Asya Doğan

Çocukluk Travmaları Geçmişte Kalmaz, Yetişkinliğimizde Konuşmaya Devam Eder

service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bir klinik psikolog olarak danışanlarımla yaptığım görüşmelerde sıkça şunu görüyorum: İnsanlar yaşadıkları bugünkü sorunların nedenini çoğu zaman yalnızca bugünde arıyor. Oysa bazen yetişkinlikte yaşadığımız kaygının, ilişkilerimizde tekrar eden çatışmaların, değersizlik hissinin ya da sürekli kendimizi kanıtlama çabasının kökleri, yıllar önce çocuklukta yaşadığımız deneyimlere uzanabiliyor.

Travma denildiğinde çoğumuzun aklına büyük felaketler ya da ağır fiziksel şiddet gelir. Ancak çocukluk travması bundan çok daha geniş bir kavramdır. Sürekli eleştirilen bir çocuk olmak, duygularının görmezden gelinmesi, koşullu sevgiyle büyümek, ihmal edilmek, ebeveynler arasındaki yoğun çatışmalara tanık olmak ya da kendini evinde güvende hissedememek de çocuğun ruhunda derin izler bırakabilir. Araştırmalar, olumsuz çocukluk yaşantılarının yetişkinlikte duygu düzenleme güçlükleri, güvensiz bağlanma örüntüleri ve psikolojik sorunlarla ilişkili olduğunu göstermektedir. (PubMed)

Çocuk zihni yaşadığı olayları yetişkinler gibi yorumlayamaz. Örneğin sürekli eleştirilen bir çocuk, “Annem babam bugün gergin.” diye düşünmez; bunun yerine “Demek ki ben yetersizim.” sonucuna varabilir. Yıllar geçse de bu inanç değişmeden kalabilir. İş hayatında aldığı küçük bir eleştiriyi kişisel bir başarısızlık olarak algılaması, ilişkilerinde sürekli terk edilmekten korkması ya da herkesi memnun etmeye çalışması tesadüf değildir. Çocukken geliştirdiği hayatta kalma stratejileri, yetişkinlikte artık ona hizmet etmese bile varlığını sürdürmeye devam eder.

Şema terapi tam da bu noktada bize önemli bir bakış açısı sunar. Çocuklukta oluşan olumsuz şemalar, kişinin kendisini, diğer insanları ve dünyayı algılama biçimini şekillendirir. “Yetersizim”, “Sevilmeye layık değilim”, “İnsanlara güvenilmez” ya da “Hata yapmamalıyım” gibi temel inançlar, fark edilmeden yaşamımızın direksiyonuna geçebilir. Böylece kişi aslında geçmişte öğrendiği bir senaryoyu bugünün ilişkilerinde tekrar tekrar oynayabilir.

Ancak burada önemli bir noktayı vurgulamak isterim. Çocukluk yaşantılarımız kaderimiz değildir. Geçmişimizi değiştiremeyiz ama geçmişimizin bugünümüz üzerindeki etkisini değiştirebiliriz. Beyin yaşam boyu öğrenmeye ve yeni deneyimlerle yeniden şekillenmeye açıktır. Güvenli ilişkiler kurmak, duygularımızı anlamayı öğrenmek, gerektiğinde psikolojik destek almak ve kendimize daha şefkatli yaklaşabilmek bu değişimin en önemli adımlarıdır. Bilimsel çalışmalar da güvenli bağlanma deneyimlerinin ve etkili duygu düzenleme becerilerinin, çocuklukta yaşanan olumsuz deneyimlerin etkilerini azaltabildiğini göstermektedir. (Springer Nature Link)

Belki de kendimize sormamız gereken soru şudur: “Bugün verdiğim bu tepki gerçekten bugüne mi ait, yoksa çocukluğumdan bugüne taşınan eski bir yaranın sesi mi?”

Bazen iyileşme, geçmişi unutmakla değil; geçmişi anlayıp bugünü onun gölgesinde yaşamamayı öğrenmekle başlar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.