Gülnur Gürses: “Sanat bizleri bir araya getiriyor”

Türk Sanat Müziği alanında pek çok esere sesiyle hayat verirken kendi yorumuyla da unutulmaz kılan sanatçı Gülnur Gürses, Sarıyer Gazetesi’nin sorularını yanıtladı. Geçtiğimiz ay müzikseverlerle buluşturduğu Nihavent makamındaki “Denizde Akşam” eseriyle beğeni toplayan Gürses, kimi zaman klip yönetmeni koltuğunda yer alarak hayranlarını şaşırtmaya devam ediyor.

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Sanat yaşamında geçmişten bugüne edindiği tecrübeleri “Müzik benim için sadece bir ses değil, bir yaşam biçimi” şeklinde ifade eden Gülnur Gürses; “Türk Sanat Müziği’nin değişik eserlerini analiz ediyorum ve udum ile çalıyorum. Başarılı olabilmek, disiplinli bir şekilde çalışmakla mümkündür” diye konuştu.

Merhaba, nasılsınız? Sizi kısaca tanıyabilir miyiz? Gülnur Gürses kendisini nasıl anlatır?

İstanbul Nişantaşı’nda doğdum. Gençlik yıllarım ve okul hayatım Nişantaşı’nda geçmiştir. Müzik eğitimimi, İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuarında aldım ve mezun oldum. Mezun olduktan sonra da Müzik öğretmenliğine başladım.

Sanat yaşamınızda müzikle olan bağınız nasıl kuruldu?

Müzik, benim için sadece bir ses değil, bir yaşam biçimi, bir nefes alışverişiydi. Çünkü annem Güler Gürses, ses sanatçısıydı, hayatı müzik ile şekillenen bir kadındı. Evimiz, melodilerin ve duyguların buluştuğu bir yerdi. Annemin konserleri, provaları, sanatsal yolculukları, hepsi hayatımızın bir parçasıydı. Benim de müzikle bağım bu şekilde oluşmuştu.

Geçmişten bugüne kadar seslendirdiğiniz eserler içerisinde sizde hangisinin yeri daha özeldir?

Seslendirmiş olduğum eserlar arasında, en son söylediğim ve yakın zamanda klibini çektiğimiz “Denizde Akşam” adlı Nihavent makamındaki eserin enerjisini, notaların akışını ve sesime gidişini çok sevdiğim için özel bir eserdir.

Şarkıları yorumlamanızın yanı sıra bazı kliplerinizde yönetmen koltuğuna da oturduğunuzu görüyoruz. Bir müzisyen için kendi klibini yönetmek sizce nasıl bir avantaj sağlıyor?

Bazı şarkılarımın klip yönetmenliğini yaptım. Sanatçının klip yönetmesi, şarkının daha özgün ve kişisel olmasını sağlar ve sanatçı, kendi vizyonunu doğrudan ekrana yansıtabilir. Bu da dinleyiciler, sanatçının yaratıcı süreci ile daha derin bir bağ kurmasına yardımcı olur.

Eserlerinizin sizin sesinizden çıkıp sanatseverlere ulaşana kadar geçirdiği yolculuğun zorlukları ve keyifli yanları olarak aklınıza ilk neler geliyor?

Eserleri seslendirmeden önce notalarına, sözlerine, makamına ve melodisine bakarım. Ayrıca, udum ile çalıp söylerim. Sonrasında nasıl yorumlasam diye seslendirme çalışmalarına başlarım. Zamanla keyifli bir şekilde eseri yorumlarım.

Bir sanatçı olarak sürdürülebilir başarınız için neler yapıyorsunuz?

Farklı müzik türlerini dinliyorum. Türk Sanat Müziği’nin değişik eserlerini analiz ediyorum ve udum ile çalıyorum. Başarılı olabilmek, disiplinli bir şekilde çalışmakla mümkündür.

Günümüzde albüm yerine tekli çalışmalar müzik piyasasında daha çok yer alıyor. Bu konuda sizin tercihiniz ne oluyor?

Ben de günümüzdeki bu akıma uyum sağladım ve single çalışmaları yaptım.

Peki, yakında yeni bir albüm ya da sürpriz çalışmalarınız olacak mı? Türk Sanat Müziği alanında yorumlarınıza farklı türde eserler katmayı da düşünüyor musunuz?

Zaten yakın bir zamanda yeni bir çalışmam oldu. Nihavend makamında “Denizde Akşam” adlı eseri seslendirdim ve tüm dijital platformlarda yayındadır. Ayrıca aklımda tabii ki yeni bir çalışma vardır, çok sevdiğim bir eserin çalışmasına başlayacağız.

Gülnur Gürses boş vakitlerinde hobi olarak neler yapmayı sever?

Boş vaktim çok fazla olmamakla birlikte, Sanat Tarihi ile ilgileniyorum ve fotoğraf çekiyorum. Tabii ki kitap okumayı ve yürüyüş yapmayı da çok seviyorum.

Sarıyer deyince aklınıza neler gelir? Sevdiğiniz bir semt midir?

Sarıyer, İstanbul Boğazı’nın en güzel noktalarından biridir. Boğazın eşsiz mavisi, martılar ve balıkçı tekneleri ile dolu manzarası kendisine hayran bıraktırır. Özellikle sahilde yürüyüş yapmak veya bir çay bahçesinde oturup manzarayı izlemek bana keyif verir.

Çok sayıda esere sesinizle yeniden hayat verdiniz. Peki, daha önce başka bir sanatçı tarafından söylenen eserleri yorumlamak, hiç yorumlanmamış bir eseri okumaya göre daha mı zor?

Eserleri seslendirirken, kendi yorumum ile söylediğim için çok farketmiyor ve zorlanmıyorum. Sadece duyguyu dinleyicilere en güzel şekilde aktarmak için çabalıyorum.

Ülkemizde müziğin özellikle bir kadın sanatçı açısından hak ettiği yerde olduğunu düşünüyor musunuz?

Gerçek sanatçılara, kadın olsun, erkek olsun yeterince değer verildiğini düşünmüyorum.

Gelişen teknolojinin günümüzde sağladığı avantajlara bakacak olursanız; geçmişte dinlediğimiz ölümsüz eserlerin yerine hala yeterince iyi ve unutulmaz eserler konulamıyor olmasıyla yaşanan bu zıt durumun sebepleri sizce nelerdir?

Eskiden sanatçılar, daha çok sanatsal ifadeye ve kişisel gelişimlerine odaklanarak eserler ortaya çıkarmışlardır. Ancak, günümüzde özellikle sosyal medyanın ve dijital platformların etkisiyle, sanatçılar, daha hızlı bir şekilde geniş kitlelere ulaşma ve popüler olma peşinde koşmaktadırlar. Bu da, müziğin kalitesinden çok viral olma ve hızla tüketilme amacını öne çıkaran sebep olmuştur. Bu durum, kalıcı eserlerin ortaya çıkmasını zorlaştırmaktadır.

Sarıyer Gazetesi okurlarına iletmek istediğiniz bir mesajınız olur mu?

Sevgili Sarıyerliler; sanat, bizleri bir araya getiren, ortak bir dil oluşturan en güçlü araçtır. Her bir eser toplumumuzun duygu, düşünce ve hayallerini birleştirir. Sizlerden ricam, kültürel değerlerimizi daha yukarıya taşımak için Türk Sanat Müziği’ni dinleyelim ve sahip çıkalım.

Röportaj: Rukiye Ay

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.