Ebru Gökçeler

Modern çağın sessiz yorgunluğu

service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Günümüz dünyasında insanlar hiç olmadığı kadar yoğun bir yaşam temposunun içinde. İş hayatının baskıları, ekonomik kaygılar, sosyal sorumluluklar ve sürekli başarılı olma zorunluluğu hissi birçok insanı fark etmeden tükenmişlik sendromuna sürüklüyor.

Başlangıçta sadece yorgunluk gibi görünen bu durum, zamanla kişinin hem ruhsal hem de fiziksel sağlığını etkileyen ciddi bir soruna dönüşebiliyor.

Tükenmişlik sendromu sadece çok çalışmanın sonucu değildir. Asıl problem, kişinin harcadığı emek ile aldığı karşılık arasında dengesizlik hissetmesi ve uzun süre kendini baskı altında hissetmesidir. Sabahları yataktan kalkmakta zorlanmak, yapılan işten keyif alamamak, sürekli halsiz hissetmek ve geleceğe karşı umutsuzluk duymaktır.

Teknolojinin hayatımızı kolaylaştırdığı düşünülse de, sürekli ulaşılabilir olmak tükenmişliği arttıran etkenlerden biridir. İş mesajlarının mesai saatlerinin dışında da devam etmesi, sosyal medyada başkalarının hayatlarıyla sürekli kıyaslama yapmak ve yeterince dinlenememek zihinsel yükü arttırmaktadır.

Bu noktada yapılması gereken ilk şey, yorgunluğu normalleştirmemektir. İnsan bedeni ve zihni dinlemeye ihtiyaç duyar. Kişinin kendine zaman ayırması, sınırlarını belirlemesi, hobilerine yönelmesi ve gerektiğinde profesyonel destek alması önemlidir. Çünkü tükenmişlik bir zayıflık değil, uzun süre ihmal edilen ihtiyaçların bir sonucudur.

İnsan bir makine değildir. Sürekli üretmek, yetişmek ve mücadele etmek zorunda kalmak, en güçlü bireyleri bile yıpratabilir. Bazen durup nefes almak, biraz yavaşlamak ve kendimizi dinlemek, yeniden güç kazanmanın en önemli adımıdır.

Hayatın değeri sadece yaptıklarımızda değil, kendimize gösterdiğimiz özen ve dengede de saklıdır.

Çünkü bazen hayata yetişmenin yolu, önce kendimize yetişmekten geçer.

***

KALBİME NOT

Sevgili kalbim,

Bugün sana biraz daha nazik davranmaya karar verdim. Herkese gösterdiğim anlayışı, biraz da sana göstereceğim. Her kırgınlığı içinde taşımak zorunda değilsin. Her gidenin ardından üzülmek, her yarayı saklamak, her yükü sessizce omuzlamak zorunda değilsin.

Biliyorum, çok yoruldun. Kimi zaman sustun, kimi zaman anlaşılmayı bekledin. Bazen de sırf güçlü görünmek için her şey yolundaymış gibi yaptın. Ama artık şunu bilmeni istiyorum: Güçlü olmak, her şeyi tek başına taşımak demek değildir.

Geçmişte kalanlara teşekkür et ve onları oldukları yerde bırak. Çünkü bazı insanlar hayatımıza kalmak için değil, bize bir şeyler öğretmek için gelirler. Bazı yollar da sonuna kadar yürünsün diye değil, yönümüzü değiştirsin diye çıkar karşımıza.

Bugün kendine biraz umut bırak. Henüz yaşanacak güzel günler, kurulacak yeni hayaller ve seni gülümsetecek sürprizler var. Hayat, tam da umudun bittiği yerde yeni kapılar açabilir.

Ve ne olursa olsun, kendini sevmeyi unutma.

Çünkü bu dünyada en uzun yolculuğun yine kendine doğru olacak.

Sevgiyle…

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.