Sarıyer’in Tapu Sorunu Çözülmedi Demiştim

Son günlerde Sarıyer Merkez Mahallesi’nde yaşayan Sarıdağ sakinlerinin kapıları birer birer çalındı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ekipleri tarafından elden teslim edilen tebligatlarla, bölgede bulunan bazı parsellerdeki evler için tasfiye sürecinin başlatılacağı bildirildi. Yaklaşık otuz üç dönümlük beş ayrı parseli kapsayan bu yazılarda, hak sahiplerinin mağdur olmaması adına kısa sure içinde belediyeye başvurmaları istendi.

Kâğıt üzerinde teknik bir işlem gibi görünen bu tebligatlar, bölgede yaşayan yüzlerce insan için büyük bir belirsizliğin kapısını araladı. Aynı sokakta yıllardır komşuluk yapan insanlar, bir sabah evlerinin geleceğinin birkaç satırlık yazıya sığdırıldığını gördü. Kimin ne olacağı, sürecin nasıl işleyeceği konusunda ise net bir bilgi yoktu.

Bu gelişmeler üzerine Sarıdağ Derneği yöneticileri ve mahalle sakinleri bir araya gelerek konunun takipçisi olacaklarını duyurdu. Sarıyer Belediye Başkanı Oktay Aksu ile yapılan görüşmelerde de, vatandaşların mağdur edilmemesi yönünde adımlar atılması talep edildi. Belediye yönetimi ise konuyu İstanbul Büyükşehir Belediyesi nezdinde gündeme taşıdı.

Gazetemizde de yer alan bu haber, aslında Sarıdağ’da yaşayanların uzun süredir taşıdığı tedirginliğin görünür hâle gelmesiydi. Ben de o süreçte yapılan toplantılardan birindeydim.

O salonda ne yalnızca öfke vardı ne de yalnızca korku. Daha çok belirsizliğin yarattığı bir sessizlik hâkimdi. İnsanlar evlerinin metrekaresini değil, yıllarını anlatıyordu. Kimisi çocukluğunu, kimisi annesinin diktiği ağacı, kimisi babasından kalan kapıyı… Resmî yazılarda parsel numarası olan yerler, o salonda birer hayat hikâyesiydi.

Yetkililere yöneltilen en temel soru şuydu: “Yıllardır her seçim öncesi tapu sorununuz çözüldü, çözülüyor, çözüyoruz, çözmek üzereyiz söylemlerinden nasıl buraya savrulduk?”

Bugünkü yöneticilerin halkın dahil edilmediği planların mı yoksa halkın mı yanında olduğu bu süreçte anlaşılacak. Henüz net bir cevap ya da emare yok.

Konuşulanlar gösterdi ki mesele sadece bir imar ya da tasfiye meselesi değil; bir mahallenin hafızası, bir yaşam alanının geleceğiydi. İnsanların talebi çok basitti: Kimsenin mağdur edilmediği, şeffaf ve kalıcı bir çözüm.

Sarıdağ’da bugün yaşanan şey, İstanbul’un birçok köşesinde yıllardır tekrar eden bir hikâyenin yeni bir sayfası gibi duruyor. Yazılar hızlı geliyor, hayatlar ise o hızda toparlanamıyor.

Bu sürecin nasıl sonuçlanacağını zaman gösterecek. Ama şu bir gerçek: Sarıdağ sakinleri, evlerinden çok daha fazlasını savunuyor!

Exit mobile version