filiz-ozkol-roportaj-rukiye-ay-sariyer

Filiz Özkol: “Astroloji merakı kendini tanıma isteğinden gelir”

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Astroloji denilince hepimizin aklına ilk gelen isimlerden Filiz Özkol, 40 yıldır burç yorumları ve astrolojiye dair anlattıklarıyla öne çıkıyor. Özkol, çocukluk yıllarında gazete ve dergilerden keserek biriktirdiği astroloji köşelerine duyduğu merakıyla bugüne kadar uzanan öyküsünü anlattı.

Geleceğimize duyduğumuz en büyük merak duygularının cevabını astrolojide neden arıyoruz, burçların yaşamımıza etkisini ne kadar dikkate alıyoruz ve tüm merak edilenleri bir araya geldiğimiz keyifli röportajda anlatan Özkol; “Astroloji benim yaşam biçimim. Herkesin astrolojiye merakı önce kendisini tanıma isteğinden geliyor. Astroloji kişiliğimize ve geleceğimizdeki olaylara en iyi ışık tutan daldır” dedi.

Filiz Özkol kendisini bize nasıl anlatır?

İzmirliyim, eğitim enstitüsü mezunuyum ve edebiyat öğretmeniyim. Ama herhalde edebiyat öğretmenliğinde gönlüm hiç yokmuş. Yazıyı çok da seviyorum ama İzmirli olduğumuz için şehrimizden çıkmak pek de istemiyoruz galiba… Anneanneme de çok düşkündüm. Radyo programcısı ve televizyoncuyum aynı zamanda gazeteciyim… Ama astroloji hepsinin üzerine çıkıp baş köşeye oturdu. Gazetecilik yıllarımda astrolojiyi çok iyi öğrendim. Ondan sonra da aşağı yukarı 40 yıldır (biraz yaşım çıkacak ama) astroloğum… Astroloji benim yaşam biçimim. Ama tabi ki sıfır kilometre astrolojiye başlamadım.

Peki, astrolojiye ilgi nasıl başladı? Mesela öncesinde burçlara ilginiz nasıldı, günlük, haftalık ya da aylık olarak takip eder miydiniz?

Henüz daha ilkokula gitmeden önce gazete köşelerinde ve yabancı dergilerde hep astroloji vardı. O yıllardan beri ben gazetelerde astroloji köşelerini kesip kesip defterimde biriktirirmişim. Hatta ilkokuldayken bir öğretmenim demişti ki “Ne garipsin! Herkes artist resmi biriktirir sen astroloji köşesi biriktiriyorsun.” Yani içimde ilgi hep varmış… 23 yaşından bu yana astrolojinin içindeyim.

 Astrolojinin insan yaşamındaki önemi nedir? Geleceğe duyulan merak duygusu mudur buna iten?

Herkesin astrolojiye merakı önce kendisini tanıma isteğinden geliyor. İnsanlar kendi yapısını ve kendi özelliklerini bir başkasının ağzından duyduğu zaman mutlu oluyor. Çünkü bizler kendi içlerimizde çelişkileri olan insanlarız. Biri bizi anlatsın bayılıyoruz. Mesela ben “Beni bana anlat” başlıklı bir köşe yazısı yazmıştım. Birisi size sizi anlatmalı çünkü bu sizi mutlu ediyor. Aynı zamanda kendinizle yüzleşmenizi sağlıyor. Astroloji kişiliğimize ve geleceğimizdeki olaylara en iyi ışık tutan daldır. Çünkü istatistiksel bilim dalı yüzyıllardır hatta mitolojik zamanlardan beri var. Bunu tanıtan Babilliler olarak kabul ediliyor ama her ülkenin kendisine göre bir astrolojisi var. Ama sonuç olarak aynı kapıdan içeriye giriyor ve hepimiz astrolojinin tabağında birleşiyoruz.

Türkiye’de astrolojiye ilgi nasıl sizce?

Türkiye’de astroloji çok var ama ham şekilde… Mesela insanlar yeni bir model elbise çıkınca kendisine yakışıp yakışmadığına bakmadan nasıl alır ve giymek isterse astrolojiye kendini meraklı gören de “yeteneği var mı ve yorumlayabilir mi” diye hiç düşünmeden dalıyor… Astrolojiyi sanki daha çok magazinsel görüyor. Magazin güzeldir ama magazinsel olaylar gelip geçicidir. Ama astroloji yüzyıllara dayanan bir alandır. Magazin olma özelliği de yoktur. Astronomi bilimiyle yan yana ve iç içe gider. Bunu sorduğun için söylüyorum; astroloji Türkiye’de sanki aşkını ya da merak ettiği birçok konuyu öğrenebileceği bir eğlence alanı gibi görülüyor.

