Evet, İnsanlığın susturulduğu bir çağda yaşıyoruz.
Sanki, her şeyin konuşulduğu ama kimsenin gerçeği dile getirmediği bir çağ…
*Bilgi var, ama hakikat eksik. Söz çok, ama cesaret yok. Ses var, ama insan sesi değil; algoritmalar, propagandalar, yankı odaları…*
Kimileri sessizliğe zorlanıyor,
Kimileri ise sustukça daha rahat yaşıyor.
*Çünkü konuşmak, vicdanı olanlar için bedel demek artık.*
“İnsanlığın susturulduğu bir çağda yaşamak” temasını hicivli bir fıkraya dönüştürecek olursak:
*Sessiz Adamlar Meclisi*
Bir gün insanlık toplanmış, yeni bir çağ ilan etmişler:
*“Konuşanın vay haline!””
*Konuşmak yasak, düşünmek şüpheli, soru sormak ise doğrudan suç!*
Bir köyde, suskunluğuyla meşhur Dilsiz Mehmet’i milletvekili yapmışlar.
– “Niye onu seçtiniz?” demiş gazeteci.
Köylü demiş ki:
– “Ağzını hiç açmıyor, tam bu çağın adamı!”
Meclis açılmış. Herkes kürsüye çıkıyor, ama bir şey demiyor.
Biri bir gün dayanamamış:
– “Arkadaşlar! Bu yanlış!” demiş.
Anında susturmuşlar, demişler ki:
– *“İnsanlık adına susmayı öğren!”*
Sonra bir yasa çıkarmışlar:
“Düşünmek İçin Ön İzin Kanunu”
Düşünmek isteyen, önce dilekçe verecekmiş.
Cevap üç yıl sonra gelirmiş:
– “Şimdilik düşünmeyin, sizi izliyoruz.”
En sonunda bir çocuk bağırmış:
– “Kral çıplak!”
O an ortalık karışmış.
Biri “Bu çocuk çok tehlikeli!” demiş,
Diğeri “Kim bu kral?” diye sormuş.
Ama kimse cevap verememiş… çünkü kral da konuşmayı unutmuş.
**ALLAH AKIL VERSİN *
Bir gün, ak sakallı, nur yüzlü bir dede, köy meydanında anlatacak bir fıkra olduğunu söyleyerek herkesi toplamış. Merakla etrafına üşüşen köylüler, dedenin anlatacağı fıkrayı sabırsızlıkla beklemeye başlamışlar.
Dede, sakalını sıvazlayıp derin bir nefes almış ve başlamış anlatmaya:
“Bir gece rüyamda cennete gitmiştim. Her yer yemyeşil, ırmaklar şırıl şırıl akıyor, kuşlar cıvıl cıvıl ötüyordu. Bir de baktım, Hz. İbrahim (a.s.) oturmuş, yanında da bir sürü insan var. Herkes sıraya girmiş, bir şeyler alıyor. Merak ettim, yaklaştım ve sordum: ‘Ey Halilullah, burada ne dağıtıyorsunuz?’
Hz. İbrahim gülümsedi: ‘Akıl dağıtıyorum evlat. Herkese birer ölçek akıl veriyorum.’
Ben de hemen sıraya girdim. Sıra bana geldiğinde, Hz. İbrahim bana baktı ve ‘Senin akıl dağıtımı bitmiş, sana akıl kalmadı’ dedi.
Şaşırdım, ‘Ama ben daha almadım ki?’ dedim.
Hz. İbrahim sakalını sıvazlayıp güldü: ‘Evlat, sen dünyaya gönderilirken sana iki ölçek akıl vermiştik. Sen onları da harcayıp bitirmişsin!'”
Köylüler kahkahalarla gülmüş, dede de gözlerini kısıp, “İşte böyle evlatlarım, akıl kullanmasını bilmek lazım!” demiş.
Fıkranın sonunda herkes gülmüş, ama içlerinden biri sormuş:
“Dede, peki sen akıllı olanları niye anlatmıyorsun?”
Dede gülümsemiş:
“Onları anlatacak akıl bana kalmadı evlat!”
*
Her akşam televizyon kanallarında her konumda uzman , her konuda ahkam kesen koca koca insanları anlayacak ve anlatacak akıl bende kalmadı.
Türk milletinin aklıyla alay eden zekâ küpü siyasileri anlayacak akılda, dilde bizde kalmadı…
Ama,olsun bakalım siz yine de anlıyormuş gibi yapın ve*Güle güle dinleyin!*
Ve de dua edin ,
*Allah akıl ve fikir versin biraz da izan* diye…
Dualarınızın kabulü dileğiyle sağlıcakla kalın.

