman gösteren halkımız artık sığınmacıların ülkelerine dönme zamanının geldiği konusunda ısrarcıdır. Devleti yönetenlerin bu duruma çözüm bulmaları gerekmektedir. Ekonomimizin düzelememesindeki en büyük etkenlerden biridir ve huzurun bozulmasındaki etkenlerden de biridir. Daha iyi bir yaşam milletimizin hakkıdır. Yaşam kalitemizi yükseltmek ve iyileştirmek için çalışıldığını görüyoruz. Halkımız ihtiyacı olan ve felaketi yaşayan herkese yardım etmek için birbirleri ile yarışıyor. Birbirine bu kadar düşkün Türk insanı her güçlüğü yenebilecek durumdadır. Bunu bütün düşmanların ve hainlerin bilmesi gerekir!

Siyasetçilerimiz için demokrasi amaç olmalıdır. Milletçe moralimizin ve maneviyatımızın yüksek olması gerekiyor. Cumhuriyetimizi kuran ve “yurtta sulh cihanda sulh” diyen bir liderin evlatlarıyız. Her şey vatanımızın milletimizin menfaatine olmalıdır. İnancımızı hiç bir zaman kaybetmeyeceğiz… Seçimler demokrasinin düğünüdür. Hep düğün neşesinde yapılmalıdır. Çünkü seçilecek olanlar Türk halkının isteği ile seçilecektir ya iktidarda olanlar yönetmeye devam edecek ya da yerini ben daha iyi yönetirim diyenlere bırakacaklardır. Her şey halkımızın istediği gibi olacaktır. Yani yapamayan gider yapabilecek olan gelir. Çarelerin tükenmediği yönetim şekli demokrasidir ve en büyük zenginliğimizdir.

Bu ayki yazımı böyle bitireceğim. Yazı akışı böyle yönlendi. Bir sonraki yazımda hep iyi şeylerden bahsedelim inşallah…

Hoşça kalın, sevgi ile kalın dostlarım.

Ders çıkarttıysak kazancımızdır!

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Giriş Yap

Sarıyer Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, kayıt olmak tamamen ücretsiz ve hızlı!