Yani en çok merak edilen aşk ve ilişki konuları diyebilir miyiz?

Tabi ki aşk konuları… Çünkü insan ilişkileri çok önemlidir. Son yüzyılda bakıyoruz sürekli evlenme ve boşanmalar var. Aşklar başlıyor ve kısa sürede bitiyor. Bunun ne baş, ne de sonu var. Hiçbir ilişki rayında gitmiyor. Bunu da en iyi çözümleyecek olan zannediyorlar ki astroloji! Astroloji her zaman senin istediğin sonucu değil de kendi cevabını verir. Bazen bu cevap hoşlarına gitmediği zaman astrolojiyi beğenmez ama astroloji onların istediğini verdiği zaman da baş tacı ederler.

Evlenmeler ve boşanmalar dedik, peki bunların cevabını astrolojide ararken karşımıza neler çıkıyor?

Her ilişki 7 senede bir level atlar. Çünkü Uranüs 7 yılda bir burç değiştiriyor. Eğer sizin ilişkiniz Uranüs dönemlerinde başlamışsa, 7 yılı tamamlamasına kaç yıl var diye sayarak da hesaplayabilirsiniz. Örneğin tam Uranüs’ün ortasında evlenmişseniz ve 4 yıl sonra Uranüs bitecekse evliliğiniz de tehlikeye girecek demektir. Eğer 1 yıl sonra bitecekse bu tehlike daha yakın demektir. İlişkiler 7 yılda bir sorgulamadan geçer ve buna Satürn de yardım eder. Eğer bu testler başarıyla sonuçlanırsa ilişkiler level atlaya atlaya yıllara dayanır. Ama bazen bitmesi gereken ilişkileri de astroloji söyler. Bakıyoruz günümüzde birçok aşk ve evlilikler bitiyor. Bunda astrolojinin kabahati yok. Sadece astroloji bunların sinyalini veriyor. O ilişki zaten bitecektir, astroloji bunun matematiğini anlatıyor.

İlişkiler arasındaki burç uyumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Gerçekten burç uyumu var mıdır?

Burç uyumundan çok harita uyumu çok önemlidir. Herkesin kişisel bir haritası vardır. Kadın ve erkeğin arasındaki bazı logolar birbirini tamamlarlar. Mesela bu haritada kadının Mars’ına erkeğin de Venüs’üne bakılır. Ay durumlarına bakılır ve aylar duygusallığı, içsel dünyaları belirler. Mars beğendiği erkek tipini, Venüs de erkeğin beğendiği kadın tipini ortaya çıkarır. Ama bunun yanı sıra Merkür uyumuna da bakılır. Merkür konuşma ve iletişim dilidir. Birinin Merkür’ü Boğa’da ise diğerinin İkizler’de ise biri az konuşur diğeri devamlı konuşur. Şimdi bunlara bakınca bu ilişkinin yürümemesi gerekir ama kadının Mars ve Venüs’ü birbirine uyuyor. O zaman da diyorsun ki bunlar ara sıra kavga etseler de ana temalarda birbirleriyle anlaşırlar.

Öyleyse astrolojik açıdan çok benzer olmak uyum gibi düşünülse de monotonluğa neden oluyor, ilişkilerde aslında farklı olmak gerekiyor diyebilir miyiz?

Tabi ki… Birbirine çok benzer ve örtüşen gezegenlerin halleri bir süre sonra sıkıcılık getiriyor. Çarpışma yok, heyecan yok, sıkıntı yok… Galiba biz biraz da sıkıntılı hayatı ve çarpışmayı seviyoruz. Çok iyi anlaşmaya da başlasanız ilişki yön değiştiriyor. Herkes arayışa geçiyor ve 7 yıl sonra da o ilişki bitebiliyor. Çünkü herkes diyor ki “ilişkide heyecan kalmadı.” Yani heyecan şart biraz da astrolojik uyumlarda…

Burçların insan yaşamına etkisi nedir? Her burç yüzde kaç gösteriyor o kişinin karakterini?

