YASEMİN CEBECİ YAZDI
Bayram sabahı herkesin bildiği bir sessizlik vardır. Sokak süpürülmüştür, şekerler tabağa dizilmiştir, babalar tıraş olmuştur. Ama esas bayram, o kapı çalındığında başlar. Çocukken kapı çalınca önce kalbin çalardı. Şeker mi gelecek, harçlık mı? Şimdi kapı çalınca başka bir şey çalıyor içimizde. “Unutulmadım” hissi.
Bayramın büyüsü kolonyada değil, “Nasılsın?” diye sorulandadır. Çikolatada değil, “Uzun zamandır görüşemedik” itirafındadır. Telefonla aramak kolay ama bir fincan kahve için on dakikalığına uğramak, bayramı bayram yapan şey. Bu bayram herkesin derdi farklı. Kimi yetişemediği işi, kimi kırıldığı lafı, kimi uzaklardaki bir mezarı düşünüyor. O yüzden bayramı “mükemmel olmalı” diye zorlamayalım. Sofra eksikse de olur, tatlı yenirse de. Önemli olan o masaya oturan insanların birbirine tahammül etmesi.
Eğer dargın olduğun biri varsa, bayram bahane. “Hakkını helal et” demek için büyük konuşmalara gerek yok. Bir mesaj, bir el öpme, bir sessiz baş selamı yeter. Gurur, bayram sabahı kadar hafif bir şeyin önünde diz çöker.
Ve eğer yalnızsan… Bil ki bayram yalnızların da hakkıdır. Bir komşunun kapısını çal, bir huzurevine uğra, bir mesaj at. Bayramı beklemek yerine bayram ol. Çünkü bayram, verilince çoğalan tek şey. Kolonya az gelsin, muhabbet çok. Şeker fazla kaçsın, kırgınlık hiç olmasın. Kapın çalsın. Sen de bir kapı çal. Bayram öyle başlar.
İyi bayramlar.

