Ulaş Nikbay

Yangın Var

service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Sözlüklere sorarsan, yanmak; birleşiminde karbon bulunan bir maddenin ısı ve ışık yayarak kül hâline gelmesidir. Fakat her sözcüğün sözlük anlamının soğuk satırlarına sığmayan başka gerçekleri vardır. Gerçek şudur ki bir şey yanarken, ona dokunan her şey de azar azar yanar.

Bir ağaç gövdesi içten içe küllenir, çöker. Kozalaklar patlayarak açılır, havada kısa çığlıklarla savrulur, düştüğü yerde başka bir yangın başlatır. Rüzgâr asileşir, sırtına kıvılcımlar yüklenir.

Orman sessiz değildir. Dallar çıtırdar, yapraklar fısıldar, toprak hafifçe kabarır.

Kuşlar telaşlıdır; rüzgârın yönünü izlerken duman duvarına çarparlar. Karıncalar yuvalarını boşaltır, hayatlarının en büyük göçünü yaparlar. Kökler derinlere kaçmaya çalışır, bazılarıysa olduğu yerde kalır.

Ormanın tüm sakinleri, kendi dilinde, yavaş yavaş vedalaşır.

Alevler büyüdükçe renkler değişir. Yeşil matlaşır, sararır, en sonunda turuncuya teslim olur. Duman, gökyüzünü ele geçirir; mavi griye, sonra neredeyse kahverengiye döner.

Ormanın üzerinde ağır bir metal tül gibi asılı kalır duman.

Bir noktadan sonra insan sesleri duyulur. Hortumun hışırtısı, motorun uğultusu, “su yok mu su” diye bağıran boğuk sesler… Ayaklar kayar, eller yanar, kollar is olur. Yangın, suyu küçümser; onu görünce biraz geri çekilir, fakat başka bir yerden yeniden saldırır.

Ormanla insan arasında sessiz bir pazarlık başlar.

Yangının dili uzundur. Tepelerin ardında henüz dokunmadığı ağaçlara göz diker. Rüzgârla anlaşır, güneşle dost olur, kurumuş dallarla gizli ittifaklar kurar.

Gece olduğunda daha bir başına buyruktur. Karanlıkta alev daha parlak görünür, sesi daha keskin çıkar. Yangın, kendini dev aynasında seyreder gibi büyür.Sonra ses azalır, çıtırtılar yavaşlar, alevler geriye çekilir. Duman ağır ağır incelir, gökyüzü yeni bir ton bulur.

Orman suskundur artık; ne kuş sesi vardır ne rüzgârın hafif uğultusu. Sadece yanmış gövdelerin sıcaklığı ve o keskin, yanık koku…

Ormanda gölge veren dallar, artık simsiyah heykeller gibi kalır.

Sessiz adımlarla yangının geçtiği yere gelinir. Yanmış gövdelerin arasında yürünür. Ayakkabıların altından çıkan çıtırtılar, eski günleri hatırlatır.

Gün olur, toprağın içinde saklanan küçücük bir tohum uyanır. Minicik bir filiz, yavaşça yukarı çıkar. Yangın ona ne hikâyeler bırakmıştır…

Filiz, o hikâyeleri bilerek büyür!

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.