Yüzde 90 gösteriyor. Yani yüzdesi baya fazla ve geriye kalanı için de haritanın bütününü okumak gerekiyor. Çünkü sadece burçlara göre yorumlarsak 12 çeşit insan var ve dünyada bütün insanlar 12 çeşitte toplanmış demiş oluruz. Ama böyle bir şey yok! Bir insanın aynısından bir daha doğması için 26 bin sene geçmesi lazım! Biz daha düşünün 2000’li yıllardayız. 26 bin sene sonra aynı çocuk tekrar doğacak. Bunun da matematiği o yıllarda nasıl olacak bilemeyiz. Karmaşık gerçekten…

Peki, yaklaşan retro ve döngülerle bazen hepimiz için sıkıntılı süreçler oluyor. Pandemi süreciyle birlikte sıkıntılar arttı bununla ilgili yorumlarınız neler?

Bazı gezegenler 80 yıllık ve 350 yıllık döngüler yaşatır. Bu döngülerden geçeriz. Dünyada binlerce pandemi dönemi oldu. Koronavirüs de bizim dönemimize rastladı. Bir daha hiçbir şekilde Plüton, Jüpiter ve Satürn bu kadar birbirleriyle yakınlaşmayacak. Sonuç olarak bir daha 350-400 yıl sonra aynı konumda bir araya gelecek. Bakalım o yıllarda nasıl bir pandemi çıkacak!

Burçlar karakterleri etkiliyor. Bu açıdan baktığımızda meslekleri ve başarıyı da etkiliyor. Bu etkiler göz önüne alınarak önerileriniz neler olur?

Aslında her harita kendi başarısını ve başarısızlığını gösterir. Çünkü haritanın bulgularında bu vardır. İstediğin hiçbir şey senin haritanda olmayabilir! Bu sadece bir istektir. Örneğin Venüs’ün olduğu burçlarda biz bir şeyleri çok isteriz ama Merkür ve Satürn’e bakarız size onu verecek mi diye… Ay ve Venüs hevesleri gibi geçici hevesler vardır. Bir de kalıcı istekler vardır. Satürn sizi belirler. Mars ise sizin çalışmanız gereken konuları belirler. Haritamız kendi bildiğini okur. O nedenle bazı istekler hobi olarak kalabilir. Ama bize 3-5 seçenek verir. Bunların arasında dolaşmanız gerekiyor. O seçeneklerin dışına çıktığınız zaman başarısız oluyorsunuz ve bir heves olarak kalıyor. Hevesle gerçeklerin arasındaki bulguları çok iyi bulmamız gerekiyor. Buna da astroloji haritamız yardımcı oluyor.

Pandemiyle birlikte zor bir yıl daha geçirdik. Peki, önümüzdeki süreçte sizce bizleri neler bekliyor?

Bu pandemi süreci 2022 senesinin bahar aylarına kadar devam edecek. Çünkü Jüpiter Koç burcuna geçtiği zaman bir şey bitip yeni bir şey başlar. Pandemiyi ne kadar doğru yönetirsek o kadar çabuk kurtuluruz. Dünya nüfusu çok fazla olduğu için pandemilerde denetim altında tutabilmek de zor. Eskiden olsa çok daha çabuk kontrol altına alınırdı. Bu süreç biraz daha uzayacak gibi görünüyor. Gezegenler bu konuda bize sinyaller veriyor. Plüton 2008 senesinden beri bizi ikaz ediyordu. Dünya kötüye gidiyor bence. Aslında insanlığın algısıyla gezegenlerin algısı beraber ilerliyor. İnsanlar gezegenlerin algısını ne kadar iyi hisseder ve ona göre davranırlarsa dünyayı çok iyi düzeye geçirecek. Eksi evrimleşme ve artı evrimleşme vardır. Dünya hiçbir şey kaybetmez eğer eksi bir evrimleşme olursa ve kendisini yeniler. Çünkü dünyada hiçbir şey durmuyor ve hayat devam ediyor. Kaybolan insan hayatlarıdır. Kendimize güzel bir dünya hazırlamak zorundayız. Yoksa bizden sonraki nesillerin yaşayacağı eksileri dünya yine kendi içinde tamir eder.

Astrolojinin doğru yorumlanması gerekir dediniz. Kişinin doğru okuyabilmesi için kendisine neler katması gerekir?

