Ayhan Çevik

Kötünün yükselişi

service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

“Kötünün yükselişi” dediğin şey aslında tek bir alanda değil; para, ekonomi, siyaset ve günlük hayatın ortak bir kırılması. Bu bir tesadüf değil, belli mekanizmaların sonucu.

Konuyu biraz açalım:

Para: Ahlâk değil hız kazanıyor

Eskiden “ayıp olur” diye yapılmayan şeyler, şimdi “yakalarsan senindir” mantığına döndü.

Çünkü sistem şunu ödüllendiriyor:

Hızlı kazanan

Kuralı esneten

Risk alıp başkasına yıkan…

İyi olan ise genelde:

Kurallara uyar

Yavaş ilerler

Vicdan hesabı yapar

Sonuç: iyi kaybeder, kurnaz kazanır gibi görünür.

Ekonomi: Değer değil algı satılıyor

Gerçek üretim yerine “hikâye satma” dönemi:

Şişirilmiş projeler

İç boş markalar

Reklamla büyüyen balonlar

Burada dürüst olan değil, ikna eden kazanıyor.

Yani hakikat değil, algı piyasası çalışıyor…

Siyaset: Hizmet değil güç oyunu

Siyasette iyi olmak çoğu zaman yetmez, çünkü:

İyi olan uzlaşır

Kötü olan bastırır

İyi olan düşünür

Kötü olan karar verir

Bu yüzden sert, manipülatif, hatta vicdansız olan daha hızlı yükselir.

Çünkü siyaset çoğu zaman bir erdem yarışı değil, güç savaşıdır.

 

Ticaret: Güven değil fırsatçılık

Eskiden “müşteri velinimettir” denirdi.

Şimdi çoğu yerde mantık şu:

“Bir kere kazıklayayım, sonra ne olursa olsun.”

Kısa vadeli kazanç uğruna:

Güven bitiyor.!

Kalite düşüyor.!

İlişki kopuyor.!

Ama ilk başta kazanan yine “kötü” gibi görünür.

Günlük hayat: Görünüş gerçeğin önünde

Sosyal medya çağında:

Dürüst: sıkıcıdır

Gösterişli: başarılıdır

Sessiz: değersizdir…

Günümüzde algı şu hale geldi:

“İyiysen görünmezsin, kötüysen dikkat çekersin.”

Peki gerçekten kötü mü kazanıyor?

Kısa vadede: Evet, çoğu zaman.

Uzun vadede: Hayır, çünkü sistem çürür.

Güven yoksa ekonomi çöker.!

Adalet yoksa devlet zayıflar.!

Ahlâk yoksa toplum dağılır.!

Yani “kötünün yükselişi” aslında bir yükseliş değil,

yavaş bir çöküşün belirtisidir.!!!

Son söz :

İyi susar, kötü bağırır

Meydanı boş sanır…

Ama unutur bir şeyi:

Çürük ağaç en hızlı büyüyen değil,

En hızlı devrileendir.!!!

Mizah bu ya:

 

“Bizim meczuplardan birisi,kasabanın tam ortasında bir gün eline eski bir terazi almış, bağırıyor:

— “Gel vatandaş! Adalet tartıyorum!”

Millet merak etmiş, yanaşmış.

Bir bakmışlar terazinin bir kefesinde altın, diğer kefesinde vicdan var.

Bir adam sormuş:

— “ula deli, bu neyin nesi?”

Meczup sakince demiş:

— “Bu yeni düzenin terazisi… Bak şimdi iyi izle.”

Altını koyduğu kefe yere çökmüş, vicdan havada kalmış.

Kalabalıktan biri gülmüş:

— “Eee deli, bu zaten belli şey…”

Meczup gözünü kısmış:

— “Hele dur, daha bitmedi.”

Bu sefer vicdanın olduğu kefeye biraz “doğruluk”, biraz “namus”, biraz da “hakkaniyet” koymuş…

Terazi yine oynamamış.

Kalabalık homurdanmış:

— “Bozuk bu terazi!”

Meczup kahkahayı basmış:

— “Terazi sağlam da…

Bu devirde tartılan şeyler değişti!”

Bir esnaf atılmış:

— “Peki bunun çözümü ne meczup.?”

Meczup teraziyi yere bırakmış, ayağıyla itmiş:

— “Çözüm mü?

Ya sen de altın koyacaksın kefeye…

Ya da bu teraziyi kıracaksın!”

Kalabalık susmuş…

En arkadan bir ihtiyar mırıldanmış:

— “Kıracak adam kalmadı evlat…”

Meczup dönüp son sözü çakmış:

— “He ya…

Herkes teraziyi eğmeye çalışıyor,

düzeltmeye değil.”

Meczuba deli muamelesi yapmakta başka bir kötülük değil mi.?Halbuki meczup doğruyu söylemiş.

Herkesin eğri olduğu bir düzende terazi de doğru tartmaz, iyilikte yaşamaz.!

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.