Sarıyer’de yaşayan herkes bilir…
Bu ilçenin en büyük zenginliği ne boğaza karşı yükselen beton yapılar, ne lüks siteler, ne de gökdelenlerdir. Sarıyer’in gerçek zenginliği nefes alabildiğimiz son yeşil alanlarıdır. İşte bu alanların başında da yıllardır İstanbul’un akciğerlerinden biri olarak görülen Kocataş Ormanları geliyor.
Bugün ise kamuoyunda konuşulan iddialar ve imar tartışmaları, Sarıyer halkında büyük bir endişe yaratmış durumda. Çünkü insanlar artık aynı soruyu soruyor:
“İstanbul’da korunacak tek bir orman bile kalmadı mı?”
Kocataş Ormanları yalnızca birkaç ağaçtan ibaret değildir. Bu bölge; kuşların yaşam alanı, çocukların geleceği, temiz havanın kaynağı ve İstanbul’un doğal hafızasıdır. Betonun her geçen gün biraz daha yayıldığı bir şehirde, ormanlara dokunmak aslında doğrudan insanların yaşam hakkına dokunmaktır.
Bugün İstanbul’un birçok ilçesinde yaşanan tablo ortada…
Bir zamanlar yeşil olan alanlar önce “düşük yoğunluklu yapılaşma” denilerek açıldı, ardından yollar geldi, sonra yeni projeler, ardından yeni ruhsatlar… Ve birkaç yıl sonra geriye ne orman kaldı ne doğal doku.
İnsanlar artık bu cümlelere inanmıyor:
“Bir şey olmaz.”
“Çok küçük bir alan.”
“Doğaya zarar verilmeyecek.”
“Modern proje yapılacak.”
Çünkü İstanbul geçmişte bu sözleri çok duydu. Sonuç ise hep aynı oldu: Azalan yeşil alanlar, artan trafik, kaybolan doğal yaşam ve geri dönülmesi imkânsız tahribat.
Kocataş Ormanları’nın önemi sadece Sarıyer için değildir. İstanbul gibi 20 milyona yaklaşan nüfusa sahip bir metropolde her ağaç artık stratejik değerdedir. Uzmanların yıllardır söylediği bir gerçek var: İstanbul’un kuzey ormanları yok olursa şehir nefessiz kalır.
Üstelik mesele sadece çevre meselesi de değildir. Bu aynı zamanda bir kent hakkı meselesidir. Çocukların kuş sesi duyabildiği, insanların gölge altında yürüyebildiği, yaşlıların temiz hava alabildiği alanları korumak artık lüks değil zorunluluktur.
Bugün Avrupa şehirleri betonlaşmayı azaltmanın yollarını ararken, yeni yeşil alanlar üretirken, iklim krizine karşı şehirlerini korumaya çalışırken; İstanbul’un kalan son doğal alanlarının tartışmalı imar süreçleriyle gündeme gelmesi toplum vicdanını rahatsız ediyor.
Sarıyer halkı şunu açıkça söylüyor:
“Ormanlara dokunmayın.”
Çünkü bu mesele siyaset üstüdür.
Bu mesele rant değil yaşam meselesidir.
Bu mesele sadece bugünü değil gelecek nesilleri ilgilendirir.
Bir ağacı kesmek dakikalar sürer. Ama yerine yenisini koymak onlarca yıl alır. Kaybedilen doğal ekosistem ise çoğu zaman bir daha geri gelmez.
Kocataş Ormanları korunmalıdır.
Şeffaflık sağlanmalıdır.
Bölgeyle ilgili tüm planlar kamuoyuna açık şekilde paylaşılmalıdır.
Bilim insanlarının, şehir plancılarının, çevrecilerin ve bölge halkının görüşü alınmalıdır.
Çünkü şehirler sadece binalarla değil, nefes alabildiğimiz alanlarla yaşar.
Bugün susulursa yarın çocuklarımıza anlatacak bir orman kalmayabilir.