Astrolojinin temel derslerini almaları ve birazcık da bilgi sahibi olmaları gerekiyor. Mutfağa gidip hemen iyi bir aşçı olamazsınız ama çok güzel bir menemen yapabilirsiniz. Onun gibi düşünürsek çok iyi bir astrolog olamazsınız ama astrolojinin temel olgularını bilirseniz hiç olmazsa karşınızdaki kişiyi suçlamamayı, kendinizi daha iyi tanımayı ve ilişkilerinizi daha iyi yönetmeyi öğrenebilirsiniz. Şart değil geleceğim ne olacak diye bilmek! Astroloji her zaman kehanet sunmaz size… Ama şimdiki zamanınızı doğru kullanmanızı sağlar ki gelecek zamanları iyi yaşayın diye… Aslında şimdi ile ilgili de çok şey bilmiyoruz ama genelde gelecek merak ediliyor. Geleceği de şu anda yaptıklarımız belirliyor. Şu anda her şeyi doğru kullanırsak geleceğimiz de zaten doğru bir şekilde gelecektir. Ay burcumuz nerede, şu anda Merkür nasıl, Venüs hangi konumda. Tüm bunları çok iyi öğrenirsek ve iyi kullanırsak gelecek yatırımımızı daha iyi yaparız. Şunun gibi düşünün paranızı tasarruflu kullanırsanız birikimleriniz çok iyi olur.

Kavgaların ve olumsuz süreçlerin yaşandığı döngülerde neler önerirsiniz?

Her zaman astrolojinin bir yan gezegeni vardır. Neptün gezegeni size sakinlik vaat eder. Neptün özelliklerini kullanalım ve o hangi evde ise orada sakin olmaya çalışalım. Mesela benim haritamda Neptün, Terazi burcunda ve birinci evde. İnsanları dinlemeye, kendimi anlatırken dikkatli olmayı, insan kalbi kırmamayı ve bana anlatılan her şeye aldanmamayı öneriyorum. Benim haritamdaki düstur budur ama sizin haritanız hangi evleri etkiliyor bilemeyiz. Uranüs size hangi konularda fırsat verecek hangi konularda fırsatı elinden alacak? Satürn nerelerde zorlayacak? Bunları bilirsek, yani yola çıkarken navigasyonu açıp da hangi yollardan gideceğimizi bilirsek en iyi yolu seçerek astrolojiyle uyumlu bir şekilde ilerlemiş oluruz.

Peki, yaşamın tüm olumsuzluklarını olumlamaya çalışırken bize navisgasyon olarak neler yol gösterebilir?

Olumsuzluklar dingin olmamızı ve birazcık güçlenmemizi sağlıyor. Çünkü rehavet ve rahatlık her zaman için insanlara iyi bir şey olarak gelmemiştir. Mutluluğa hazır olalım ama mutluluğumuzu bozacak şeylere de hazır olalım. Her zaman tetikte olalım. Ama mutsuzluğun da aşırı bir şekilde bizi sıkıştırmasına izin vermeyelim. Çünkü dünyada artı ve eksi birlikte ilerler. Eksi çoğaldığı zaman artı devreye girer. Artı çoğalınca eksi devreye girer. Biz yaşamda bunu dengeleyebilirsek acılarına rağmen zevk almayı öğreniriz. Son yıllarda dünya bunu uygulayamıyor. Egolar o kadar yükseldi ki! Plüton Oğlak’a geçtiğinden beri insanlarda toprak egosu başladı. Daha çok toprağım olsun, daha çok malım olsun. Mal mülk sahibi olmak! Aslında Plüton bunu bilerek yapıyor. Bakın geçmişe bir çok toprak sahibi olan ülkeler Roma İmparatorluğu, Osmanlı İmparatorluğu bu kadar topraklara sahip olduktan sonra niye kaybetmiş? İşte bunlar Plüton yanıltmalarıdır! Size önce bol bir maddiyat sunar sonra da onu geriye alır! Plüton yüksek bir ego veriyor insana. Sen büyüksün, sahip olmak zorundasın derken o güç bizim gözümüzü kapatıyor. Ama bunun için de kararlı olup ne istediğini biliyorsan kendini çok iyi idare edebiliyor ve onun altından kalkabiliyorsun.

Sarıyer deyince aklınıza neler geliyor?

Ben İzmirliyim ama Sarıyer benim için muazzam güzel bir yer. 20 senedir İstanbul’da yaşıyorum. Eğer kafamda, ruhumu dinlendirecek ve kendimi bulacak, içselliğimi güçlendirecek ve hatta köşe yazımı yazacak bir semt arasam kesinlikle “Sarıyer” derim. Yıllardır Sarıyer’e gelip gidiyorum. Çok güzel mekanları da var. Hem İstanbul’un içinde hem dışında… İnsan bu kadar muazzam cennet gibi bir köşeyi bulamaz.

Filiz Özkol: “Astroloji merakı kendini tanıma isteğinden gelir”

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Giriş Yap

Sarıyer Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, kayıt olmak tamamen ücretsiz ve hızlı!