Hayatla iletişimi nasıl kurmalıyız?

Abone Ol
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Her gün milyonlarca insanın yaşadığı bu dünyada güne merhaba deyip, akşam olana kadar koşturup duruyoruz. Hayatla sürekli bir iletişim halindeyiz.

Kimi zaman iş yoğunluğu kimi zaman da saatlerin hızla akıp gitmesiyle hayatta kaçırdığımız birçok şey oluyor elbette… Ünlü yazar Goethe’nin çok beğendiğim bir sözü; “İnsanlar önce para kazanmak için sağlıklarını, sonra da sağlıklarını korumak için paralarını harcarlar” der.

Çok doğru… Uykularımızı böldüğümüz sabahlar, atıştırarak geçirdiğimiz öğünler, içmeyi unuttuğumuz su ve hatta bazen almayı ertelediğimiz derin nefesler… Sağlığımızı bozuk para gibi harcıyoruz! Sonra da sağlığımızın tam anlamıyla yerinde olmadığı bir günde hayata daha farklı bir pencereden bakıyoruz. İçinde bulunduğumuz durum her ne kadar negatif olsa da o pencere biraz da yaşamın pozitif taraflarını da görebilmemizi sağlıyor. Ufak tefek şeyleri dert etmek yerine çözüm üretebilmeyi, hatta akışına bile bırakabileceğimizi öğreniyoruz. Karşımızdaki insanın tavırları her ne kadar olumsuz olsa da içselleştirmeden geçiyoruz. Bunu sağlayan şey sağlık kavramının önemi ve elbette ki değeridir.

İnsan yaşamının en değerli yanı empati kurabilme yeteneğine sahip olmaktır. Empati aslında karşımızdaki tüm canlıları anlayabilmek için bize bir anahtar sunar. Yaşarken kendimizi psikolojik ve fiziksel olarak korumak için duvarlar öreriz. O duvarları kapılarla böleriz ki dışarıya çıkabilelim. İşte bir insan eğer empati kurarak karşısındaki kişiyi anlayabilirse o kapıları anahtarla açıp düşüncelerimize ulaşabilir. Böylece yanlış anlama kavramı geçerliliğini yitirir ve sözlerinizin karşınızdaki kişiyi ne kadar kırdığını ya da sevindirdiğini anlarsınız. Yürüdüğünüz yolda sözlerinizi umarsızca, ağzınıza ilk geldiği şekliyle savurursanız canları kırarsınız! Can kırıkları da elbette cam kırıkları gibidir. Mümkün değildir ki gelip de yüreğinize batmaması!

Kötülük kimsesizdir oysa iyiliği sahiplenen çok olur. Öyleyse neden iyilikler artmıyor dersiniz? Çünkü iyilik emek istiyor, vefa istiyor. Peki, ya kötülük… Durup dururken birisine egondan bir tutamla harmanlayıp kötü bir laf etsen o da kötülük değil midir? Gurur ile kibir arasındaki ayrıma iyice varıp, canları kırmadan yol almanız dileğiyle. İlkbahar gelsin, içimizde çiçekler açsın, pandemi sona ersin ve baharı maskesiz bir şekilde doya doya içimize çekelim. Hayatla kuracağınız iletişimde huzur, barış, iyilik diliyorum…

Sevgiyle kalın.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Giriş Yap

Sarıyer Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, kayıt olmak tamamen ücretsiz ve hızlı!